MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2022 / ****
Karar Tarihi **.11.2022
Karşı OyYok
Dava Konusu: Marka

Karar Metni

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.04.2019 tarih ve 2018/277 E- 2019/159 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.03.2021 tarih ve 2019/1125 E- 2021/337 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 2000/07235, 2015/97233 sayılı “Orhan”, “Orhan TÜRK KAHVESİ 1945+şekil” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “HACIORHANEFENDİ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2017/66596 kod numarasını alan başvuruya davacı tarafından yapılan itirazın, YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarıyla karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzer olduğunu, davacı markalarının tanınmışlığından haksız yararlanılacağını, dava konusu marka başvurusunun davacının markasının tanınırlığından yararlanmak amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-4088 sayılı kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Altıncezve Gıda Konfeksiyon Tekstil San. Tic. Ld. Şti. vekili, davalı tarafından tescili talep edilen “HACIORHANEFENDİ” ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, haksız yarar sağlanacağı ve markanın itibarına zarar vereceği iddialarının dayanaksız olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru kapsamındaki bir kısım mallarla davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mallar arasında benzerlik bulunmakta ise de taraf marka işaretleri arasında hem görsel hem de telaffuz olarak benzerlik bulunmadığından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi koşullarının oluşmadığı, davalı şirketin marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; “HACIORHANEFENDİ” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “ORHAN” asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruda yer alan “ORHAN” ibaresinin, ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir isim olduğu ve sırf bu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının iltibasa yol açmayacağı, öte yandan dava konusu başvuruda da “ORHAN” ibaresinin öne çıkarılmayıp bir bütün olarak başvurunun “HACIORHANEFENDİ” ibaresinden oluştuğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/11-696 esas, 2016/778 karar ve 08.06.2016 tarihli kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, davacı vekilinin, dosyaya sundukları uzman görüşünün dikkate alınmadığı yönündeki istinaf itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...