MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2022 / ****
Karar Tarihi **.12.2022
Karşı OyYok
Dava Konusu: Menfi tespit

Karar Metni

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.12.2019 tarih ve 2018/598 E- 2019/988 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.04.2021 tarih ve 2021/233 E- 2021/656 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya 28/04/2018 tarihli, 80.500,01 TL ile 10/06/2018 tarih, 79.952,00 TL miktarlı faturalara konu emtiaların satılarak teslim edildiğini, davalı tarafından da faturalara konu emtia bedellerinin ödendiğini, davalının söz konusu faturaları yapılan tüm şifahi uyarılara ve yasal zorunluluğa rağmen kayıtlarına işlemediğini ileri sürerek, müvekkilinin fatura bedelleri olan 160.452,01 TL tutarında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı şirketin vergi incelemesine alınması sebebiyle söz konusu faturaları ticari defterlerine kaydetmediğini, vergi incelemesi bitince faturaların deftere kaydedileceğini, davacının davaya konu faturalar nedeniyle müvekkiline borçlu olmadığını, söz konusu faturalara konu malları teslim alıp bedelini ödediklerini, malların ayıplı olması gibi bir durum nedeniyle iade işlemi de yapılmadığından işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında demir alım satımı nedeniyle ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından satışı yapılan malların davalıya teslim edildiği, satışa konu mallar yönünden düzenlenen faturaların ise davacıya iade edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıya borçlu göründüğü, İİK’nin 72/2. maddesi ile HMK’nin 114/1-h maddeleri birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibari ile davacının kayıtlara göre davalıya borçlu görünmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalının dava konusu faturalara konu malları teslim aldığını ve bedelini ödediğini belirterek faturalar nedeniyle herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını beyan etmesi karşısında davanın konusuz kaldığı, dava tarihi itibariyle oluşan durum nedeniyle davacı iş bu davayı açmakta haklı olduğundan davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunmasının şart olduğu, somut olayda, davacının davaya konu iki adet fatura tahtında davalıya demir sattığı ve teslim ettiği, davalının faturaya konu malları teslim almasına rağmen kayıtlarına işlemediği ancak fatura bedellerini banka havalesi yoluyla davacıya ödediği, belirtilen hususun ihtilafsız olduğu, davalı yanın, davadan önce davacıya avans ödemesi yapıldığı ve mal teslim edilmediğinden bahisle herhangi bir ihtar, ihbar, icra takibi vs. gibi bir işlem yapılmadığı gözetildiğinde işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...