Karar Metni
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1522 Esas, 2021/785 Karar
DAVA TARİHİ : 28.03.2017
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/124 E., 2018/186 K.
Taraflar arasındaki … (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “…” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahısça yapılan 2015/74133 sayılı “ek-on” ibareli marka başvurusuna, iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına dayalı olarak yapmış oldukları itirazın nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini ileri sürerek davalı Kurum kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı …, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalının “ek-on” ibareli başvuru markasıyla davacının “…” ibareli tescilli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 39 uncu sınıftaki hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının “ek-on” ibareli başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının “…” ibareli 39 uncu sınıfta tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama tüketici nezdinde davacı tarafın “…” ibareli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalı tarafın aynı emtia sınıfına sahip “ek-on” ibareli markalı hizmeti satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, hedef tüketici kitlesi açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşulu oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 2017-M-1371 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2015/74133 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının markası ile davacının itiraza mesnet markaları karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalının başvuru markasında itiraz markalarıyla kıyaslanamayacak derecede farklı şekil unsuru ve renk kombinasyonu bulunduğunu, başvuru markasının itiraz markasından punto ve renk olarak tamamen ayrıştığını, başvuru markasının itiraza mesnet markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak çağrıştırmasının mümkün görünmediğini, somut olayda 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki şartların oluşmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile aynı KHK’nın 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, marka başvurusuna nispi nedenlerle yapılan itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Kurum vekilince yapılan istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir.
2.Marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca karıştırılma ihtimalinin tespitinde, önceki tescilli marka ile itiraz olunan sonraki marka arasında hem işaretsel benzerlik hem de tescil kapsamında kalan mal veya hizmetler arasında ilişkilendirme ihtimalini kapsayacak ölçüde benzerlik bulunması gerekmektedir. Markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı için işaretsel benzerlik testi yapılırken markalar görsel, işitsel ve anlamsal yönden karşılaştırılmalı ve ortalama tüketici kitlesinin bütüncül ve genel intibası dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
3.Somut olayda, davacının itirazına mesnet tuttuğu markaların esas unsuru “…” ibaresi olup bu ibare, TDK sözlüğüne göre, “bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem veya akım, okul” (https://sozluk.gov.tr/) anlamına gelmektedir. Buna mukabil başvuru markası ise “ek-on” ibaresinden oluşmakta olup ortalama tüketici tarafından “herhangi bir şeyin onuncu eki” olarak anlaşılacaktır. Taraf marka işaretleri arasındaki belirtilen anlamsal farklılık ise markalar arasında ayırt ediciliği sağlamaya ve ortalama tüketicinin farklı kaynaklardan gelen iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilmesine yeter düzeydedir. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemecelerince, taraf marka işaretleri arasında işletmesel bağlantılandırma ihtimali de dahil olmak üzere iltibas tehlikesi bulunmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, temyiz edenin sıfatı ve usuli müktesep haklar gözetilerek YİDK kararının iptali davası hakkında verilen hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...