Karar Metni
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili ve fer’î müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … Madencilik A.Ş.’ye 24.04.2007 tarihinde kullandırılan 3.750.000,00 Euro, … Briket A.Ş.’ye 17.08.2007 tarihinde kullandırılan 2.000.000,00 TL, … Briket A.Ş.’ye 20.09.2007 tarihinde kullandırılan 20.000.000,00 TL ve Ege Gıda Ltd. Şti.’ye 20.09.2007 tarihinde kullandırılan 20.000.000,00 TL’lik krediye müvekkilinin imzası olmadan kefil olarak sahte imzalar atıldığını, ayrıca yine davalı Akhisar Tapu Sicil Müdürlüğünde imzalanan resmi ipotek senetlerindeki imzaların da müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek söz konusu belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespitini, kefilliğinin iptaline, davalının kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesini ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ipotek senetlerinin tesis tarihinde … Madencilik A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, diğer davalı Vakıfbank ile kredi ilişkisi ve işletmeye para girişi sağlanmış olması karşısında bu kredi sözleşmelerinden habersiz olamayacağını, Manisa/Akhisar Ballıca Köyü 4395 ve 4443 parsel sayılı taşınmazların … Madencilik A.Ş. adına kayıtlıyken ipotek edildiğini, taşınmazların 24.07.2009 tarihinde Vakıfbank’a 2.880.800,00 TL ve 246.200,00 TL bedelle satışının yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Fer’î müdahil vekili; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, imza inkârı ile çok sayıda dava açtığını, davacının da şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olup süreçten haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istenmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 25.06.2013 tarih, 2012/963 E. ve 2013/367 K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Onama Kararı
Dairemizin 21.11.2013 tarih, 2013/14380 E. ve 2013/18680 K. sayılı kararıyla görevsizlik kararı onanmıştır.
C. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 22.11.2017 tarih, 2014/715 E. ve 2017/1176K. sayılı kararı ile gerek İstanbul Adli Tıp Kurumu Fiziki İhtisas Dairesi Başkanlığının 16.05.2016 tarihli raporu ve gerekse Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığının 30.05.2017 tarihli raporunda alınan ve ihtilaf konusu olmayan belge asılları üzerinde yapılan incelemelerde davaya konu 24.04.2004 tarihli 3.750.000,00 euro bedelli kredi ile yine … Ltd. A.Ş. lehine kullandırılan 17.08.2007 tarihli 2.000.000,00 TL bedelli kredi, yine … Ltd. A.Ş. lehine 20.09.2007 tarihinde kullandırılan 20.000.000,00 TL bedelli kredi ve Ege Gıda Ltd. Şti. lehine kullandırılan 20.09.2007 tarihli 20.000.000,00 TL bedelli kredi sözleşmelerinde bulunan kefil imzasının davacıya ait olmadığının tespit edildiği, diğer imzaların sahteliğinin incelenmesinin ise davamızın konusu olmadığı, mevcut delil durumuna göre genel kredi sözleşmesindeki imzaların davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, 08.06.2018 tarihli ek karar ile temyiz harcı ödenmediğinden fer’î müdahil vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen asıl kararına karşı süresi içinde davacı vekili adli yardım talepli olarak, davalı vekili ve fer’î müdahil vekili, ek kararına karşı fer’î müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; adli yardım talebinin olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ifade ederek kararın bu yönüyle bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıya ait imzaların basit tersimli olduğunu, raporların kesin kanaat bildirmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının kredilere ilişkin tüm süreçten haberdar olduğunu ifade ederek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Fer’î müdahil vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; davalı yanında davaya katıldığını, davalının harçtan muaf olduğunu, aksi düşünülse dahi nispi temyiz harcının davalı tarafından yatırıldığını, müvekkilinde harç istenmesinin haksız olduğunu ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını ve temyiz itirazlarının incelenmesini istemiş, asıl temyiz dilekçesinde özetle; imzaların davacıya ait olduğunu, ayrıca 2011 tarihli borç yapılandırma sözleşmesi bulunduğunu, davacının genel kredi sözleşmelerinden dolayı borçlu olduğunu ifade ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi,
3. Değerlendirme
1.Mahkeme kararına karşı fer’î müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuş ancak mahkemece muhtıraya rağmen nispi temyiz harcının ödenmediği gerekçesiyle 08.06.2018 tarihli ek karar ile fer’î müdahil vekilinin 22.05.2018 tarihli temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de, fer’î müdahilin başvurucu harcı yatırmak suretiyle temyiz isteminde bulunmasında hukuka aykırılık olmadığı, buna rağmen mahkemece nispi temyiz harcı yatırılmadığından temyiz talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı, bu sebeple mahkemenin 08.06.2018 tarihli ek kararının kaldırılıp fer’î müdahil vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
2.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin ve fer’î müdahil vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları temyiz itirazları yerinde değildir.
3.Dava, kredi sözleşmelerine kefil sıfatıyla kendisi atfen atılan imzalardan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının imzaları ile takibe dayanak sözleşme tarihlerinin öncesi ve sonrasını içeren belge asılları da eklenmek suretiyle yapılan incelemeye dair raporlarda, davacıya atfen atılan imzaların basit tersimli olması nedeniyle davacı tarafından atılıp atılmadığı kesin olarak tespit edilememiştir. Bu durumda, davalı bankanın imzanın davacıya ait olmadığını bile bile kötü niyetli takip başlattığı ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının kötü niyet tazminat talebinin reddi gerekirken, itirazın iptali davası açılmadığından bahisle tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmiş haliyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...