Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/298 Esas, 2021/319 Karar
Muhakemat Müdürlüğü vekili Avukat …
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 5 şirket aleyhine açtığı fesih ve tasfiye davalarının kabul edilip müvekkilinin de tasfiye memuru olarak atandığını, bu görevin yerine getirilmesine başlanmasına rağmen uzun süre tasfiye ücretinin ödenmediğini, bu yüzden müvekkilinin tasfiye memurluğundan istifa ettiğini, birikmiş tasfiye memuru alacağı bulunduğunu ileri sürerek, toplam 50.400,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, talep sonucunu 51.772,00 TL’ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunarak tasfiye memurunun ücretini müvekkilinden talep edemeyeceğini, ancak tasfiyesine karar verilen şirketin tasfiye masasından talep edebileceğini, davacının talebinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 27.12.2016 tarih, 2016/238 E. ve 2016/578 K. sayılı kararı ile davanın 10 senelik zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımını kesen müracaatlar mevcut olduğu gibi 10 yıllık zamanaşımının da sona ermediği, aldırılan bilirkişi raporuyla davacının toplam 51.772,00 TL alacağı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 14.11.2018 tarih, 2017/1164 E. ve 2018/7054 K. sayılı kararıyla, mahkeme kararının gerekçeden yoksun olup denetime elverişli olmadığı, mahkemece zamanaşımının 10 yıl olduğu değerlendirilmiş ise de 10 yıl olarak kabul edilmesinin gerekçesinin açıklanmadığı, mahkemece atanan tasfiye memurunun tasfiyesi süren şirket ile ilişkisinin hukuki niteliğinin 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 386 ncı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 502 nci maddesi hükümleri uyarınca vekalet ilişkisi olup işbu davada da bu ilişkiden kaynaklanan ücret alacağı talep edildiğine göre, istemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmesinde 818 sayılı Kanun’un 126 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 6098 sayılı Kanun’un 147 nci maddelerinin nazara alınması gerektiğinden karar davalı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 14.10.2021 tarih, 2020/298 E. ve 2021/319 K. sayılı karar ile davanın tasfiye memuru ücret alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının tasfiye memuru olarak görev yaptığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacının, tasfiye memuru görevini üstlendiği şirketler yönünden davalı ile davacı arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle 818 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu dönemde doğan alacaklar nedeniyle 818 sayılı Kanun’un 132 nci maddesi gereğince zamanaşımının hizmet sözleşmesinin bittiği tarihte başlaması gerektiği düzenlemesi nazara alınarak ay ay hakedildiği tespit edilen alacaklar yönünden zamanaşımına uğrayan herhangi bir alacağın bulunmadığı, davacının, her bir şirket yönünden göreve başladığı tarih ile istifa ettiği tarihler ayrıştırılmak suretiyle alacağın tespiti yoluna gidilerek, her bir şirket yönünden davacının ücret alacağı konusunda talep edilen miktarlar ve ıslah edilen miktarlar nazara alınmak ve talep aşımına sebebiyet vermemek kaydıyla şirketler bazında hakedilmiş alacak kalemleri ayrıştırılarak davalının sorumlu tutulması gerektiği miktar belirlenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 50.116,09 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 500,00 TL’lik istem yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tasfiye memuru ücret alacağının ödenmemiş olmasının haksız fiil olarak nitelendirilmesi gerektiği, 6098 sayılı Kanun’un 72 nci maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımının başlangıç tarihi olarak hizmet mukavelesinin bittiği tarihin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, tasfiye memurunun görevli ve yetkili olduğu 2004-2010 tarihlerini kapsayan dönemlerde kendisine tevdi edilen görevi gereken özenle yerine getirmediğinden tasfiye memuru için hesaplanan ücret miktarında indirime gidilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, tasfiye memuru ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
818 sayılı Kanun’un 126 ncı, 132 nci, 386 ncı maddeleri, 6098 sayılı Kanun’un 147 nci, 502 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ilamında davacının vekalet ilişkisi kapsamında hareket ettiği belirtilmiş ve mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen ilişkinin hizmet ilişkisi olarak değerlendirilmesi doğru değil ise de sonucu itibarıyla hükmün doğru olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...