MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2024 / ****
Karar No 2025 / ****
Karar Tarihi **.07.2025
Karşı OyYok
Dava Konusu: Bono

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/908 Esas, 2024/1217 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1047 E., 2020/749 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 01.07.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat …, davalı vekili Avukat … .. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2010/4570 E. sayılı dosyasından müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, muris …’un 01.01.2010 tarihinde vefat ettiğini, icra takibinin 02.02.2010 tarihinde doğrudan müteveffanın mirasçıları olan müvekkilleri aleyhine başlatıldığını, müvekkillerinin böyle bir senedin varlığından kendilerine tebligat yapıldığında haberdar olduklarını, murisin ve müvekkillerinin mâli ve ekonomik durumlarının oldukça yerinde olduğunu, davalı …’ın ise Bağ-Kur emeklisi olup, emekli maaşı ile geçindiğini, senet üzerinde yazılı 1.250.000,00 USD’yi borç verecek koşullara sahip olmadığını, senet üzerindeki yazılardan hiçbirinin murise ait olmadığını, senet üzerinde sahtecilik yapıldığını, icra takibine konu murisin rızası hilafına bir şekilde ele geçirilmiş ve imza dışındaki diğer tüm unsurları sonradan doldurulmak sureti ile üzerinde sahtecilik yapılmış olan bononun müvekkillerinin ekonomik mahvı için kullanıldığını, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/282 E. sayılı dosyasında bonodaki imzaya itiraz edildiğini, anılan dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesinde imzanın muris …’a ait olduğunun tespit edildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmî evrakta sahtecilik, dolandırıcılık ve tehdit suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin İstanbul 9. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4570 E. sayılı dosyası ile başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların İcra Hukuk Mahkemesi’nde imzanın davacıların murisine ait olduğunun ortaya çıktığını, davacı tarafın iddialarının kötüniyetli ve çelişkili olduğunu, bonoda nakten kaydının bulunduğunu, veriliş sebebinin senette açık olduğunu, bunun aksinin ancak senetle ispatlanabileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’nden alınan raporda söz konusu imzanın kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özellikler içermeyen, kolaylıkla atılabilecek tarzda, basit tersimli olduğu, mevcut mukayese imzalarının da aynı nitelikte olduğu, bu nedenle söz konusu imzanın … eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olamadığının belirtildiği, İcra Mahkemesinde alınan rapor ile çelişki doğduğundan çelişkinin giderilmesi ve uyuşmazlığın çözümlenmesi için konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kuruluna senet aslı ve mukayese belgeler üzerinde grafolojik inceleme yaptırıldığı, alınan raporda senette …’a atfen atılmış borçlu imzasının …’un eli ürünü olduğu yönünde görüş bildirildiği, bu kapsamda bonodaki imzanın muris …’un eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı, davacı tarafın bedelsizlik iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, davalının savcılık ifadesinin bono sebebinin talili şeklinde yorumlanamayacağı, bedelsizlik iddiasınının yazılı delil ile ispatlanamadığı, davacı tarafa temlik alan davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı, yemin teklifinin temlik alan davalı tarafından kabul edilerek edâ edildiği, açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, 779.510,34 TL tazminatın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı …’a verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı …’in esasen temlik alan sıfatıyla taraf olduğu, yeminin konusu vakıaların kendisinden kaynaklanmadığı, ancak kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar konusunda yemin teklif edilebileceği, senede konu borç bulunup bulunmadığı, senedin bedelsiz olup olmadığı, konusunda temlik alana yemin teklif edilmesi usulüne uygun olmamakla birlikte, davacı tarafça bedelsizlik iddiası da başkaca delillerle ispatlanamadığından sonuca etkili görülmediği, kaldı ki temlik alanın beyanında da davacıların iddiasını haklı gösterecek bir hususa rastlanmadığı, ileri sürülen diğer istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, Mahkemenin yeminle ilgili gerekçesi hatalı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...