Karar Metni
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/355 Esas, 2024/1289 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/773 E., 2021/800 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflarca UPS ve Jeneratör satışı için anlaşıldığını, ürünlerin tamamının tam ve eksiksiz olarak teslim edilip kurulumunun yapıldığını, talep edilen bakımların gerçekleştirildiğini, hizmet bedeli olarak düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak hizmete ilişkin 1.040.258,56 TL cari hesap borcunun ödenmediğini, İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2018/32818 E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 inkâr tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacıya takip tarihi itibari ile 588.268,49 TL borçlarının olduğunu, ancak aralarında vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya uygulama olmadığını, 13.09.2018, 15.10.2018 ve 31.10.2018 tarihlerinde gönderilen ve toplam tutarı 438.035,52 TL olan vade farkı faturasına süresi içinde itiraz edilerek davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ara ödemeler şeklinde örtülü bir ödeme ilişkisi kurulduğunu, takip öncesi davacının müvekkilini temerrüde düşürmediğini, davacının icra masrafları ile zarar verme kastı ile hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf defterlerinin yasal koşulları taşıdığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 594.226,65 TL alacaklı, davalı ticari defterlerine göre davacıya 588.266,49 TL borçlu olduğu, takibe konu 438.035,52 TL’lik vade farkı faturasının tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takibin 594.226,65 TL alacak ve 438.035,52 TL’lik vade farkı alacağı olmak üzere toplam 1.032.262,17 TL alacak üzerinden yapıldığı, vade farkı faturalarının 05.01.2017 ile 29.06.2018 tarihleri arasında tahsil edilemeyen faturalar için düzenlendiği, 2017 yılı öncesi için vade farkı uygulaması yapılmadığı ve taraf defter ve kayıtlarına göre vade farkı ödemesinin yapıldığına ilişkin bir kayda ulaşılamadığı, sipariş formları ve fatura üzerilerinde aylık %3 vade farkı uygulanacağı ibaresinin tek yanlı düzenlenmiş olması nedeniyle vade farkı istenemeyeceği, davalı kayıtlarında yer almayan 19.07.2018 tarihli ve 3337 sayılı 5.957,97 TL bedelli faturanın irsaliyesinin mevcut olması nedeniyle talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2018/32818 E. sayılı icra takibine yapılan itirazın 594.226,56 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin takip talebindeki koşullarla birlikte devamına, fazlaya ilişkin vade farkı yönünden istemin reddine, alacağın %20’si oranda hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının işlemiş faiz ve vade farkı talep hakkı bulunmadığı belirlendiğinden karara yönelik istinaf nedeni yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek davalı yararına reddedilen kısım bakımından nispi vekâlet ücret takdir edilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cari hesap bakiyesi ve vade farkı alacağına dayanılarak yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun’un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Uyuşmazlık vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır. Davanın konusunu teşkil eden alacağa ilişkin olarak dosyada bulunan ve davacı tarafından düzenlenmiş olan sipariş onay formunda ödeme şekli ve sipariş genel şartları tek tek maddeler halinde sayılmıştır.
27.06.2003 tarih, 2001/1 E. 2003/1 K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu kararı ile Dairemiz ve Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda düzenlenmiş bir sözleşme bulunması ya da teamül halini almış yerleşik bir uygulamanın var olması gerekmektedir.
Her ne kadar somut olayda vade farkına ilişkin düzenlenen faturanın davalıya sunulduğu, davalı tarafından da itiraz edildiği, bu durumda vade farkı fatura düzenlenmesinin fiili uygulama olduğuna dair bir durum söz konusu değil ise de vade farkı faturasından önce düzenlenen sipariş onay formlarında da vade farkı uygulanacak ifadesinin yer aldığı ve sipariş onay formlarına itiraz edilmeksizin sözleşmesel ticari ilişkinin devam ettiğinden bahisle vade farkı uygulanacağı hususunun kabulü gerekir.
Buna göre mahkemece öncelikle sipariş onay formlarının davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ve hukuki ilişki bu şekilde kurulmuş olması halinde vade farkı alacağının sözleşmesel ilişkiden kaynaklı teamül haline gelmiş olması halinde vade farkı alacağının doğduğu ve zamanaşımı süresi içerisinde istenebileceğinin kabulü ile buradan varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile vade farkı tutarı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...