MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2020 / ****
Karar No 2020 / ****
Karar Tarihi **.12.2020
Karşı OyYok
Dava Konusu: Alım Satım Tazminat

Karar Metni

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.09.2017 tarih ve 2013/598 E- 2017/277 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 26.10.2018 tarih ve 2018/100 E- 2018/1645 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, davacının davalıya fide satıp teslim ettiğini, davalıdan faturalara dayalı alacağının bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip dayanağı faturaların davalıya tebliğ edilmediğini, davalıya fatura içeriği malların teslim edilmediğini savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının iddiasını ispat için dayandığı faturalar ve bu faturaların ilgili olduğu sevk irsaliyeleri üzerinde imzaların yer aldığı, imza incelemesi yönünden yapılan incelemede, iki tane sevk irsaliyesindeki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği, diğer davalıya ait olduğu iddia edilen imzaların davalıya ait olduğunun kesin olarak söylenmesinin mümkün olmadığı, bir kısım irsaliyelerde teslim alan olarak …’ın göründüğü, bu kişinin adresinin davacı tarafından bildirilmediği ve bu kişinin tanık olarak dinletilmesi talebinden vazgeçildiği; davalının takip dayanağı fatura konusu malları teslim almadığı, davacıya borcunun olmadığı yönünde yemin ettiği, davalı imzasının tespit edildiği irsaliyelerdeki malların davalıya teslim edildiğinin bilirkişi raporlarına göre ispatlandığı, bu irsaliyeler yönünden yeminin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 15.134,06 TL yönünden iptaline, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davanın fide alım satımından kaynaklandığı, davalının fidelerin kendisine teslim edilmediğini savunduğu, sevk irsaliyelerinde davalı adına atılan imzaların bulunduğu irsaliyelerden iki tanesindeki imzanın davalı eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu iki irsaliyenin bağlı olduğu faturalar nedeniyle toplam 15.134,06 TL yönünden davalının takibe itirazının yerinde olmadığı, üzerinde imza bulunan diğer iki sevk irsaliyesinin karbon nüsha olduğu, imzaların davacıya ait olduğuna yönelik yeterli kanaat bildirilemediği, üzerinde davalının adı ve imzası olmayan diğer irsaliyelerin bağlı olduğu faturalardaki alacaklar yönünden davacının fatura içeriğindeki emtiayı davalıya teslim ettiği iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı, toplanan delillere rağmen iddianın ispatlanamayan yönleri için yemin deliline başvurulması kanaatinin yerinde olduğu, davalının yemininin, irsaliyelerdeki teslim alan imzasının davalıya ait olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği imzalar yönünden geçerli olmayacağı, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının yerinde olduğu, davacının takip başlatırken kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, reddedilen kısım yönünden davalı lehine tazminat verilemeyeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-6763 sayılı Kanunun 43. maddesiyle değişik, 6100 Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun (HMK) 362/1.a. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44’üncü maddesiyle HUMK’a eklenen Ek-1 maddede öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2018 yılı için 47.530,00 TL’dir
Davalı vekili tarafından temyize konu edilen miktar 15.134,06 TL olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi’nin 26.10.2018 tarihli kararı kesin niteliktedir.
Kesin olan kararın temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı temyiz talebinin miktar yönünden reddine,
2- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına maddi hukuka ve muhakeme hukukuna uygun karar verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...