MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2021 / ****
Karar Tarihi **.12.2021
Karşı OyYok

Karar Metni

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.01.2003 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.02.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili, davalı … ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 10587 parsel sayılı taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğunu ve müvekkilinin dava konusu taşınmazda paydaş kılındığını, taşınmaz üzerinde müvekkiline ait 4 katlı bina bulunduğunu belirterek taşınmazdaki ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve …. vekili, müvekkillerinin dava konusu taşınmaz üzerinde imar uygulamasından önce yaptıkları 3 katlı binaları bulunduğunu, diğer davalı …’ın ise 4 katlı binasının bulunduğunu belirterek taşınmazdaki ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ilk hükümde; davanın kabulü ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Hükmün, davalılar … ile …vekili ve davalı … vekili tarafından temyizi üzerine;
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarih ve 2016/4273 esas – 2019/1147 karar sayılı ilamı ile; ”Somut olaya gelince; dava konusu 10587 parsel sayılı taşınmazın yapılan imar uygulaması sonucu 27.12.1995 tarihinde davalıların taşınmazda paydaş kılınmak suretiyle tescil olunduğu, taşınmaz üzerinde davalı …’a ait zemin ve 3 kattan oluşan yapı ile davalılar …, … ve …’a ait 3 katlı fabrika binası bulunduğu, davalı …’ın taşınmazdaki 77/2400 payını yargılama sırasında eşit oranda diğer davalılar … ve …’a satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır. 12.10.2015 tarihli inşaat ve fen bilirkişisi raporunda taşınmaz üzerinde bulunan zemin ve 3 kattan oluşan yapının değerinin 209.000,00TL, taşınmaz üzerinde bulunan 3 katlı fabrika binasının değerinin 348.480,00TL olduğu ve taşınmazın zemin değerinin 3.103.550,00TL olduğu belirlenerek paydaşlara payları oranında verilmesi gereken satış bedelinin belirlendiği, ne var ki yapılan muhdesat oranlamasının yukarıdaki ilkeler doğrultusunda yapılmadığından doğru olmadığı ve mahkemece hüküm kurulurken muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşlara, geri kalan bedelin ise payları oranında paydaşlara dağıtılması gerektiği düşünülmeksizin infaza elverişli olmayacak şekilde muhdesat oranı belirtilmeksizin muhdesat bedelinin, muhdesat sahibine ödenmesi şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Maliye Hazinesi vekili, davalı … ve bir kısım davalılar vekili temyiz etmişlerdir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi; karar ve ilam harcının ise dava konusu taşınmazın satış bedeli üzerinden hesap edilip taraflardan payları oranında tahsiline karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasında Hazine’nin bulunması halinde ise 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Somut olaya gelince; mahkemece ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, dava konusu 10587 parsel sayılı taşınmazda tapu kayıt maliki olması nedeniyle davada taraf olan Hazine’nin diğer hissedarlarla birlikte harçla yükümlü tutulması doğru değildir. Ne var ki, bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/7.maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...