MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2022 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.01.2023
Karşı OyYok
Dava Konusu: Taksim

Karar Metni

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Paydaşı olduğu ve davalı tarafından kullanılan 786/20 parsel sayılı taşınmazın fazlası saklı kalmak üzere 50.000,00 TL haksız işgal tazminatının her dönem faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, Yargıtay bozma ilamına rağmen intifadan men koşulunun oluştuğu iddiası ile dava ikame etmesinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davalının dava konusu dükkanlarda içkili lokanta çalıştırdırdığını, yaşlı ve hasta olduğundan ve de ruhsat sahibinin dükkanda durması gerektiğinden ruhsatı oğlu üzerine çıkartabilmek için oğluna kiralanmış gibi gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR1
Mahkeme, 22.12.2011 tarih 2011/728 Esas ve 2014/342 sayılı Kararı ile intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.3.2016 tarih 2015/13310 Esas, 2016/2922 sayılı Kararı ile bozulmuştur.
Bozma kararında “…. kesinleşen dava dosyadaki intifadan men olgusunun gerçekleşmediğine dair tespitin eldeki davaya konu edilen ecrimisil dönemleri için kesinlik oluşturmayacağı açıktır.Ne var ki; mahkemece, yanılgılı değerlerlendirme ile ilk davadaki intifadan men şartının gerçekleşmediğine dair olgunun eldeki dava bakımının da kesinlik oluşturduğu kabul edilerek işin esasına girilmeden davanın reddine karar verilmiştir. Hâl böyle olunca; işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda tarafların ileri sürdükleri delillerin toplanması, gerekli değerlendirmenin yapılması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
Davanın Kabulüne,
-29/06/2007 – 28/06/2008 tarih aralığı için 17.400,00 TL,
-29/06/2008 – 28/06/2009 tarih aralığı için 17.700,00 TL,
-29/06/2009 – 28/06/2010 tarih aralığı için 19.050,00 TL,
-29/06/2010 – 20/09/2010 tarih aralığı için 4.387,50 TL olmak üzere toplamda 58.537,50 TL ecrimisilin her bir dönem için dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı … Kararkaş’ın yargılama aşamasında vefatı üzerine davaya katılan mirasçıları murisin mirasını hükmen reddi için dava açtıklarını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiği,
2.Ecrimisil tazminatına hak kazanıp kazanmadıklarının incelenmediği,
3.Belirlenen ecrimisil miktarının oldukça fahiş olduğu,
4.Ecrimisil tazminatına hak kazanılabilmesi için, bir kişinin kendisine ait olmayan bir yeri kötü niyetli ve haksız olarak işgal etmesi gerektiği, ancak taraflar arasında yapılan fiili taksimde, davacı ve davalıların murisinin yerleri belirlenmiş olup; muris …’ın, kendisine ait olan yeri kullandığı, hal böyle olup; davacıya ait taşınmazın işgal edilmesinin söz konusu olmadığı, belirtilerek hüküm temyiz edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, müşterek malikler arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Mevzuat
Dava, paydaşlar arası ecrimisil alacağına ilişkindir.
Dava konusu taşınmazda taraflar paydaştır. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 sayılı Kararı).

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı, önceki dönem için açılan davada davalının müdahalesinin menine karar verildiği, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...