MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.03.2023
Karşı OyYok

Karar Metni

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen muhdesat aidiyetinin tespiti istemiyle ilgili olarak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı davacı … vekili ve … mirasçıları … vd. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu İzmit ilçesi, Gündoğdu Mahallesi, 225 ada 30 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın müvekkilleri tarafından inşaa edildiğini açıklayarak, yapının mülkiyetinin müvekkillerine ait olduğunun tespit edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … ve diğerleri; davaya konu binanın, kök muris dedeleri … tarafından yapıldığını, davacıların ise dayıları olup yıllarca dava konusu binada rızaları olmadığı hâlde oturduklarını, davaya dahil edilmeyen kayıt malikleri de bulunduğunu beyan ederek; davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 17.09.2013 tarih ve 2012/312 Esas, 2013/819 Karar sayılı kararıyla; “…Dava konusu 30 parselde, yol seviyesi üzerinde bulunan “zemin + 2 normal katlı” yapının davacılardan … tarafından yapıldığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin ve davacı …’ın davasının reddine…” karar verilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı sonrasında davacılardan …; davacı … ile ortak vekilleri olan Avukat …’yu vekillikten zımnen azletmek üzere Avukat …’ı 31.10.2013 tarihli vekâletname ile vekil tayin etmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı … vekili Av. … temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 16.05.2017 tarih ve 2017/11631 Esas, 2017/7200 Karar sayılı kararıyla; “… Muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında; ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenlerin dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin ya da mirasçılarının davada taraf olmaları gerekmektedir.
Dosya kapsamından; dava konusu 30 parsel sayılı taşınmazın maliki …’ın mirasçılık belgesine göre mirasçılarından … (Arslantaş)’ın davada davalı olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere dava açılırken taraf teşkili sağlanmamış ise de; davanın mahiyeti gereği, ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasını açıkça kabul edenler dışında kalan tapu kayıt malikleri ya da mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu gözetilerek taraf teşkilinin sağlanması konusunda davacı tarafa süre ve imkan tanınması, ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin dava dosyasının dosya arasına alınarak, mirasçı …’ın, davacıların muhdesat iddiasını açık kabulü olup olmadığı hususunun denetlenmesi, …’ın açık kabulü yok ise taraf teşkili tamamlandıktan ve delilleri toplandıktan sonra, dosya içeriğine ve toplanacak delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmamıştır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar
Mahkemenin 17.10.2019 tarih ve 2017/427 Esas, 2019/294 Karar sayılı kararı ile;
“… Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulduğu ve bozma ilamı çerçevesinde noksanlıkların giderildiği, davaya konu yapının bulunduğu arsanın, tarafların kök miras bırakanı “….”a ait olduğu, … Mahallesi, 225 ada, 30 parsel sayılı 147 m2 yüzölçümlü taşınmaz üzerinde bodrum kat, zemin kat ve iki normal kat olmak üzere 4 katlı bina bulunduğu, malikinin 1992 yılında ölümü ile mirasçıları olan …, …’e taşınmazın intikal ettiği, dava konusu taşınmazın bodrum katını murisin yaptığı, muris …’ın sağlığında onun rızası tahtında oğlu …’ın eski evin üzerinde inşaata başladığı, peyder pey üç kat yapıldığı, zemin katın 1976 yılında, 1. katın 1980 yılında, 2. katın 1992 yılında murisin oğlu … tarafından inşa edildiği, evlenip baba evinden ayrılan murisin kızları …’nın yapının kurulmasına katkıları olmadığı, diğer davacı …’ın inşa ettiği daire bulunmadığı gibi uyuşmazlık konusu zemin ve üstündeki iki katın inşaasında emek ve para katkısı bulunmadığı…” gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, tarafların kök miras bırakanı… Mahallesi, 225 ada 30 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki bodrum katın murise ait olup, yol seviyesinin üstünde kalan zemin ve üzerindeki iki normal katın, davacı 1980 doğumlu …’a ait olduğunun tespitine, davacılardan …’ın davasının ise açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.

C. Dairemizce verilen Mahalline İade Kararı ve Yapılan Usuli İşlemler
1. Mahalline İade Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı … vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizce 08.03.2022 tarih ve 2021/4499 Esas, 2022/1773 Karar sayılı kararıyla;
” …Davacılardan …’ın 04.04.2018 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davacı her ne kadar kendisini vekille temsil ettiriyor ise de, vekalet ilişkisi ölüm nedeniyle kendiliğinden sona erdiğinden (TBK mad. 513/1, eBK mad. 397/1), gerekçeli kararın davacının mirasçı ve/veya mirasçılarına tebliğ edilmesi gerekir.
O halde, mahkemece davacılardan …’ın mirasçı ve/veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ edilerek temyiz süresinin beklenilmesi, ondan sonra oluşacak duruma göre temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine…” karar verilmiştir.

2. Mahkemece Yapılan Usuli İşlemler
Yerel Mahkemece; davacı/muris … mirasçıları tespit edilerek veraset ilâmında adına geçen mirasçılarına mahkeme kararının usulüne uygun tebliği sağlanmış, mirasçıları … ve …’ün de murislerinin vekili olan Av. …’ı vekil olarak tayin ettikleri ve vekâletnamelerinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar … ve diğerleri vekili Av. … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … vekili Av. …; müvekkili …’ın 04.04.2018 tarihinde vefat ettiği için vekâlet ilişkilerinin sona erdiğini, müvekkili ile irtibata geçme çabalarının ise sonuçsuz kaldığını, gerekli yargılama giderleri karşılanamadığından işlemden kaldırılan dosyanın yenilenemeyerek Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karardan süresi içerisinde haberleri olamadığını, müvekkilinin ölüm tarihi dikkate alındığında, 2018 Nisan ayı itibarıyla muris müvekkilinin verdiği vekâletname usulsüz hâle geldiğinden bu tarih itibarıyla mirasçılarının davayı takip edip etmeyeceklerine ilişkin görüşleri alınarak davaya devam edilmesi veya edilmemesine göre, oluşacak sonuç üzerine bir karar verilmesi gerektiğini, davanın açılmamış sayılması yönünde verilen Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davada hak kaybı olmaması için mirasçılar adına ihtiyaten temyiz yoluna başvurduklarını beyan ederek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacılar … ve diğerleri vekili Av. …; müvekkilleri usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmeden yapılan yargılama işlemlerinin usulsüz, verilen hükmün ise yasaya aykırı olduğunu, vefat eden müvekkili yönünden davanın takibinin mümkün olmadığı gibi takip edilmemesi nedeniyle müracaata bırakılan davanın yenilenmesinin de mümkün olamadığını, Mahkeme hükmünün eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup bozmayı gerektirdiğini, bozma öncesi yargılamada her iki davacının da vekili olan avukatın, müvekkillerinin murisi yararına ileri sürmesi gereken itirazları ileri sürmediğini, aleyhe hazırlanan bilirkişi raporuna karşı da en ufak bir beyanda bulunmadığını, aralarında menfaat çatışması bulunan iki davacı adına dava takip etmesi yasak olduğu hâlde vekillikten çekilmediğini ve bu durumdan muris müvekkilinin ailesinin haberdar edilmediğini, müvekkillerinin murisi …’ın yargılama sırasında bilinçli olarak savunmasız bırakıldığını, savunulmadığını, davacılar arasındaki menfaat çatışması aşikar olduğu hâlde yerel Mahkemece de gerekli uyarı ve ihtarat yapılmaksızın yargılamaya devam edildiğini, tamamen diğer davacı … lehine sunulan deliller kapsamında … yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, birlikte davayı açan müvekkillerin murisinin ise taşınmazın yapımına katkı sunmadığı yönündeki hatalı gerekçeyle müvekiili … yönünden davanın reddine karar verildiğini, Mahkemece verilen bu ilk karar sonrasında müvekkillerinin murisi tarafından vekil değişikliğine gidilerek temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davanın taraflarından birinin vefatı nedeniyle taraf teşkiline yönelik usul bozması yapıldığını, bu sebepele temyiz aşamasında Dairece sair hususların incelenmediğini, bozma kararı sonrasında ise sadece usuli işlemlerin tamamlanıp aynı tespit ve değerlendirmeler altında davacı … yönünden davanın kabulüne, davacı …’ın davasının açılmamış sayılmasına dair hüküm verildiğini, bu hâliyle usul bozma sonrası yapılan yargılamada, hem vefat etmesine rağmen müvekkillerinin yargılamaya dahil edilmediklerini, hem de ilk hükme yönelik temyiz nedenlerinin gözardı edildiğini, yargılama aşamasında müvekkillerinin murisi tarafından bildirilen tanıkların dinlenilmediğini, dava konusu taşınmazın … tarafından yapıldığına dair Mahkeme kabulünün, soyut, yanlı ve birbiriyle de tam örtüşmeyen tanık beyanlarına dayandığını, davacı …’ın tanıklarınınn 40 yıl kadar öncesinde ve değişik zamanlarda yapılan katların yapılış tarihlerini birebir hatırlamalarının hayatın olağan akışına aykırı olup yönlendirme üzerine verilmiş beyanlar olduğunu belirterek; tüm bu nedenlerle hukuka aykırı hükmün bozulmasını telep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).

3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

4. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı ise Anayasa’nın 36 ncı maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27 nci maddesinde de “Hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hâkim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dosya üzerinden yapılan incelemede; davacı … ve davacı …’ın kardeş olup davanın açılması ve takip edilmesi için birlikte vekâletname vererek Av. … ‘yu ortak vekil tayin etmişlerdir. Mahkemece; davacı …’ın lehine, fakat davacı …’ın aleyhine verilen ilk hüküm üzerine ortak vekil olarak görevli Avukat …, davacı … tarafından vekillikten zımnen azledilmek üzere Avukat … 31.10.2013 tarihli vekâletname ile davaya …’ın yeni vekili olarak tayin edilmiştir. 04.04.2018 tarihinde müvekkili …’ın vefat etmesi üzerine yeni vekilin vefat olayını sonradan öğrendiği, müvekkili ile irtibat kuramayan yeni görevlendirilen avukatın Yargıtay bozma ilâmı sonrasındaki yargılamada duruşmaların hiçbirini takip etmediği, zira vefat nedeniyle müvekkili ile aralarındaki vekâlet ilişkisinin de sona erdiği, buna rağmen yerel Mahkemece 17.10.2019 tarihinde “davacı …’ın davasının açılmamış sayılmasına” dair hüküm verildiği, davada hak kaybı olmaması için Avukat … tarafından mirasçılar adına ihtiyaten temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay bozma ve geri çevirme ilâmları üzerine mirasçıların davaya dahil edildikleri, mirasçılardan bir kısmının yine Avukat …’ı vekil tayin ederek temyiz başvurusunda bulundukları, bir kısım mirasçıların ise usulüne uygun tebliğe rağmen temyiz başvurunda bulunmadıkları anlaşılmıştır.

3. Muris davacı …’ın mirasçılarının usulüne uygun taraf teşkilleri sağlanmadan, bir başka deyişle yargılama sırasında dinlemeden, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet edilmeden, iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için duruşmaya çağrılmadan, özetle hukuki dinlenilme hakları ihlâl edilerek hüküm verilmesi yeniden bozmayı gerektirmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...