MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.10.2023
Karşı OyYok
Dava Konusu: Elatmanın Önlenmesi

Karar Metni

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/122 E., 2023/63 K.
KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kâl davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı birleştirilen dava davalısı … ve … vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Asıl dosyada davacı vekili, … Eğitim ve Sağlık Hizmetleri A.Ş.’e karşı açtığı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli davasında, müvekkilinin 1816 ada 1 parsel … taşınmazda 293/4955 payının olduğunu, davacının rızası olmaksızın davalının dava konusu taşınmazın bir kısmında okul işlettiğini, bu nedenle 30.11.2007 tarihinden 30.11.2012 tarihine kadar fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL ecrimisil bedelinin dönem sonlarından itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 22.12.2015 havale tarihli dilekçesi ile davalı şirket hakkındaki ecrimisil davasından feragat etmiştir.

2. Birleştirilen dosyada ise davacı vekili, tapu maliki olan davalılar aleyhine açtığı davada, 1816 ada 1 parsel … taşınmazın 1970 tarihi öncesi özel parsellere ayrıldığını, davalıların bu paylara özgülenen özel parseller üzerine kaçak yapı inşa ettiklerini, yapılan bu kaçak yapılar ile müvekkilinin özel parseline el attığını, kaçak yapıların asıl dosya davalısı olan şirkete kiralandığını belirterek davalıların el atmasının önlenmesine, kâl’e ve şimdilik 30.000,00 TL ecrimisile karar verilmesini talep etmiş, talebini 72.510,00 TL üzerinden ıslah etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl dosyada davalı şirket vekili, taşınmaz maliklerinden … ve … ile 01.06.2000 tarihli 8 yıllık kira sözleşmesi yaptıklarını ve kira bedelini ödediklerini, 01.06.2009 tarihinde de yeni bir 8 yıllık kira sözleşmesi imzaladıklarını, bu nedenle dava konusu yerde kiracı olarak bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Birleştirilen dosyada davalılar vekili, okul binasının 20 yıl önce yapıldığını, müvekkillerinin toplam hissesinin okulun bulunduğu yerin yüzölçümüne denk geldiğini, İstanbul 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/454 Esas … dosyası ile taşınmaz fiili olarak paylaşıldığından hukuken ifrazının yapılarak tapuya tescil edilmesi için dava açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli 2012/435 Esas ve 2016/31 Karar … kararı ile; davanın kabulüne, asıl dava yönünden; davacının … Eğitim Sağlık Hizmetleri A.Ş. hakkındaki ecrimisil taleplerinden feragat edildiğinden reddine, … Eğitim Sağlık Hizmetleri A.Ş. hakkındaki men’i müdahale yönünden davanın kabulüne, birleştirilen dava yönünden; men’i müdahale ve ecrimisil yönünden davanın kabulüne, 72.510,00 TL’nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosyada davalı şirket vekili ile; birleştirilen dosya davalıları … ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.11.2018 tarihli 2018/6707 Esas ve 2018/18313 Karar … kararı ile, mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olmadığını, müdahalenin men’ine karar verilmiş ise de, karar içeriğinden müdahalenin men’ine karar verilen kısmın neresi olduğu, bahse konu tecavüzün nerede başlayıp nerede bittiğinin anlaşılamadığı, kural olarak paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulması gerektiği ancak mahkemece işin esası bakımından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, eksik araştırmayla karar verildiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas ve karar … kararı ile; tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, toplanan deliller, bozma gerekçesi kapsamında bir bütün halinde değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın eski 795 ada 25 No.lu parselin şuyulandırma işlemi ile 1816 ada 1 nolu parsel ve arsa vasıflı 4953.30 m2 yüzölçümlü olarak tapuya kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu alana özel parselasyon planında (F) adası olarak ifade edilen 1 ila 27 No.lu özel parsel numaralarının verildiği ve 1816 ada 1 parsele denk geldiği, İstanbul 18. Noterliği tarafından onaylanan eski 795 ada 25 No.lu parselin özel ifrazından oluşan özel parseller üzerinde parsel numaralarının yazıldığı, ancak kimin kullanımında olduğuna yönelik herhangi bir şahıs isminin yazılı olmadığı, davacı …’a ait olduğu belirtilen 20 No.lu özel parselin bulunduğu 1816 ada 1 No.lu parselin hisseli olarak tapuya tescil edildiği, davacı hissesine isabet eden 360 m2’nin 67 m2’si DOP düşülerek 293 m2’si 1816 ada 1 parsel içerisinde 293/4955 hisse olarak tescil edilmiş olduğu, davacının fiilen kullandığı bir alanın olmadığı, 09.05.2022 tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokide gösterildiği üzere davalının özel parselasyon planında 4, 5, 6, 7 ve 8 No.lu özel parselleri okul ve müştemilatı olarak kullandığı, davalının zeminde fiili olarak kullandığı bu kısımların 1817.55 m2 olduğu, davalının tapuda kayıtlı 1588/4955 hissesi bulunduğu, bu hisse dikkate alındığında hissesine karşılık 1587.45 m2 kullanım … bulunduğu, kullanım … bulunan 1587,45 m2’den, fiilen kullandığı 1817,55 m2 düşüldüğünde davalının 230,10 m2 fazla alan kullandığı, davacının kullanım … olduğu 293 m2’nin 230,10 m2’sinin davalının kullanımında olduğu, davalı tarafın bu alana ilişkin kullanımının mülkiyete dayanmadığı ve malik ile geçerli bir akdi ilişkiye dayanmadığı, ecrimisilin, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olduğu anlaşılmakla, asıl dava yönünden; 05.12.2022 tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokide C harfi ile gösterilen 230,10 m2 alana davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ine, ecrimisil talebinin feragat nedeniyle reddine, birleştirilen dava yönünden; 05.12.2022 tarihli fen bilirkişi raporu ve eki krokide C harfi ile gösterilen 230,10 m2 alana davalı tarafça yapılan müdahalenin men’ine, ecrimisil talebinin kabulüne, 64.809,00 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen dava davalısı … vekili ve … ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili …’nin malvarlığının TMSF’ye devredildiğini, davacının … Eğitim Okulları’na karşı açtığı davadan feragat etmesinin müvekkilini de etkileyeceğini, iyi niyetli zilyetten ecrimisil talep edilemeyeceğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

2. Davalı … ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, dava konusu taşınmazda davacının kullanabileceği alan olduğundan davanın reddinin gerektiğini, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ecrimisil hesabının yanlış yapıldığını, ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığını, faiz başlangıç tarihinin doğru olmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
4721 … … Medeni Kanunu’nun, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 nci maddesi, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi

3. Değerlendirme
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına göre, Mahkemece mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğinden ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı … vekili, davalı … ve diğerleri vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.

Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar … ilamı)

Bilindiği üzere, … Medeni Kanununun 693. maddesi uyarınca paydaşlardan her biri diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Ayrıca bölünmeyen ortak menfaatlerin korunmasına diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.

Somut olayda, dava konu taşınmazda davacı … birleştirilen dosya davalıları paydaştırlar. Asıl dosya davalısı şirket ise kira sözleşmesine dayalı olarak taşınmazı kullandığını belirtmiştir. Paylı mülkiyet üzere olan bir taşınmazda geçerli bir kira akdinden sözedilebilmesi için, … Medeni Kanununun 691 nci maddesi hükmü ve 06.05.1955 tarih, 12/18 … İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; sözleşmenin pay ve paydaş çoğunluğunca gerçekleştirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Dava konusu taşınmaza davacı, birleştirilen dosya davalıları ve dava dışı 3 üncü kişiler olmak üzere toplam 11 paydaş paylı halde maliktir. Dosyaya sunulan kira sözleşmeleri incelendiğinde; dava konusu taşınmaz, 01.06.2000 tarihli kira sözleşmesi ile paydaş … … ve … tarafından 8 yıllığına, 01.06.2009 tarihli kira sözleşmesi ile paydaş … …, …, … … ve … tarafından 8 yıllığına, 01.06.2010 tarihli kira sözleşmesi ile … Yaldız ve … tarafından 5 yıllığına asıl dosya davalısı şirkete kirlanmıştır. Bu durumda dava konusu taşınmaz yönünden kira sözleşmesinde pay ve paydaş çoğunluğu sağlanmıştır.

Davacı 1970 tarihli özel parselasyona göre dava konusu yerin kendi adına düştüğünü iddia etmiş ise de, belediyenin 1987 tarihli ıslah imar uygulaması ile dava konusu parsel oluştuğundan artık özel parselasyona değer verilemez. Dosyadaki bilgi ve belgelerden paydaşlar arası fiili taksimin oluştuğu ispat edilemediğinden davalılar arasında yapılan ve pay paydaş çoğunluğunu sağlayan kira sözleşmesi geçerli olup elatmanın önlenmesine karar verilemez. Ancak davacının paydaş olması sebebiyle birleştirilen dosya davalıları yönünden birleştirilen dosya dava tarihinden geriye doğru davacının payına düşen kira bedeli verilmesi gerekirken yazılı şekilde ecrimisil hesabı yapılması doğru görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...