Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/39 E., 2023/84 K.
KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl, ecrimisil ve komşuluk hukukuna aykırılık davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vekil edenine ait 25 parsel sayılı taşınmazın takriben 3 metrekarelik kısmına, komşu 24 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının tecavüzlü olduğunu, davalıların murisinin inşaatın yapımı sırasında iyi niyetli olmadığını, binanın ikinci katının yapımı sırasında bilerek vekil edenine ait taşınmaza tecavüz ettiğini, komşuluk hukukuna aykırı pencereler de açtığını ileri sürerek el atmanın önlenmesine, kâl’e, pencerelerin kapatılarak komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesine, beş yıllık ecrimisilin davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; vekil edenleri tarafından davadan önce Sarıyer 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/36 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, bu tespitte alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu 3 metrekarelik alanın davacı tarafa ait parsel içinde kalmasının sebebinin imar uygulamaları esnasında yapılan ölçümleme hatası olduğunu, Kadastro Kanunu’nun 41 inci maddesine göre bu hataların düzeltilebileceğini, vekil edenlerine ait yapının kadastro işlemleri ve imar uygulamasının gerçekleştirilmesinden önce de bugünki yer ve ölçülerinde mevcut olduğunu, vekil edenlerinin kötü niyetli olmadığından ecrimisil talep edilemeyeceğini, komşuluk hukukuna aykırı bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince: “…eksik inceleme ile hüküm verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil isteklerinin reddine, komşuluk hukukuna aykırılığın giderilmesi talebinin kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği … bozma ilamında, davalının imardan önce mülkiyet alanına yapılaştığı, ancak davacının bodrum kat dışındaki katların imar sonrası yapıldığını iddia ettiği, bu durumda taşkın bölümün imar öncesinde mi, imar sonrasında mı yapıldığı hususunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle hükmün bozulduğu, bozma sonrasında dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında, davaya konu yapının, bodrum kat+zemin kat+1 inci normal kat+çatı katı olduğunun belirtilmekle yetinildiği, bu katların (özellikle yapının tecavüzlü kısımlarının) ayrı ayrı imar uygulaması öncesinde mi imar uygulaması sonrasında mı yapıldığına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı, alanında uzman bilirkişi heyeti oluşturularak, dava konusu taşınmazlara ilişkin imar işlem dosyaları, yapı tatil tutanakları, yapılara ilişkin projeler ve yapı ruhsatları incelenmek ve dava konusu alana ilişkin 2981/3290 sayılı ıslah imar planı uygulama ölçü krokisinde parseller üzerinde gösterilen B-1 ve B-2 ibarelerinin ne anlama geldiğini de değerlendirmek suretiyle, tecavüzlü olduğu iddia edilen yapının, bodrum kat+zemin kat+1 inci normal kat+çatı olarak (özellikle yapının tecavüzlü kısımlarının) imar uygulamasından önce mi sonra mı yapıldığı hususlarının tespit edilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilmesinin doğru olmadığı; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise, her ne kadar 24 parseldeki yapının, davacılara ait 25 parsele bakan pencerelerinin kapatılmasına karar verilmiş ise de; davalının taşınmazında bulunan el atma oluşturup oluşturmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmamış olup, Mahkemece davalıların açtığı pencerelerin davacıya zarar verip vermediği, vermiş ise somut zararın ne olduğu hususunda gerekli inceleme ve araştırmaların yapılması, bu pencerelerin komşuluk hukuku açısından katlanma yükümlülüğü kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği…” gerekçeleriyle karar bozulmuş, davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.03.2023 tarihli ve 2022/39 Esas, 2023/84 Karar sayılı kararıyla; yapılan keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporundan tecavüzlü binanın imar uygulaması esnasında tek katlı olduğu, 2 kat ve çatı katının uygulamadan sonra yapıldığı; ancak katlarda herhangi bir çıkma olmadığı, pencerelerin yüksek olması nedeniyle doğrudan davacıya ait parseli görmediği, bu durumun komşuluk hukuku gereği katlanılabilir olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; binanın sonraki katlarının çıkma yapacak şekilde inşâ edildiğini, pencerelerin komşuluk hukukuna aykırı olarak açıldığını, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; çapa dayalı el atmanın önlenmesi, ecrimisil, kâl ve komşuluk hukukuna dayalı el atmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet … gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet … herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf … üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus TMK’nın 684 üncü maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz.
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde “Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanun’un 737 nci maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hâkim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragraflar kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan 19.12.2022 tarihli, bir inşaat mühendisi, bir harita yüksek mühendisi, bir gayrımenkul değerlendirme uzmanından oluşan bilirkişi heyet raporunda davalıya ait taşınmazın, aplikasyon krokisinde (E) harfi ile gösterilen 10,20 metrekare alanlı kısmın bahçe ve binanın bir bölümü olarak (3,86 metrekaresi bina) davalı tarafından kullanıldığı, bu şekilde davacı taşınmazına tecavüzlü olduğu tespit edilmiştir. El atma olgusunun imar uygulaması öncesinde olabileceği gibi imar uygulamasıyla da oluşması mümkündür. Her iki hâlde de mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Ancak imar uygulamasıyla oluşan taşkınlıkta davalıya kusur atfedilmesi mümkün olmadığından el atmanın önlenmesine ve kâl’e karar verilecek muhdesat bedelinin belirlenerek davacı tarafa bedelin depo edilmesi için süre ve imkan verilmesi, davacı tarafça bedelin depo edilmesi hâlinde el atmanın önlenmesi ve kâl kararı verilmesi gerekirken taşkınlığın imarla oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...