MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.06.2024
Karşı OyVar

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2579 E., 2023/955 K.
DAVA TARİHİ : 19.04.2018
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/192 E., 2021/650 K.

Paydaşlar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili …’nun annesi …’nun 23.12.2012 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak 1/2 pay ile müvekkili ve 1/2 pay ile kardeşi …’nun kaldığını, müvekkilinin kardeşi …’nun da 30.04.2017 tarihinde vefat ettiğini, mirası 168 pay kabul edilerek müvekkilinin 96/168 oranında müteveffa kardeşinin mirasçısı olduğunu, muris …’nun vefat ettiği 23.12.2012 tarihinden beri muris adına kayıtlı olan, İstanbul ili, … ilçesi, … Mahallesi, … Sokağı, … Mevkii, 145 pafta 825 ada 21 parselde kayıtlı ½ hisseli taşınmaz, aynı yer 16 parselde kayıtlı ½ hisseli taşınmaz ile 15 parselde kayıtlı ½ hisseli taşınmazların davalı tarafından kiraya verildiğini, bu taşınmazlardan elde edilen kira gelirlerinin müvekkiline miras payı oranında ödenmediğini, söz konusu taşınmazların kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olmasından dolayı intifadan men koşulu aranmadığını, müvekkilinin murisinin vefat ettiği 23.12.2012 tarihinden, dava tarihine kadar olan bedeller için müvekkiline şimdiye kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, müvekkilinin kardeşi …’nun vefat ettiği 30.04.2017 tarihinden bu yana da müvekkiline miras payından düşen 96/168 pay oranında elde edilen kira bedellerine ilişkin de ödeme yapılmadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin her türlü hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesini, her bir kira dönemindeki alacak için o kira döneminin bitiş tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacının üst soyu ile paydaş olduğunu, belirtilen taşınmazların yarı yarıya hak sahibi olduğunu, herhangi bir haksız işgal halinin söz konusu olmadığını, dava konusu taleplere yönelik zamanaşımı itirazları olduğunu, davacının ancak 19.04.2013 tarihine kadar kira alacağı talebinde bulunabileceğini, dava konusu taşınmazlardan 16 parsel numaralı taşınmazın davacının murisi tarafından kiraya verildiğini, murisin vefatıyla miras ortaklığının kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, kira bedeli olarak 10.000 USD belirlendiğini, belirtilen kira bedellerinin, davalı …’a ait hesaba ve muris …’na ait hesaba yatırılması konusunda mutabık kalındığını, sözleşmenin davalı ile davacının murisi tarafından imzalandığını, bu bağlamda murisin vefatından sonra miras ortaklığının kira sözleşmesinin tarafı haline geldiğini, davacının kardeşinin vefatı üzerine de yalnızca davacının kira sözleşmesinin tarafı olarak kaldığını, kira sözleşmesinden kaynaklanan hukuki sorunların davalıya değil 6098 sayılı Borçlar Kanunu’unun 299 uncu vd. maddeleri gereği kiracıya yöneltilmesi gerektiğini, davalı açısından pasif husumet yokluğu itirazlarının mevcut olduğunu, 15 nolu parselin davalı tarafından herhangi bir kimseye kiraya verilmediğini, herhangi bir faaliyet yahut kiralama işlemi olmadığını, davaya konu 21 parselde de davalının işlettiği …-net otopark isimli iş yerinin bulunduğu, gerek taşınmazların gerekse 16 parsel üzerine kurulan tesisin güvenliğini sağlamak maksadıyla masraf yapılmak suretiyle kullanılmaya başlandığını, bu durumdan davacının murisinin ve dolayısıyla davacının haberinin olduğunu, kiraya verildiği iddia edilen bir kısım dava konusu taşınmazlar davalı tarafından kullanıldığından ve davalı nezdinde intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; somut uyuşmazlıkta intifadan men koşulunun istisnai hallerinden bir durumun mevcut olmadığı, bu haliyle davacı tarafça, davalı paydaştan ecrimisil istenebilmesi için öncelikle davalının intifadan men edilmesi gerektiği, dosya kapsamında davacı tarafça davalının dava tarihinden önce intifadan men edildiği hususunun iddia ve ispat edilemediği, bu haliyle ”men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler” kuralı nazara alınarak, davacı tarafından, davalıdan ecrimisil istenemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazların davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle kira geliri elde edildiğini, kira gelirlerinin miras payı oranında müvekkiline verilmediğini, yıllarca taşınmazın gelir kapısı olarak davalı tarafından işletildiğini, hukuksal semere elde edilen yerlerden olması nedeniyle iş bu davada intifadan men koşulunun aranmayacağını, müvekkilinin murisinin vefat ettiği 23.12.2012 tarihinden dava tarihine kadar olan bedeller için müvekkiline şimdiye kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi müvekkilinin kardeşi …’nun vefat ettiği 30.04.2017 tarihinden bu yana da müvekkiline miras payından düşen 96/168 pay oranında taşınmazlardan elde edilen kira bedellerine ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, mahkemece dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporlarında, davaya konu 15,16 ve 21 parsel sayılı taşınmazların tamamının fiili durumda davalı tarafından otopark olarak kullanıldığının tespit olunduğunu, bilirkişilerce ecrimisil hesabı yapıldığını, dosya kapsamı ile müvekkilinin ecrimisil alacağının doğduğu tespit edilmiş iken mahkemece belirtilen gerekçe ile davanın reddinin hatalı olduğunu, mahkemenin delilleri hatalı değerlendirdiğini, eksik inceleme ile karar verdiğini, işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmadığını, ayrıca davalının taşınmazlar üzerinde tam anlamıyla bir hakimiyet kurduğunu, buralardan kazanılan gelirlerden paydaş olan müvekkiline herhangi bir pay vermediğini, müvekkilinin paydaşlığını inkar ettiğini, taşınmazlara tek giriş-çıkış bulunduğunu, diğer parsellere giriş çıkışın 21 parselden sağlandığını, dolayısıyla davalının izni ve icazeti olmaksızın kimsenin hiçbir parsele girmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin taşınmazlardaki payına karşılık olarak kullandığı veya kullanacağı alan bulunmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, bedel artırım dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulünü talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu taşınmazlarda tarafların paydaş oldukları, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmadığı, ancak otopark olarak düzenlenip kullanılmakta iken 30.10.2013 tarihli mühürleme tutanağı ve 06.11.2013 tarihli faaliyetten men kararı nazara alındığında, taşınmazların ruhsatlı olarak kullanılan işletme niteliği bulunmadığı, bu husus nazara alındığında, davalının bizzat ticari faaliyette bulunsa dahi bu durumun intifadan men koşulu için istisna teşkil etmeyeceği, davacı paydaşın ecrimisile konu taşınmazlardan yararlanmak isteyip de davalı paydaşın buna karşı koyduğu hususunun da ispatlanamadığını, bu itibarla, davanın, intifadan men koşulu sağlanmadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yeterli araştırma yapmadığını,

2. Davalı tarafça taşınmazların otopark olarak kullanıldığını bu hususun bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, yine taşınmazların bir kısmı kiraya verilerek gelir elde edildiğini,

3. Elde edilen gelirden müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını,

4. Taşınmazların başlı başına gelir getiren işletme niteliğinde olduğunu, davalı tarafça taşınmazın tamamında hak iddia edildiğini, taşınmazlardan hukuksal semere elde edildiği için intifadan men koşulunun aranmayacağını,

5. Mahkeme tarafından bilirkişi raporlarının dikkate alınmadığını,

6. Davalı tarafça taşınmazdan yararlandırılmadıkları için 27.11.2018 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını belirterek temyiz talebinin kabulü ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır.

3. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

4. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın, davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

5. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

6. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)

7. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

3.Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava paydaşlar arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir. Somut olayda; dava konusu taşınmazların tamamının ecrimisil talep edilen dönem itibariyle davalı tarafından otopark olarak kullanıldığı ve gelir elde edildiği dosya kapsamından sabittir. Otopark işletme ruhsatının iptal edilmiş olması idareyi ve idare hukukunu ilgilendiren bir husustur. O halde, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davalının, dava konusu taşınmazların tamamını otopark olarak kullanmak suretiyle gelir elde ettiği ve davacının kullandığı yada kullanabileceği bir alan bulunmadığı gözetildiğinde, intifadan men koşulunun aranmayacağı açıktır. Hal böyle olunca; davacının, çekişmeli taşınmazlarda malik olduğu payı oranında, taşınmazların arsa vasfıyla belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...