MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.10.2024
Karşı OyYok

Karar Metni

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/241 E., 2023/1232 K.
DAVA TARİHİ : 09.10.2020
KARAR : Davanın kısmen kabulü kısmen reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ :… 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/435 E., 2021/602 K.

Taraflar arasındaki müdahalenin men’i ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı ve davalı vekilinin müdahalenin men’i yönünden taleplerin esastan reddine, davalı vekilinin ecrimisile yönelik talebinin usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin… ili, Merkez ilçesi,… Mahallesi, 957 ada 5 parsel numaralı taşınmazın tamamının, 957 ada 6 parsel numaralı taşınmazın ise 1/4’ünün maliki olduğunu, müvekkiline ait söz konusu taşınmazlara davalı tarafından haksız şekilde işgal ettiğini ve işgalini halen sürdürdüğünü, haksız işgal sebebiyle müvekkilinin dava konusu taşınmazlarını kullanamadığını belirterek, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalının haksız işgalinin sonlandırılması ile fazlaya ilişkin talep ve dava haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik her iki taşınmaz için geriye dönük beş yıl için toplam 500,00TL ecrimisil bedelinin, işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin 657 ada 6 parsel sayılı taşınmazda ¼ hissenin maliki olduğunu ve bu hisse oranında taşınmazda tasarrufta bulunduğunu, 657 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ise müvekkilinin herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını, taşınmaz üzerinde bulunan eve yaptığı harcamaların müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, haksız olarak açılan davanın reddini savunmuştur.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2021 tarihli ve 2020/435 Esas, 2021/602 Karar sayılı kararında “…5 numaralı parselin mülkiyetinin davacıya ait olmasına karşın tamamının davalının kullanımında olduğu, davalının taşınmazı kullanmasında haklı bir sebebe dayanmadığı… davalının 6 parselin tamamında hak iddiası ve diğer paydaşlığını inkar etme durumunun söz konusu olmadığı, bu parsel yönünden paydaşlar arasında kullanım anlaşması bulunmadığı, davacı tarafından bu taşınmaz yönünden diğer paydaşlar aleyhine el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri bir dava açılmadığı gibi icra takibi de yapmadığı, davacı tarafından 3091 sayılı Kanun uyarınca şikayet başvurusunda bulunulmuşsa da tarafların paydaş olduğu 6 numaralı parsel için yapılmış bir başvuru olmadığı…davacının intifadan men koşulunun gerçekleştiği hususunu ispatlayamadığı…” gerekçeleriyle “…davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine… 957 ada 5 parsele ilişkin açılan davanın kabulü ile davalının müdahalesinin men’ine, taleple bağlı kalınarak 5.770,00TL ecrimisil tazminatının dava tarihi olan 09.10.2020 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; 957 ada 6 parsel numaralı taşınmaza ilişkin davanın reddine…” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek; 6 sayılı parsel taşınmaz yönünden intifadan men koşulu oluşmadığından ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş ise de; dava konusu taşınmazın semere elde edilebilen yerlerden olduğu için intifadan men koşulunun aranmaması gerektiğini, müvekkil tarafından kullanım isteğinin sözlü olarak ve idari merciler aracılığıyla dile getirildiğini, tanık beyanları ile bu hususun kanıtlandığını, davalının kendi payını aşacak şekilde bir kullanımının bulunmadığının kabulü halinde dahi davalının parselin hangi bölümünü kullanacağını serbestçe seçebilme hakkının bulunmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde davaya cevap dilekçesindeki savunmaları tekrar ederek; davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ecrimisil alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin taşınmazlar üzerinde haksız bir işgalinin bulunmadığını, davacı tarafından 2015-2019 yılları arası ecrimisil talebinde bulunduğu halde mahkemece taleple bağlı kalmaksızın 2015-2020 yılları arası dönem için ecrimisile hükmettiğini, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, tanıkların görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında aralarında yakın akrabalık bağı bulunduğunu, cevap dilekçesinde müvekkilinin 5 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ev ile ilgili olarak yaptığı harcamalardan kaynaklı zararlarının karşılanması gerektiği halde ecrimisil bedelinden bu harcamaların mahsubunun yapılmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2023 tarihli ve 2022/241 Esas, 2023/1232 Karar sayılı kararı ile “…istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu…” gerekçesiyle “…1.Davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2. Davalı vekilinin hükmedilen ecrimisil tazminatına karşı yaptığı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 341/2. ve 352/1. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının miktar itibari ile kesin olması nedeniyle usulden reddine,

3. Davalı vekilinin müdahalenin men’i yönünden yaptığı istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine…” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili ve davalı vekili temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlere dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişleridir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mülkiyete dayalı el atmanın önlemesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet Hakkının İçeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi,

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...