Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/171 E., 2023/215 K.
DAVACILAR : … vd. vekili Avukat … vd.
DAVALILAR : … vd. vekilleri Avukat … vd.
DAVA TARİHİ : 19.04.2010
KARAR :
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.10.20214 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden asıl davada davacı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar vekili asıl davada; tarafların kardeş olduklarını, dava konusu taşınmazın ortak muris İbrahim … Hüseyin’den miras kaldığını, davalıların binanın ortak alanı olan terasa kaçak yapı inşa ederek terasa çıkışı engellediklerini, ayrıca buradan kazanç da elde ettiklerini ileri sürerek bina üzerindeki müvekkilinin hissesi oranındaki müdahalenin men’ini ve ecrimisil talep etmiş, birleştirilen davalarda ise; davalıların bağımsız bölümleri kullandığını, diğer paydaşların taşınmazdan faydalanmasına izin vermediklerini, 04/06/2007 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açıldığını belirterek ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili asıl davada; …ve… yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının davadan önce müdahalenin menini istemeden doğrudan dava açtığını, bu işlemin dava şartı olduğunu, aynı zamanda davacının zımni ve yazılı muvafakati nedeniyle davanın esastan reddinin gerektiğini, istenilen bedelin yersiz ve fahiş olduğunu, birleştirilen davada ise; tarafların birbirinden talep edebilecekleri alacakların eşit olduğunu, takas ve mahsup def’ilerinin kabul olunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30/06/2015 tarihli ve 2010/173 Esas, 2015/261 Karar sayılı kararı ile asıl davada el atmanın önlenmesi talebinin reddine, ecrimisil talebi açısından davalı … yönünden bu davalıdan 5.376,00 TL ecrimisilin tahsiline ve diğer davalılar …ve… açısından davanın reddine, birleştirilen davalarda ise takas ve mahsup nedeniyle başkaca bir alacak olmadığından ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 30/06/2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.12.2018 tarihli ve 2018/7922 Esas, 2018/20157 Karar sayılı kararıyla asıl davanın ortak alana el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen davaların ise ecrimisil istemine ilişkin olduğu, davaya konu 13 parsel sayılı taşınmazda bulunan 8 adet dairenin tarafların murisi adına kayıtlı iken vefatı ile tarafların iştirak halinde malik oldukları, taşınmazda kat irtifakının tesis edildiği, asıl davada 8 No.lu daireyi kullanan davalı …’ın ortak mahal olan çatı aralığını daire haline getirerek kullandığından bahisle bu davalı yönünden, davacının ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacının el atmanın önlenmesi talebinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle reddedilmesinin isabetsiz olduğu, birleştirilen davada ise; takas ve mahsup nedeniyle başkaca bir alacak olmadığından ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de somut olayda, dava konusu 13 parsel sayılı taşınmazda bulunan 8 adet daireden 3 No.lu dairenin davalılardan…, 4 ve 7 No.lu dairelerin davacı … mirasçıları, 6 No.lu dairenin davalı …, 8 No.lu dairenin davalı … tarafından fiilen kullanıldığı, diğer üç dairenin ise kira gelirinin davacı haricindeki mirasçılar arasında miras payı oranında eşit paylaşıldığı dosya kapsamından ve beyanlardan anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz bir bütünmüş ve tek parçaymışçasına değerlendirme yapılarak hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı, mahkemece yapılması gereken işin, her bir daire ile ilgili olarak ayrı ayrı, her biri için kendi koşullarına göre değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar vermek olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda yapılan incelemede, davacının 4 ve 7 No.lu daireleri fiilen kullandığı ya da kiraya vererek kirasını aldığı, paydaşın payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağının olmadığı, kardeşler arasında fiili paylaşım ve ortaklık esasının hakim olduğu, her kardeşin kendisine verilen dairede oturduğu, oturmayanların yıllarca aynı dairenin kirasını aldığı, kiraya verilen ortak bağımsız bölümlerden de davacı hariç diğer mirasçılar kendi miras payına düşen kirayı tahsil ettiği, bu nedenle fiili kullanım ve paylaşıma tabi olan ana gayrimenkulde paydaşların birbirinden ecrimisil taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle ecrimisil talebinin reddi gerektiği, ancak, davalı …’ın ortak mahal olan çatı aralığını daire haline getirerek kullanması nedeniyle davacının miras payı oranında ecrimisil talep edebileceği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/7922 Esas, 2018/20157 Karar sayılı bozma ilamında ecrimisil hükmü yönünden herhangi bir bozma kararı olmadığı da dikkate alınarak dava konusu 809 ada 13 parsel sayılı, 8 bağımsız bölümden ibaret taşınmazın, ortak alanı olan çatı aralığına davalı … tarafından yapılan haksız el atmanın önlenmesine, 14/06/2007-31/12/2007 tarihleri arası için 1.075,56 TL, 01/01/2008-31/12/2008 tarihleri arası için 1.738,50 TL, 01/01/2009-31/12/2009 tarihleri arası için 1.961,31 TL, 01/01/2010-19/04/2010 tarihleri arası 600,60 TL ecrimisil bedelinin ait olduğu dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili duruşmalı olarak ve davalı … vekili duruşmasız olarak temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmeyerek bozma ilamına uyulmasına rağmen direnme niteliğinde karar verildiğini, kardeşler arasında fiili paylaşımın söz konusu olmadığını, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, davalıların başka dosyalarda müvekkilinden ecrimisil talep ederek icraya koyduklarını, 2014/453 Esas sayılı birleştirilen dava hakkında karar verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında 50 yılı aşkın süredir fiili paylaşım bulunduğunu, bekar ve çocuksuz olarak vefat eden kardeşleri …’e düşen 6. Kat 7 No.lu dairenin davacının kızı … tarafından kullanıldığını, buna ilişkin açılan ecrimisil davalarının kabul edildiğini, eldeki davanın misilleme olarak açıldığını, davalı … yönünden verilen el atmanın önlenmesi kararının hatalı olduğunu, takas mahsup taleplerinde mükerrerlik olmadığını, daha önce açılan ecrimisil davalarının 2009-2011 dönemine ilişkin olduğunu, eldeki davanın ise 2007-2010 dönemine ilişkin olduğunu, bilirkişinin hesabı buna göre yaptığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada ortak alana el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen davalarda ise ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
2. 6100 sayılı Kanunun 294, 297, 298 inci maddeleri.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.
4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı HMK’nin “Hüküm, Hükmün Verilmesi ve Tefhimi” başlıklı 294 üncü maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. Aynı yasanın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “Hükmün Yazılması” başlıklı 298 inci maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olduğu görülmüştür. 04.05.2023 tarihli son celsede, davacının elatmanın önlenmesi istemi yönünden, taşınmazın 8 No.lu dairesine dair karar verildikten sonra, 14.08.2023 tarihli gerekçeli kararda taşınmazın ortak alanı olan çatı aralığına dair karar verilmiştir. Ayrıca birleştirilen İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/453 Esas 2019/215 Karar sayılı dosyası yönünden olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir.
Bu itibarla, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiği anlaşılmış olup, bu husus kararın infazında tereddüt oluşturacağından çelişki giderilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirilmemesi doğru görülmemiştir. Yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...