MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.10.2024
Karşı OyYok

Karar Metni

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/699 E., 2023/1092 K.
DAVACILAR : … vd. vekilleri Avukat … vd.
DAVA TARİHİ : 18.01.2019
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Emirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/11 E., 2023/17 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların murisi…nun 2007 yılında vefat ettiğini, geriye kalan 7 mirasçısının bulunduğunu, davalının miras bırakanın vefatından bu yana tarla nitelikli dava konusu taşınmazları kullandığını ileri sürerek; 28.01.2007 tarihinden itibaren müdahalenin men’i ve ecrimisil taleplerinin kabulüne, 28.01.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müvekkillerinin kendi payları ve diğer muris…’dan intikal eden miras hisseleri oranında ayrı ayrı olmak üzere davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davacı tarafın davaya konu taşınmazların davalı tarafından haksız olarak kullanıldığına veya bu taşınmazlardaki hisselere yönelik müdahale edildiğine yönelik iddialarını ispata yarar herhangi bir delil sunamadığı ve dosya kapsamında davalının haksız işgalci olduklarını ispatlayamadığı, yemin delili hatırlatılmasına rağmen davalı tarafa yemin teklif edilmediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin dava konusu taşınmazlar ile ilgili olarak muris… vefat etmeden önce Emirdağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/120 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ve intifadan men koşullarının oluştuğunu, dava konusu taşınmazlar üzerindeki davalı tarafın kullanımının muris… adına olduğunun kabulü halinde dahi bu durumun tarafların taşınmazlar üzerindeki el birliği ile malik olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, taşınmazların semerelerinden… dahi faydalansa da söz konusu semerelerden diğer mirasçılar konumundaki müvekkillerinin de faydalanması gerektiğini, davanın reddine ilişkin gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığını, davalı tarafın dosyaya sunduğu belgeler ile dava konusu taşınmazları ekip biçtiğini ve birtakım masraflar yaptığını ortaya koyduğunu, bu nedenle davalının taşınmazları fiili kullanım nedeni ile bir gelir elde ettiği hususunun tartışılmaz olduğunu, davalı tarafın kullanımının tanık beyanları ile de sabit olduğunu, davalının yargılama aşamalarındaki yazılı ve sözlü beyanlarının taşınmazları kullandığının ikrarı olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacı müvekkillerinin dava konusu taşınmazları yalnızca davalının ve muris…’nun kullanımına özgülendiği yönünde bir iradeleri bulunduğunu ispatlaması gereken tarafın davalı taraf olduğunu, ancak bu hususu davalı tarafın ispatlayamadığını, ecrimisil talebinin reddine karar verildiğini, ancak el atmanın önlenmesi yönünden herhangi bir karar verilmediğini, ayrıca davalı lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, kararın emsal Yargıtay kararlarına da aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “toplanan delillerden dava konusu taşınmazların davalı tarafça dava tarihi veya öncesinde kullanıldığı noktasında ispat yükünün davacılarda olduğu, davalının yurt dışında olduğu, taşınmazların murisin vefatından sonra anneleri tarafından kullanıldığı, annelerinin 2018 yılında vefatından sonra taşınmazların paydaşlarca kullanılmadığı, dava konusu taşınmazların davalı tarafça kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki el atmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine el atmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı el atmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu el atmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...