MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2024 / ****
Karar No 2025 / ****
Karar Tarihi **.06.2025
Karşı OyYok
Dava Konusu: Taksim

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/856 E., 2024/2529 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/395 E., 2023/3 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait dava konusu Edirne ili, … ilçesi, …. Köyünde kain, … ada … parsel, … ada … parsel ve … ada … parsel sayılı taşınmazlara davalının tır park ettirdiğini, beton dökerek taşınmazlardaki toprak yapısının bozulmasına sebebiyet verdiğini, davalıyı şifahen uyarmalarına rağmen haksız el atmasını sürdürdüğünü belirterek dava konusu taşınmazlara davalının el atmasının önlenmesine, taşınmazların eski hâle getirilmesine, şimdilik 1.500,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili süresinde davaya cevap vermemiştir.
2. Beyan dilekçesi ile; davalının davacıya ait taşınmazlarda kullanımının söz konusu olmadığını, davacının müdahalenin ne zaman başladığını ve hâlen devam edip etmediğini, mülkiyet hakkının ne şekilde ihlal edildiğini ve taşınmazlarını ne şekilde kullanamadığını açıklayamadığını, yine davacı tarafından davalıya gönderilen bir ihtarname bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdahalenin men’i, eski hâle getirme ve ecrimisil talepleri yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu … ve … No.lu parsellerin davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, gerek keşif mahallinde dinlenen tanık beyanı gerek keşif mahallindeki keşif zaptına geçirilen Mahkeme gözlemi, gerekse keşfe iştirak eden teknik bilirkişilerin dava konusu taşınmazların bulunduğu alana ilişkin yıllara ait uydu fotoğraflarının incelenmesi ile düzenlenen raporlarına göre; davalının davacıya ait parsellere tel çit örmek, yapı yapmak, toprak almak ve dolgu yapmak suretiyle toplamda 6.642,93 m²’lik alana müdahalede bulunduğu, müdahalenin başlangıcının 2017 olduğu, imarın 28.06.2019 tarihinde kesinleşip tapuya tescilinin yapıldığı, teknik bilirkişilerin raporlarında 31.12.2019 tarihi itibarıyla hesap yapıldığı, dava dilekçesinde Ocak 2019’dan itibaren işgalden söz edildiği; ancak alınan rapor ve buna göre kurulan hükümden dolayı aleyhe istinaf bulunmadığı, aynı raporda davacıların talep edebileceği ecrimisil tutarının 94.656,69 TL olarak hesaplandığı, bu miktar üzerinden ecrimisile ve müdahale hâlen devam ettiğinden el atmanın önlenmesine ve taşınmazın eski hâline getirilmesine yönelik davanın kabulüne dair verilen hüküm ve yasaya aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının taşınmazlarında herhangi bir müdahale olmadığını, kendi taşınmazlarının tel örgü ile çevrili olduğunu, tel örgü alanı dışında kullanımının olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, müdahale başlangıcı olarak iddia edilen tarihlere ait uydu görüntülerinin dosya arasına alınmadığını, imar uygulaması ile parsellerin sınırlarında değişiklik olduğunu, Mahkemenin bu hususta araştırma yapmadan karar verdiğini, …. ada … parselin miras taksim sonucu davacı adına 11.03.2021 tarihinde tescil edildiğini, oysa müdahalenin 2019 Ocak ayında başladığı iddiası olduğunu, iddia edilen tarihlerde davacının malik olup olmadığının araştırılmadığını, ayrıca davalı Şirketin 2020 Şubat ayı itibarıyla faaliyete başladığını, önceki dönemlerde dava konusu edilen yerlerde başka Şirketin bulunduğunu ve toprak döküm işlerinin 2017 yılında başladığının belirtildiğini, davalının müdahale konusu eylemle ilişkisi olmadığını, müdahalenin kim tarafından ne zaman ne şekilde gerçekleştirildiği hususunda yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, ecrimisil talebinin kabulünün de hatalı olduğunu, kötüniyet olmadığını, dinlenen tanığın 2020 yılında müdahale başlangıcı olduğunu belirttiği, taşınmaz değerleri için dikkate alınan emsallerin de internet ortamından alındığını ve objektif kriterleri taşımadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, müdahalenin men’i, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Bazı yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı İmar Kanunu’nun l605 sayılı Kanun ile değişik 42/c ve hâlen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı İmar Kanunu’nun l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
298l sayılı İmar Affı Kanunu’nun 3290 sayılı Kanun ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
2. Somut olayda; davalı taraf, iddiaya konu el atma olgusunun imar uygulaması ile gerçekleştiğini savunmuştur. İncelenen tapu kayıtlarından, taşınmazlardan … ada … parsel ile … ada… parsellerin 28.06.2019 tarihinde imar uygulaması gördüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda; Mahkemece yapılan keşif ve uygulamanın, davacıya ait imar parseline bir el atmanın olup olmadığını, varsa miktarını ve neden ileri geldiğini tam olarak açıklığa kavuşturur nitelik taşıması, bilirkişi raporlarının uygulamayı yansıtması gerekir. Bu kapsamda kadastro fen memuru veya harita mühendisi bilirkişinin, tecavüz olup olmadığını, varsa miktarını ve yerini açıklamasına ilaveten, tecavüzün imar uygulamasından ileri gelip gelmediğini de raporunda belirtmesi, imar uygulamasından doğmuşsa şüyulandırılan kadastral parseller ile imar parsellerini ayırt edici çizgi ve renklerle krokisinde göstermesi zorunludur. Tecavüz bir yapıdan doğmuşsa, yapının yaşını, imardan önce mevcut olup olmadığını, teknik bilgilere, ruhsat izin gibi belgelere dayanarak açıklamalıdır.
El atma olgusunun imar öncesinde mi sonrasında mı oluştuğu tespit edildikten sonra, her iki hâlde de mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesine karar verilecekse de; imar uygulamasıyla oluşan taşkınlıkta el atmadan dolayı davalıya kusur atfedilmesi mümkün olmadığından, el atmanın önlenmesine ve kâl’e karar verilecek yapının kaim bedelinin belirlenerek davacı tarafa bedelin depo edilmesi için süre ve imkan verilmesi, davacı tarafça bedelin depo edilmesi hâlinde el atmanın önlenmesi ve kâl’e karar verilmesi ve ecrimisil isteminin de bu kapsamda (yapı bedeli davalıya ödeninceye kadar davalı yapıyı kullanmakta haksız sayılamayacağından) değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırmayla karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Diğer yandan, … ada … parselde davacının miras taksim sözleşmesi ile malik olduğu tespit edilmiş olduğu hâlde tedavüllü tapu kayıtları getirilmeden davacının miras taksim ile devir alma tarihinden önce, iddiaya konu davalının el atma olgusunun başlangıç tarihi kesin olarak belirlenmek suretiyle, davacının mülkiyet durumunun paylı ya da tam olmasına göre ecrimisil hesabının yapılması gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olduğundan, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...