Karar Metni
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
…
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14/08/2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının 125 ada 61 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, parselin yola bağlantısının bulunmadığını, davalılara ait 125 ada 57, 81 ve 82 parsel sayılı taşınmazlardan bedeli karşılığında davacı taşınmazı yararına geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile “Davacıya ait 125 ada 61 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalılara ait 125 ada 57 parsel sayılı taşınmaz, 125 ada 55 ve 60 parsel sayılı taşınmazlar, …,… parsel sayılı taşınmaz ve 125 ada 54 parsel sayılı taşınmaz aleyhine, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 01/12/2015 tarihli 1 No’lu krokili raporda 1. alternatif olarak sarı renk ile gösterilen güzergah üzerinden Geçit Hakkı Tesisine” karar verilmiştir.
Hükmü, davalılardan … vekili temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “Mutlak geçit ihtiyacı” veya “Geçit yoksunluğu”, ikincisine de “Nispi geçit ihtiyacı” ya da “Geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarının sağlamasına imkan verilmelidir.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Somut olaya gelince;
1- Temyiz incelemesi sırasında, geçitle külfetlenen taşınmazlardan 125 ada 57 parselin tapu kaydına ilişkin UYAP sisteminde bulunan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) kayıtları üzerinden yapılan güncel sorgulamada davalılardan …’a ait 57 parsel sayılı taşınmazın karar ve temyiz tarihinden sonra dava dışı … ’e 11.01.2021 tarihli satış işlemi ile devredildiği anlaşılmıştır. HMK’nın 125. maddesi uyarınca satış işlemine bağlı olarak taşınmazı devralan şahıs yönünden taraf teşkili sağlanmak suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir. Dava konusu taşınmazların güncel tapu kayıtları getirilip, devir işlemi değerlendirilmeli ve yeni malik davaya dahil edilerek mahkemesince bir karar verilmesi gereklidir.
2- Mahkeme kararıyla geçitle yükümlü kılınan 125 ada 54 parsel sayılı taşınmazın mahalline iade kararı ile getirilen güncel tapu kayıtları incelendiğinde; 21.02.2019 tarihli uzlaşma ile Karayolları lehine kamulaştırıldığı ve sicilden “yol” olarak kullanılmak üzere terkin edildiği görülmüştür. Aleyhine geçit tesis edilerek malikine geçit bedeli ödenmesine hükmedilen 54 parsel sayılı taşınmaz yol olarak terkin edildiğinden, mahkemece değişen fiili durum gözetilmek suretiyle davacı ve davalı taşınmazların tümünü etrafındaki yollarla birlikte gösteren geniş pafta getirtilerek, davacı taşınmazının geçit ihtiyacı gerekirse keşif yapılmak suretiyle yeniden değerlendirilmeli ve sonucuna göre uygun güzergah belirlenmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmaksızın hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.