MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.05.2023
Karşı OyYok
Dava Konusu: Geçit Hakkı Tazminat

Karar Metni

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Anamur 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; Anamur Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.06.2011 tarih ve 2010/9 Esas, 2011/533 Karar sayılı ilâmı ile paydaşı olduğu 71 parsel sayılı taşınmaz lehine 70, 73 ve 78 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde geçit hakkı tesis edildiğini ancak, davalının kesinleşen mahkeme kararı üzerine fiilen de açılan bu yolu sulama havuzu yapmak suretiyle kapattığını ve kullanmasına engel olduğunu, bu nedenle 71 No.lu parselde kendisinin kullanımında olan kısma dikmek için yetiştirdiği çilek fidelerini dikemediğinden kuruduklarını, Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/23 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da uğradığı zararın 9.504,00 TL olarak belirlendiğini ileri sürerek bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili; dava konusu 71 No.lu parselde kendisinin ve davacı dışındaki diğer kardeşlerinin de payı bulunduğundan davacının tek başına bu davayı açamayacağını, ayrıca yola herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı gibi bahsi geçen sulama havuzunu da kendisinin yaptırmadığını, bilirkişi raporlarında yapılan hesaplama afaki olup gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2014 tarih ve 2014/61 Esas, 2014/1017 Karar sayılı kararıyla; davaya konu toprak havuzun davalının kullanımında olan taşınmazdaki geçit hakkı güzergâhı üzerine yapıldığı, davacının taşınmazına sadece geçit hakkı tesis edilen güzergâhtan ulaşabildiği, davalının ise yoldan geçmesini ve çilek fidelerini ekmesini engellediğinden davacıyı zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulü ile bilirkişi raporunda belirlenen 9.504,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarih ve 2019/4330 Esas, 2019/8002 Karar sayılı ilâmıyla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine, “…her ne kadar davacının taşınmazına ulaşabilmesi için sadece geçit hakkı tanınan yerden geçebileceği ve bu güzergah üzerine davalı tarafından geçişi engelleyecek şekilde sulama havuzu yapıldığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, gerek tespit dosyasında alınan 07.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda gerekse eldeki davada alınan 23.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu sulama havuzunun 15,00 m2’lik kısmının geçit güzergahı içinde kaldığının bildirildiği, raporlara eklenen fotoğraflara göre de yolun sulama havuzunun kenarından geçen kısmının araç geçişi için yeterli olup davacının bu kısmı kullanmak suretiyle taşınmazına ulaşabileceği, dolayısıyla zeminde mevcut sulama havuzunun davacının taşınmazına geçişini engelleyecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının iddia ettiği olayın dosya kapsamına uygun düşmediği ve davacının zararı ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile (özetle);
1. Tespit dosyasında alınan 07.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda ve dava sırasında alınan 23.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu sulama havuzunun 15,00 m²’lik kısmının geçit güzergâhı içerisinde kaldığının bildirildiği,

2. Raporlara eklenen fotoğraflara göre yolun sulama havuzunun kenarından geçen kısım araç geçişi için yeterli olup davacının bu kısmı kullanmak suretiyle taşınmazına ulaşabileceği,

3. Zeminde mevcut sulama havuzunun davacının taşınmazına geçişini engelleyecek nitelikte olmadığı,

4. Böylece davacının iddia ettiği olayın dosya kapsamına uygun düşmediği ve davacının zararı ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde (özetle), hangi gerekçe ile ret kararı verdiğinin anlaşılamadığı, geçit hakkı kabul edilmesine rağmen tecavüzün meşrulaştırıldığı, geçit hakkını aldığına göre kullanmasının da hakkı olduğu, davalının sağladığı kolaylık ve imkân kadar kullanmak zorunda olmadığı ve davalının kanun dışı eyleminin korunduğu ileri sürülmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tazminat istemine yöneliktir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 6098 sayılı Türk Boçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...