Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/215 E., 2022/277 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen geçit hakkı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin maliki olduğu 103 ada 175 ve 176 parsel sayılı taşınmazlar lehine geçit hakkı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde özetle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2016 tarih ve 2014/461 Esas, 2016/1081 Karar sayılı kararıyla; “… Davacılara ait taşınmazlarda tarım uygulandığı, bunun için gerekli tarım araçlarını geçirecek ve taşınmazlarına ulaşılacak başkaca yollarının bulunmadığını, mahallinde yapılan keşif, keşfi takiben alınan bilirkişi raporları doğrultusunda yapılan incelemede hükme esas alınan denetime elverişli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide 1 nolu alternatif olarak belirlenen güzergah üzerinden davacılara ait taşınmazlar lehine geçit hakkı tesis edilmesi gerekmiş..” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin14.07.2016 tarih ve 2014/461 Esas, 2016/1081 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarih ve 2018/652 Esas, 2021/2315 Karar sayılı ilâmında; “…İncelenen dosya kapsamına göre; lehine geçit hakkı talep edilen 175 parsel sayılı taşınmaz davacılardan Halil, 176 parsel sayılı taşınmaz ise davacılardan Metin adına tapuda kayıtlı olup davacılar arasında “ihtiyari dava arkadaşlığı” bulunduğundan, geçit hakkına ilişkin hükmün her bir parsel yönünden ayrıca, açıkça ve yüklü taşınmazlar gösterilmek suretiyle kurulması gerekirken, hüküm fıkrasının “1” No’lu bendinde, “175 ve 176 parselde kayıtlı taşınmazlar lehine” yazılmak suretiyle hükmün infazında karışıklığa yol açabilecek ifadelerle geçit hakkı kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca; geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan taşınmaz kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir. Somut olaya gelince; 175 ve 176 parsel sayılı taşınmazlara, “A” harfi ile gösterilen yer üzerinden de geçit hakkı tanınması halinde bu parseller yola ulaşabileceklerken bilirkişi raporunda “A” harfiyle gösterilmiş olan yer hakkında hüküm kurulmaması da kesintisizlik ilkesine aykırı olmuştur.
Bunun yanında; geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu açıklama çerçevesinde somut olaya gelince; mahkemece geçit hakkı talebi kabul edilse de taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bu ilke uyarınca, davanın niteliği gereği harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve dolayısıyla davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yargılama giderlerinin ve davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesi yerinde değildir.
Yine bu kapsamda; davacı 175 parselin yola ulaşabilmesi için davacı-davalı 176 parsel üzerinden de geçit hakkı tanınması gerektiğinden, mahkemece 175 parsel sayılı taşınmaz lehine ayrı bir geçit hakkı hükmü tesis edilerek, 176 parsel sayılı taşınmazdan geçirilecek geçit hakkı nedeniyle 176 parsel sayılı taşınmaz maliki lehine belirlenecek geçit bedelinin de depo ettirilmesi gerekmektedir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “…geçit hakkı davalarında dikkat edilecek ilkeler doğrultusunda mahkememizce mahallinde bilirkişiler eşliğinde yapılan keşifte ve alınan raporlarda tüm alternatifler içinde tarafların menfaatine en uygun, en ekonomik ve en az zarar verebilecek yerin, 11/02/2016 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 1 nolu alternatif güzergah olarak gösterilen yol olabileceğinın tespit edildiği, dava konusu her iki taşınmaz bakımından da ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gibi ; davacı 175 parselin yola ulaşabilmesi için davacı 176 parsel üzerinden de geçit hakkı tanınması gerektiğinden, mahkememizce175 parsel sayılı taşınmaz lehine ayrı bir geçit hakkı hükmü tesis edilmiş, 176 parsel sayılı taşınmazdan geçirilecek geçit hakkı nedeniyle 176 parsel sayılı taşınmaz maliki lehine de geçit hakkı bedeli tespit ettirilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/7703 Esas 2022/1226 Karar sayılı ilamında da yer aldığı üzere geçit bedelinin karar tarihine yakın bir tarihte belirlenmesi gerektiğinden, mahkememizce ek bilirkişi raporu aldırılmış, bozma öncesi depo edilen geçit hakkı bedeli ve kesintiler mahsup edilerek davacılara ayrı ayrı depo etmesi gereken bedeller hususunda süre verilmiş, süresi içerisinde ek rapor ile belirlenen geçit hakkı bedellerinin davacılar tarafından tamamlanması suretiyle depo edildiği anlaşılmıştır.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu açıklama çerçevesinde somut olaya gelince; mahkemece geçit hakkı talebi kabul edilse de taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bu ilke uyarınca, davanın niteliği gereği harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve dolayısıyla davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir ” gerekçesiyle; davanın kabulüne, 103 ada 175 ve 176 parseller lehine ayrı ayrı 103 ada 176, 177, 178, 223 ve 179 parseller aleyhine olmak üzere geçit hakkı tesisine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı … temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilâmı öncesi geçit bedeli yönünden davalı tarafın temyiz itirazları bulunmadığı ve Mahkemece bozma ilâmına uyulduğu gözetilerek bu kapsamda kazanılmış haklarının söz konusu olduğunu, güncel bedel üzerinden geçit hakkı tesis edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
2. Davalı … temyiz dilekçesinde;
a. Bozma ilâmı gereklerinin yerine getirilmediğini,
b. Geçit hakkı bedelinin karar tarihine yakın bir zamanda belirlenmesi gerektiğini,
c. Kendisine ait 178 parsel sayılı taşınmazın bahçe vasfında olduğunu, bedelin bu nitelik gözetilerek belirlenmesi gerektiğini,
d. Geçit hakkının kesintisiz olması gerektiğini, dere yatağı var ise bu kısımlardan ne şekilde bağlantı kurulacağının teknik bilirkişi yardımı ile araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, geçit hakkı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2 nci maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır.
3. Değerlendirme
1. Bilindiği üzere, dolu pafta sistemi uyarınca sicil kayıtları açık olan tapu kayıtları üzerinden hüküm kurulması hâlinde hükmün infaz edilebileceği açıktır. Farklı bir ifade ile sicil kaydı kapatılan ve üzerinde işlem yapma olanağı kalmayan tapu kayıtları hakkında kurulan hükmün infaza elverişli olduğu söylenemez.
2. Somut olayda TAKBİS kayıtlarının incelenmesinde, davacı ve davalı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22-a maddesi gereğince yenileme görerek pasif hâle geldiği, ada ve parsel numaralarının değiştiği görülmüştür. Bu nedenle güncel tapu kayıtları getirtilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken pasif tapu kayıtları üzerinden infaza uygun olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.