MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2024 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.05.2024
Karşı OyYok
Dava Konusu: Geçit Hakkı

Karar Metni

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/264 E., 2023/50 K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVALARDA
DAVA TARİHİ : 01.07.2005, 05.03.2007, 06.06.2007
KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın kabulü

Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda geçit hakkı kurulması davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu 562 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu 553 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılara ait taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmazının geçit hakkına ihtiyacı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı …; davacının taşınmazının geçit hakkına ihtiyacının olmadığını, davacı taşınmazı lehine geçit hakkı kurulabilecek daha elverişli güzergahlar olduğunu, maliki olduğu taşınmaz aleyhine geçit hakkı kurulması halinde taşınmazının zarar görebileceğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

3. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.10.2014 tarihli ve 2015/13505 Esas, 2018/4157 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 02.10.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.05.2018 tarihli ve 2015/13505 Esas, 2018/4157 Karar sayılı kararıyla davacı taşınmazı lehine 1963 yılında kurulan geçit hakkının yetersiz olması nedeniyle davacı taşınmazının nispi geçit ihtiyacının mevcut olduğu, bu nedenle mümkünse davacı taşınmazı lehine daha önce kurulan geçitin bulunduğu güzergahın genişletilmesi suretiyle, mümkün olmaması halinde ve daha uygun bir güzergah belirlenmesi halinde bu güzergahtan davacı taşınmazı lehine geçit hakkı kurulması gerektiği ve güncel parsel numaraları üzerinden infaza elverişli hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada 285 ada 22 (eski 562) parsel sayılı taşınmaz lehine 285 ada 10, 11, 12 ve 25 parsel sayılı taşınmazlar lehine geçit hakkı kurulmasına, birleştirilen davada 285 ada 13 parsel sayılı taşınmaz lehine 285 ada 10, 11, 12 ve 25 parsel sayılı taşınamazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Elaine Mansur vekili, davalı … vekili ile davalılar …, Naci Özdağlı ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … r vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, subjektif esasların nazara alındığını, davacının taşınmazının geçit hakkına ihtiyacının olmadığını, taşınmazın imar durumunun tartışılmadığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, daha elverişli güzergahlar olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin ağaçlarının değerinin hesaplanmadığını, duvarın değerinin düşük belirlendiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda 2.5 metre genişliğinde geçit hakkına tesisinin yeterli olduğunun belirtildiğini, hüküm tarihine yakın tarihteki geçit hakkı bedelinin hesaplanması gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalılar …, … ve … vekili temyiz dilekçesinde; iki numaralı güzergahtan subjektif gerekçelerle geçit hakkı kurulduğunu, davacının taşınmazlarının geçit hakkına ihtiyacının olmadığını, taşınmazların imar durumlarının tartışılmadığını, daha elverişli güzergahlar olduğunu beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen davalar, 4721 sayılı Kanun’un 747 inci maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.

Zorunlu geçit istemi değerlendirilirken, genel yola ulaşacak seçenekler arasında, daha önce üzerinde geçit kurulmak suretiyle genel yola bağlanmış bir taşınmaz varsa, diğer koşullarla çelişmediği ölçüde, bu seçenekten yararlanılarak bir sonuca ulaşmak mümkündür.

Böyle bir durumda, başkaca taşınmaz yararına önceden kurulan geçitin yükü artacağından, bu taşınmaz için uygun bir bedele hükmedilmesi gerekir.

Diğer taraftan; geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan taşınmaz kesintisiz olarak genel yola bağlanmalıdır. Buna uygulamada “kesintisizlik ilkesi” denilir.

2. Somut olayda; her ne kadar birleştirilen davalarda davacının maliki olduğu 285 ada 13 (eski 553) parsel sayılı taşınmaz lehine 30.03.2020 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide 2 numaralı alternatifte belirlenen güzergahtan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş ise de söz konusu güzergah, davacının maliki olduğu 285 ada 22 (eski 562) parsel sayılı taşınmaz lehine 564 parsel sayılı taşınmaz aleyhine Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesi 1962/246 Esas, 1963/162 Karar sayılı kararıyla 2 metre eninde kurulan geçit hakkının 3 metre eninde olmasını sağlayacak şekilde belirlendiğinden ve 285 ada 13 parsel sayılı taşınmaz lehine daha önce kurulmuş geçit hakkı bulunmadığından söz konusu taşınmaz lehine kesintisizlik ilkesi ihlal edilerek geçit hakkı kurulması doğru değildir.

Öte yandan; dava tarihinin 2005 yılı olduğu gözetilerek, geçit bedelinin karar tarihine yakın rayiçlere göre hesaplattırılarak mahkeme veznesine depo ettirilmesi sağlandıktan sonra geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken, dava tarihindeki rayiçlere göre belirlenen geçit bedeli depo ettirilmek suretiyle geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.

Bunlarla beraber; dava konusu 285 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, beyanlar hanesinde Milas Kadastro Mahkemesi’nin 2008/474 Esas sayılı dosyasında davalı olduğunun şerh edildiği anlaşıldığından anılan dava dosyası getirtilip incelenmeksizin karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Mahkemece; değinilen yönler gözetilmeksizin, kesintisizlik ilkesi ile fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...