Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/9 E., 2023/143 K.
DAVA TARİHİ : 08.04.2008
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen geçit hakkı tesisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarih ve 2016/5322 Esas, 2019/1321 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tapulama çalışmaları sırasında Niğde ili, Çiftlik ilçesi, Çarşı Mahallesi, … Mevkii, 101 ada 24, 21, 20, 19 parsel sayılı taşınmazların malikleri olduklarını; davalıların ise 101 ada 22, 23 No.lu taşınmazların malikleri olduklarını, 24 No.lu parsel üzerine bina yapımı sırasında davacıların kendilerine 25-30 metre karelik alanı yol olarak bıraktıklarını, halen de yol olarak kullanılan yolun kadastro çalışmaları sırasında davalılara ait 22 ve 23 No.lu parsellere kaydedildiğini, davalılar adına kayıtlı miktarın tapu kayıtlarının iptali ile düzeltilerek 24 No.lu parsel üzerine kayıt ve tescilini istemiş, 21.11.2011 tarihli dilekçe ile davasını ıslah ederek geçit hakkı tesisi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2015 tarih ve 2011/68 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararı ile davacının yola cephesi olduğu anlaşılmakla lehine geçit hakkı tesisi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2015 tarih ve 2011/68 Esas, 2015/34 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 14.02.2019 tarih ve 2016/5322 Esas, 2019/1321 Karar sayılı ilâmında; davacılar vekili 19, 20 ve 21 parsel sayılı taşınmazların yola çıkması için 24 parsel sayılı taşınmazdan itibaren 3 metre eninde ve makul uzunlukta geçit hakkı kurulmasını istemiş, dosyada mevcut bilirkişi raporu ile krokisine göre davaya konu 24 parsel sayılı taşınmazın yola cephesi olduğundan bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı ancak, 19, 20 ve 21 parsel sayılı taşınmazların geçit ihtiyacı içinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişilere keşfi izlemeye uygun kroki ve rapor düzenlettirilmek suretiyle bu parseller yönünden geçit ihtiyacının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak alınan bilirkişi ek raporuna göre 101 ada 38 parsel sayılı taşınmazdan yola olan mesafe diğer parsellere göre daha uzun ise de, bu parselin büyüklüğü ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince büyük parselden geçit hakkı tesisi daha uygun olacağından 07.09.2023 tarihli duruşmada davacı vekiline bu parsel malikinin davaya dahil edilmesi için 2 haftalık kesin süre verilerek aksi takdirde dosyadaki mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtar edildiği, davacı vekilinin bu parsel malikini davaya dahil etmemesi üzerine de davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 28.04.2023 tarihli Harita Mühendisi Hüseyin Karartaş tarafından düzenlenen ve 11.06.2023 tarihli İnşaat Mühendisi … tarafından düzenlenen ek bilirkişi raporunun aleyhe olan hususlarını kabul etmediklerini, adı geçen bilirkişi raporundaki hesaplamalarda dikkate alındığında 3 ve 4 üncü alternatiflerin en kısa, en verimli, en kullanışlı ve en ucuz yol olmadığının, 2 nci alternatif ana yola çıktığı için en verimli, en kısa, en kullanışlı ve en ucuz yol olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçit hakkı kurulması talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
2. Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 nci maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşula, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması hâlinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
3. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
4. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hâllerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
5. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
6. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
7. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2 nci maddesinde öngörülen Hukuk Devletinin bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, Devletin bireyin haklı beklentilerine uygun davranmasını, hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmasını gerektirir.
8. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını gerektirmektedir. (AİHM, …/…, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
9. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
10. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde, uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nun 21.01.2004 gün ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 gün ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararları).
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen davada Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...