MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.03.2024
Karşı OyYok

Karar Metni

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/53 E., 2023/106 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki geçit hakkı kurulması istemiyle ilgili verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu 522 ada 13 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalıya ait 520 ada 2 parsel sayılı taşınmaz aleyhine olmak üzere geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.03.2021 tarihli ve 2021/2 E., 2021/62 K. sayılı kararıyla; “…Davacıya ait 522 ada 13 parsel sayılı taşınmaz yararına, 520 ada 2 parsel sayılı taşınmazda geçit tesis edilen kısımın zemin değeri ile bu yerde bulunan tel çit, kapı ve ağaçların değeri 10.04.2018 tarihli ziraatçi bilirkişi raporunda ayrı ayrı hesaplanmış olup mahkemece bu değerler toplamı davacı tarafa depo ettirilmek suretiyle geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle ziraat bilirkişi raporunda “irtifak bedeli” olarak hesaplanan 1.337,49 TL depo ettirilerek geçit hakkı tesisine karar verilmesi doğru görülmeyerek hükmün bu nedenle bozulmasına karar verildiği; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı tarafa, bilirkişi raporu ile tespit edilen toplam 8.127,02 TL geçit hakkı bedelinden 17/04/2013 tarihinde yatırılan 4.802,00 TL geçit bedelinden kalan 4.564,65 TL mahsup edildikten sonra bakiye 3.562,37 TL geçit bedelini depo etmek üzere bir hafta kesin süre verildiği, bakiye geçit bedelinin davacı tarafça süresi içerisinde depo edildiği…” gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 07.02.2022 tarihli ve 2021/7339 E., 2022/763 K. sayılı kararıyla; “… Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek 522 ada 13 parsel sayılı taşınmaz lehine 23.03.2018 tarihli fen bilirkişisi raporunun ekinde yer alan krokide “A” harfi ve “yeşil” renk ile gösterilen kısımda 520 ada 2 parsel sayılı taşınmaz aleyhine geçit irtifakı kurulmasına karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan ilkeler ışığında karar tarihine en yakın tarihteki geçit bedelinin belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınarak tespit edilen miktarın davacıya depo ettirilerek karar verilmesi gerekirken Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 10.03.2020 tarih ve 2019/2397 Esas, 2020/2971 Karar sayılı bozma ilamı öncesi alınan … takdir raporuna göre karar verilmesinin doğru görülmediği, hükmün bozulmasına karar vermek gerektiği…” gerekçesiyle davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, açıklanan sebeple davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar
Mahkemenin 06.07.2023 tarih ve 2022/53 E., 2023/106 K. sayılı kararı ile;”… Kayseri ili, Bünyan ilçesi, … Mahallesi, 520 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 23/03/2018 tarihli raporunun ekindeki krokide “A” harfi ve yeşil renkle koordinatları gösterilmiş 191,07 m² kısmı üzerinde geçit hakkı kurulması için ek bilirkişi raporu alındığı, 22/12/2022 tarihli yeni değerlemede 123.817,80 TL yol bedeli belirlendiği, bedelin eksik kalan kısmını tamamlaması için 01/02/2023 tarihli dördüncü celsede davacıya süre verildiği, sonrasında 08/03/2023 tarihli celsede bedeli yatırmadığı takdirde ret kararı verileceğine dair ihtarda bulunularak kesin süre verildiği, ancak geçit bedelini davacının yatırmadığı ve ekonomik imkanı olmadığını açıkça belirttiği…” gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; karardaki aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, müvekkilinin taşınmazının geçit ihtiyacı içinde olduğunun açıkça belli olduğunu, davalının ise kötü niyetle duvar çekip kapı yaparak girişleri tamamen engellediğini, ambulansın ve itfaiye araçlarının geçemediğini, bedeli karşılığında ve en az zararla geçit tesis edilmesinin zorunlu olduğunu, önceki aşamalarda davalarının kabul edilmiş olup kadimden beri ailesiyle birlikte yol olarak kullandıkları yerler olduğunu, yolun kadastro paftasında da görüldüğünü ileri sürerek; açıklanan ve re’sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Türk Medeni Kanunu’nun 747 nci maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanunu’nun 747 nci maddesi gereğince; “Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir. Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır. Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.”

2. 6100 sayılı HMK’nın 90 ıncı maddesi gereğince; “Süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanun’da belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.”

3. Aynı Yasa’nın 94 üncü maddesi gereğince; “Kanun’un belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre ise kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.”

Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurabilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...