Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2005/189 E., 2020/895 K.
DAVACILAR : 1-…, 2-…, 3-… vekili Av. …
…
DAVALILAR : 1-…, 2-… vekili Av. …, 3-…, 4-…, 5-…, 6-… 7-…, 8-…, 9-…,
10-…, 11-…, 12- …, 13-…,
14-…, 15-…, 16-…,
17-…, 18-…, 19-…, 20-… 21-…, 22-…, 23-…24-…, 25-…, 26-…, 27-…
MÜTEVEFFALAR : …, …, …
VASİ : …
KISITLI : …
MİRAS BIRAKAN : …
DAVA TARİHİ : 08.06.2005
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki geçit hakkı tesisi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.03.2005 tarih ve 2004/7682 Esas, 2005/1674 Karar sayılı ilamı ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar … ve … vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde; Mersin ili, …ilçesi, …Mahallesi, 1398 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğunu, taşınmazın ana yola sınırının bulunmadığını belirterek davalıların maliki olduğu taşınmazlardan geçit hakkı tesisine karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar … ile Pervin Akça (Öztemur) vekili cevap dilekçesinde; davacıların davaya konu 1398 parselin eski maliki olduğunu, 1398 parsel maliki … tarafından 1395 parselden 2003/675 Esas sayılı dava dosyasında geçit hakkı talep ettiğini, davanın bu dava ile birleştirilmesini, davacılara ait 1398 ve 1397 parselin 1396 parsel ve tapulama harici istikametindeki alandan daha kısa ve münasip yola çıkış imkanı olmasına rağmen 1395 parselden geçit hakkı talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
…Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2004 tarih ve 2003/674 Esas, 2004/566 Karar sayılı kararıyla; davacılara ait 1397 ve 1398 No.lu parsellerin güneyde bulunan kadastro yoluna bağlantılarının tapulama harici olan yerden sağlanabileceği, davacılara ait taşınmazlara zorunlu geçit hakkı tesisi koşullarının oluşmaması nedeniyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2004 tarih ve 2003/674 Esas, 2004/566 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde birleştirilen davanın davacısı … temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.03.2005 tarih ve 2004/7682 Esas, 2005/1674 Karar sayılı ilâmında; davacının 1398 parsel numaralı taşınmazının ana yola sınır teşkil etmemesi nedeniyle geçide ihtiyacı olduğu, davacının güney bitişiği 1397 parsel üzerinden güneydeki kadastro yoluna ulaşımı için bilirkişiye incelettirilen (CGF) seçeneğin araç trafiğine uygun olmaması, diğer seçenek olarak belirtilen (CDE) seçeneğinin de araç trafiğine uygun olmadığı, (AB) seçeneğinin geçit kurulması istenen 1395 numaralı parseli ikiye böleceğinden buradan geçit kurulmasının kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, 1395 numaralı parselin batı sınırı ile komşu 1404, 1405 ve 1406 parsellerin doğu tarafından geçit kurularak kuzeydeki kadastro yoluna ulaşım sağlanıp sağlanamayacağı araştırılarak ve 1395 numaralı parseli ikiye bölmeden bir güzergah belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulduğu, davacı … tarafından açılan davanın takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırıldığı ve 17.12.2020 tarihli celsede … tarafından açılan davanın tefrik edilerek 2020/649 Esas sayılı numaraya kaydının yapılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, eldeki davanı … tarafından açılan Mersin ili, …ilçesi, …Mahallesi, 1398 parsel sayılı taşınmaz lehine geçit hakkı tesisine ilişkin olduğu, yapılan keşif sonucunda dosyaya sunulan bilirkişi raporları dikkate alındığında davacıya ait taşınmazın yola geçidinin bulunmadığı, en uygun, en ucuz ve en makul güzergahın bilirkişi raporunda 6 ncı alternatif olarak belirlenen 1396 ve 1397 parsellerden geçen güzergah olduğu, keşif mahallinde belirlenen ve bilirkişi raporlarında krokili olarak belirtilen diğer güzergahların zemin durumu, kot farkı ve maliyet bakımından geçit hakkı tesisine uygun olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne; davacıya ait 1398 parsel lehine, 1396 ve 1397 parsel aleyhine olacak şekilde harita teknikeri … …e harita mühendisi … tarafından dosyaya ibraz edilen 16.01.2020 havale tarihli krokili raporda 6 ncı alternatif güzergah olarak (I) ve (J) harfleri ile gösterilen 1396 parselden 75,18 m²’lik alan, 1397 parselden ise 125,25 m²’lik alan olmak üzere toplamda 200,43 m²’lik alana sahip 56 m uzunluğunda 3 m genişliğinde geçit hakkı tesisine bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davalılar …, … vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamına uyulmadığını, Mahkemece geçit hakkı tesis edilmesinin uygun olacağı değerlendirilen altı No.lu güzergahta 1397 parselde geçilen bölgenin eğiminin fazla olduğunu, 1396 ile 1397 parsel arasında kot farkı bulunduğunu, araç trafiğine uygun olmayacağını, 1397 sayılı parsel üzerinde bulunan sulama havuzu nedeni ile bu parsel üzerinden yol geçirilmesinin uygun olmadığını, kot farkının sayısal olarak belirlenmemesinin hatalı olduğunu, açılan dava, taşınmazının ana yola bağlanması olduğu halde Mahkemece kadastral yola bağlanmasına karar verilmesinin uygun olmadığını, dosyada bulunan 24.08.2017 tarihli rapor ile son rapor arasında çelişki bulunduğunu, hükme esas alınan rapordaki 2 No.lu alternatiften geçit hakkı tesisinin müvekkillerine ait 1396 parseli içine alan alternatife kıyasla daha hakkaniyetli olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçit hakkı kurulması talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
2. Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 nci maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması hâlinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
3. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
4. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hâllerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
5. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
6. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
7.Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kararın bozmaya uygun olmasına göre davalılar … ve … vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek geçit hakkı kurulacak güzergah belirtilmek suretiyle geçit hakkı tesisine karar verilmiş ve kurulan irtifak hakkının tapuya tesciline hükmedilmiştir. Oysaki Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012 nci maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kurulan geçit irtifakının kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline hükmedilmesi gerekir. Bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK’nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar …, … vekilinin 2 numaralı bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm sonucunun 2 nci bendinden “bu şekilde tapuya tesciline,” ibaresinin çıkarılarak yerine “kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,
HUMK’nun 440/III- 2 nci bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.