MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2022 / ****
Karar Tarihi **.12.2022
Karşı OyYok
Dava Konusu: Bono

Karar Metni

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.04.2018 tarih ve 2015/863 E. – 2018/275 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.05.2021 tarih ve 2018/2509 E. – 2021/806 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili aleyhine birbirini takip eden vade ve keşide tarihlerini içeren bonolara dayalı olarak icra takibi başlattığını, takibe konu edilen tüm bonolardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek Ankara 22. İcra Müdürlüğü’nün 2014/7780, 2014/152, 2013/16675, 2014/6852 sayılı dosyaları ve anılan icra takiplerine dayanak bonolar nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu icra takiplerine dayanak bonoların davacı ile imzalanan satış sözleşmesi gereğince satım bedeli karşılığı verildiğini, bonoların ödenmemesi nedeniyle davaya konu icra takiplerinin başlatıldığını, bu takipler nedeniyle yapılan hacizler sırasında davacının icra takiplerinin önüne geçebilmek adına yanında çalışan sigortalı çalışanına işyerini devrettiğini öğrendiklerini, davacı hakkında alacaklılarını zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçundan Ankara 14. İcra Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, davacının satın aldığı cihazın teminatını ödediğini ve bonolara mahsuben ödemeler yaptığını, ödemelerin davacı adına sigortalı çalışanı Nurşen Yalçınkaya tarafından yapıldığını, davacının bizzat yaptığı ödemelerin de olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bonolar altında davacı adına atılı bulunan imzaların davacıya ait olmadığı dolayısıyla davacının anılan bonolar nedeniyle borçlu olmadığı, davalı tarafından davacının bonolardan haberdar olduğu ve bonolara mahsuben bizzat ödeme yapıldığını savunmuşsa da davalı tarafından sunulan dekontta bonolara mahsuben ödeme yapıldığına dair açıklama bulunmadığı, davalı savunmasında bahsi geçen Ankara 14. İcra Ceza Mahkemesi’nin 2014/334 Esas sayılı davasında görülmekte olan davanın eldeki dava ile ilgisi bulunmadığı, dava konusu bonolarda lehtar olan davalının söz konusu bonodaki keşideci imzalarının davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olduğu, davalının kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının keşideci, davalının lehtarı olduğu; Ankara 22. İcra Müdürlüğü’nün 2014/7780, Ankara 22. İcra Müdürlüğü’nün 2014/152, Ankara 12. İcra Müdürlüğü’nün 2013/16675, Ankara 22. İcra Müdürlüğü’nün 2014/6852 sayılı icra dosyalarına konu edilen tüm bonolar nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,19.497,16 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 18.08.2017 tarihli Jandarma Genel Komutanlığının iki kişilik bilirkişi heyetinin raporunda; davaya konu bonolarda, davacıya atfedilen imzaların davacının eli ürünü olmadığı şeklinde görüş bildirdikleri, ayrıca takibe dayanak senetler kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu edilmiş olup borçlu davacının itirazı üzerine takibin durmayacağı açık olduğu gibi senetlerin ihdas hanesi nakden ihdas olduğunun anlaşıldığı, davalının dayandığı mal satışına ilişkin sözleşmede senetlerin açıkça tanımlanmadığı, senetlere de bir atıf yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...