MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2022 / ****
Karar Tarihi **.06.1987
Karşı OyVar
Dava Konusu: Çek

Karar Metni

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.09.2017 tarih ve 2015/583 E. – 2017/727 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.10.2020 tarih ve 2020/63 E. – 2020/140 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 2006 yılında 18.000.- TL ve 17.000.- TL bedelli 2 adet çeki davalı …’a verdiğini, bu çeklerden 18.000.- TL bedelli çekin ödendiğini, diğer 12.09.2006 tarihli 17.000.- TL bedelli çekin “17.000 TL” olan meblağ kısmında, “170.000 TL” olarak tahrifat yapıldığını, ayrıca çekin keşide ve vade tarihlerinin de 2008 yılına ait olarak değiştirildiğini, davalılardan … tarafından çeke dayalı olarak müvekkilleri aleyhine icra takibine girişildiğini, çekin zamanaşımına uğradığını, davalılar hakkında resmi evrakta sahtecilik ve tefecilik suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı …’in savcılıktaki ifadesinde, müvekkillerini tanımadığını ve alacağının olmadığını beyan ettiğini, diğer davalı …’ın savcılık ifadesinde ise, müvekkillerinden …’e araç sattığını, sözkonusu çekin de bunun karşılığında aldığını, çeki tahsil için arkadaşı diğer davalı … ile bankaya gönderdiğini, çekin karşılığının olmaması üzerine çeki avukatı aracılığıyla takibe koyduğunu beyan ettiğini, oysa ki, çeki icra takibine koyanın davalı … olduğunu, müvekkilleri ile davalı … arasında beyan edildiği gibi harici araç alım satım ilişkisi olmadığını ileri sürerek çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların davalı …’a başkaca çekler verdiklerini ve çek bedellerini ödediklerini belirttikten sonra müvekkilleri ile davacılar arasında hiçbir alışverişin bulunmadığını ileri sürmesinin çeliştiğini, tahrifat iddiasının icra hukuk mahkemesince değerlendirildiğini ve adli tıp raporu doğrultusunda çekte tahrifat bulgusuna rastlanılmadığından davanın reddedildiğini, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, çekte tahrifatın sözkonusu olmadığını, müvekkillerinin iş ortağı ve arkadaş olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davaya konu çekte fiziksel ya da kimyasal herhangi bir silme ya da ilave yoluyla tahrifata delalet eden bulgulara rastlanılmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğu, davaya konu çekin geçerli olduğu ve zamanaşımına uğramadığı, temel ilişkiden mücerret borç ikrarını içerdiği dikkate alınarak temel ilişkinin davalı tarafça kanıtlanmasının gerekmediği, davalı alacaklı tarafça davacıların borçlu olduklarının yazılı belge ile kanıtlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin yetkili ve meşru hamili ve icra takip alacaklısı olan davalı …’in savcılık ifadesinde açıkça, davacılardan çekten dolayı alacağının olmadığını kabul etmiş olduğu, diğer davalı … yönünden ise, bu davalının icra takibinde taraf olmadığı gibi, dava konusu çekte de herhangi bir sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.b.2. maddesi uyarınca, kararın kaldırılarak davalı … yönünden davanın kabulüne diğer davalı … yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...