MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2024 / ****
Karar No 2025 / ****
Karar Tarihi **.05.2025
Karşı OyYok
Dava Konusu: Kefalet

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/788 Esas, 2024/1341 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/652 E., 2024/33 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı … Kimya Temizlik Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. (Eski ünvanı; … Temizlik Sağlık Gıda Tet. Taş. Mad. San. Tic. Ltd. Şti.) ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davacının ise kredi sözleşmesine kefil olduğunu, teminat olarak taşınmazını ipotek ettiğini ancak davacının kefil olduğunu sonradan öğrendiğini, davacının yalnızca şirketin borçlarına karşılık anılan gayrimenkulü ipotek ettirdiğini zannettiğini, banka tarafından bilgisi dışında kredi borcunun kefili olarak borçlandırıldığını, kefalet akdinin ve ipoteğin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini, sözleşmenin örneğinin sunulmadığını, eş rızasının alınmadığını ileri sürerek kefalet akdinin ve buna bağlı olarak kurulan ipotek akdinin geçersiz olduğunun ve davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, .. İli, … İlçesi, 21202 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kurulan ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı şirket ile banka arasında 08.11.2013 tarihinde 3.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, 27.04.2016 tarihinde sözleşmede limit artımı gerçekleştiğini, davacının usul ve yasaya uygun prosedürler çerçevesinde kefil olduğunu, davacının sözleşmeye kefil olma tarihinin 27.04.2016 olduğunu, ipotek işleminin de aynı tarihte gerçekleştirildiğini, genel kredi sözleşmesi kefil imza sayfasını davacının kendi el yazısı ile doldurduğunu, “….” kısmına “Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ediyorum.” yazdığını ve imzaladığını, davacının eşi ….’in davacı ile birlikte imzaların alındığı eş muvafakatnamesini imzaladığını, davacının sözleşmeye kefil olması ve ipoteğin tesisi işlemlerinin hiçbirinde usulsüzlük ya da hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu ettiği kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu, davacı her ne kadar kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle ipotekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuş ise de davaya konu ipoteğin kefalet akdine istinaden kurulmadığı, bu nedenle kefaletin geçersizliğinin resmi şekilde düzenlenen ipotek akdinin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davacının resmi senede ilişkin sahtelik iddiasında da bulunmayıp yalnızca kefaletin geçersiz olması nedeniyle ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürdüğü, 27.04.2016 tarih 11550 yevmiye nolu ipotek resmi senedinde davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine 3.600.000,00 TL 1. derecede borçlu Sır Kimya ve … Gıda … Ltd. Şti’nin borçlu ya da kefil sıfatıyla imzaladıkları nakdi ve gayri nakdi sözleşmelerinden, kambiyo senetlerinden ve bankayla imzaladığı tüm sözleşme ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak banka alacaklarının tahsilinin temini için ipotek tesis edilmesi karşısında ve dava tarihi itibariyle borçlu şirketin kredileri kapanmamış olup krediler dava açıldıktan sonra 24.09.2018 ve 01.11.2021 tarihlerinde tamamen kapatıldığı, ipoteğin davalı banka tarafından 04.11.2021 tarihinde fek edildiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinafa gelen uyuşmazlığın temelde, ipoteğin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, ipotek resmi senedi ile davacı adına kayıtlı arsa vasıflı taşınmaz üzerine dava dışı …. Temizlik Sağlık Gıda Petrol Taşımacılık Madencilik Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile …. Gıda İnşaat Temizlik Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin borçlu ya da kefil sıfatıyla imzaladığı nakdi ve gayri nakdi sözleşmelerinden, kambiyo senetlerinden ve bankayla imzaladığı tüm sözleşme ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak banka alacaklarının 3.600.000,00 TL’sine kadar tahsilinin temini için banka lehine birinci derecede ve fek edildiği banka tarafından bildirilinceye kadar ipotek tesis edildiği, kredi borcu dava açıldıktan sonra 24.09.2018 ve 01.11.2021 tarihlerinde tamamen kapatılmış ve ipoteğin banka tarafından 04.11.2021 tarihinde fek edildiği, kefaletin şahsi, ipoteğin ise ayni nitelikte bir teminat sağladığı, bu kapsamda kefalet ve ipoteğin farklı hükümlere tabi olduğu, bu nedenle kefaletin şekline ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (TBK) 583. maddesi ile kefalette eş rızasına ilişkin 584. maddesinin ipotek hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı, ayrıca davacı tarafça ipoteğin kefalete bağlı olduğu ve kefaletin de geçerli olmadığı ve bu halde ipoteğin de geçerli olmadığı ileri sürülmüş ise de, davaya konu ipoteğin davacı kefilin kefalet borcunun teminatı olarak değil, kredi borçlusu şirketlerin borcunun teminatı olarak verildiğinden, davacının kredi sözleşmesine olan kefaletinin geçerli olmamasının, kredi borçlusu şirketlerin borcunun teminatı olarak verilen ipoteğin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığı, ipoteğe konu taşınmazın arsa vasfında olduğu, ipotek tesisi için eş rızasına gerek bulunmadığı, ipoteğin temin ettiği borç dava açıldıktan sonra ödendiğinden İlk Derece Mahkemesince yargılama masrafı ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, kefalet akdinin ve buna bağlı olarak kurulan ipotek akdinin geçersiz olduğuna müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, …. İli, … İlçesi, 21202 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kurulan ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.03.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilen kefalet sözleşmesinin usul ve yasaya aykırı olarak düzenlenmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile mezkur taşınmaza ilişkin kurulan ipoteğin fekki talebine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. 26.10.2023 tarihli celsede davacı vekili ipoteğin fek edilmiş olduğundan davanın konusuz kaldığını belirtmekle birlikte kefalete ilişkin bir beyanda bulunmadığı, 18.01.2024 tarihli celsede ise “16.01.2024 tarihli beyan dilekçesini tekrar ettiğini, kefalet geçersiz olduğu için ipotekten dolayı borçlu olmadığını tespiti ve ipoteğin fekki talepli dava açtıklarını” beyan etmiştir. …. 16.01.2024 tarihli dilekçesinde de davanın konusunun, kefaletin usul ve hukuka aykırı olarak tesis edilip edilmediğinden ibaret olduğunu beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın konusunun, ipotek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki talebine ilişkin olduğu nitelendirilerek yargılama yapıldığı ve ipoteğin dava açıldıktan sonra fek edildiği gerekçesiyle davanın konusuz kaldığından, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği gibi Bölge Adliye Mahkemesince de İlk Derece Mahkemesinin davayı nitelendirmesi kapsamında dosyanın değerlendirilerek davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 111. maddesinde davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceğinin belirtildiği ve HMK’nın 31. maddesinin “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” hükmü uyarınca da hakimin, müphem gördüğü konularda davayı aydınlatma yükümlülüğünün bulunduğu vurgulanmaktadır. Bu itibarla, davacının dava dilekçesindeki iddiaları nazara alınarak HMK’nın 31. maddesi uyarınca, davacıya usulüne uygun süre verilerek davanın konusunun açıklattırılması ve açıklanan talepler bakımından davanın nitelendirilmesinin yapılması gerekirken yalnızca ipoteğin fekki hususunda yapılan yargılama eksik incelemeye dayalı olup bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...