MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2024 / ****
Karar No 2025 / ****
Karar Tarihi **.05.2025
Karşı OyYok
Dava Konusu: Marka

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/606 Esas, 2024/898 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/213 E., 2024/19 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; müvekkilinin … markasını ihtiva eden kutuları … isimli şahsa ürettirdiğini, bu kutuların taklit ürünlerde kullanıldığının Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/168 D.İş sayılı dosyası ile tespit ettirildiğini, bu dosyaya davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile bu ürünleri davalının fason olarak yaptırdığını ikrar ettiğini, tespit edilen ürünlerin melaminden mamul tepsiler olduğunu, müvekkilinin markasının “Bu sınıfa dahil elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri” emtialarında tescilli olduğunu, karşı tarafın müvekkilinin … ibaresi ile müvekkilin markasına iltibas yaratarak haksız kazanç peşinde olduğunu ileri sürerek bu eylemlerin müvekkilinin … ve W … ibareli markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle tecavüzün giderilmesine, şimdilik 25.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/14 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; müvekkiline ait … ibareli marka tescilleri bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin … ibareli markasını yurtdışında da tescil ettirdiğini, davalının imal ettiği ürünler ile yedindeki kalıpların ve benzer kullanımının davacı şirkete ait … ve … ibareli markasından doğan hakları ettiğini ileri sürerek bu nitelikteki ürün imalinin satışının ve dağıtımının, ithalinin ve ihracının, yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasının önlenmesi ve tecavüz teşkil eden ürünler ile ürünlerin imal edildiği kalıpların ve ambalaj malzemelerinin yediemine teslimine, tecavüzün tespitine, tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, bu suretle tecavüzün giderilmesine, 25.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; Almanya menşeili müvekkilinin …’da, Almanya’da ve birçok ülkede tescilli olan “…” markasını kullandığını, “…” markasını Almanya’da kendi adına 2003 yılında tescil ettirdiğini, aynı yıl ” …” markasını şirkete vekil olarak … şirketi adına Türkiye’de tescil ettirdiğini, tespite konu ürünlerin Almanya’da satış ve pazarlaması yapılmak üzere imal edilmiş ürünler olduğunu, müvekkilinin kendi orijinal Avrupa Topluluk markası ürünleri olduğunu, satış pazarı ve tüketicileri farklı olduğundan haksız kazancın doğmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı vekili birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/14 E. sayılı dosyasına cevap dilekçesinde; davaya konu edilen Almanya için üretilen kutuların Almanya’daki patent sahibinin Hatex şirketi olduğunu, ürünlerin iç piyasaya yönelik değil Almanya’ya yönelik imal edildiğini, bu nedenle yurt içinde davacı tarafın markasının kullanımının söz konusu olmadığını, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/13 E. sayılı doyasında Hatex firmasıyla davacı taraf arasında marka iptaline yönelik dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının “…” kelime markasının tüm sınıflar bakımından 18.07.2011 tarihinden itibaren 2011/59455 numarası ile tescilli olduğu, davacının aynı kelime unsurunu havi başka markalarının da Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ve yurtdışında tescilinin sağlandığı, ancak davacının, asıl dosya davalısının tescillerinin bulunduğu ve ticari faaliyetini yürüttüğü Almanya’da tescilinin bulunmadığı, davalının, davacı aleyhine, davaya konu dayanak markasının gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil nedeni ile açtığı davanın esastan reddedildiği, bu itibarla Türkiye için marka hakkının davacıda olduğu, davalının Almanya ve başka ülkelerde tescilli “…” ibareli markalarının bulunduğu, değişik iş dosyası ile tespit olunan ürün ambalajlarında, davalının Almanya’da tescilli markasını, tescil edilmiş olduğu haliyle “Home&More …” şeklinde kullandığı, asıl dava davalısının Türkiye’de herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı, söz konusu ürünlerin şirket merkezi Almanya’da kullanılmak üzere, birleşen dosya davalısına ürettirildiği, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısına ait “…” markasının bulunduğu, asıl ve birleşen dava davalılarının, ürünlerin Türkiye satış ve pazarlama bölgesi hariç şirket merkezinin bulunduğu Almanya’da kullanılmak üzere üretilmesinde anlaştıkları, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısının markasının yer aldığı, ambalajda yer alan “…” ibaresinin ise markasal nitelikten ziyade ürünleri teslim alacak davalıyı işaret etmek üzere, ticari dürüstlük kuralları çerçevesinde ve Türkiye’de davacının markasal haklarına tecavüz oluşturacak ticari faaliyetlerden kaçınma saikine sahip olunarak yer aldığı, davalıların fiillerinin 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 9/2-c hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira davalıların ürünlerin üzerinde “…” markasını kullanarak benzerlik ve karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığı, eylemlerin marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen dava davacısı adına Türkiye’de tescilli “…” ibareli markanın, asıl dava davalısı tarafından Almanya’da kendi adına tescil ettirildiği, asıl dava davacısının Almanya’da marka tescilinin bulunmadığı, değişik iş dosyası ile tespit olunan ürün ambalajlarında, davalının Almanya’da tescilli markasını, tescil edilmiş olduğu haliyle “…& …” şeklinde kullandığı, asıl dava davalısının Türkiye’de herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı, söz konusu ürünlerin şirket merkezi Almanya’da kullanılmak üzere, birleşen dosya davalısına ürettirildiği, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısına ait “…” markasının bulunduğu, asıl ve birleşen dosya davalılarının, ürünlerin Türkiye satış ve pazarlama bölgesi hariç şirket merkezinin bulunduğu Almanya’da kullanılmak üzere üretilmesinde anlaştıkları, ürünlerin üzerinde birleşen dosya davalısının markasının yer aldığı, ambalajdaki “…” ibaresinin ise markasal nitelikten ziyade ürünleri teslim alacak davalıyı işaret etmek üzere kullandığı, davalıların fiillerinin marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...