MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2024 / ****
Karar No 2025 / ****
Karar Tarihi **.06.2025
Karşı OyYok
Dava Konusu: Marka

Karar Metni

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2108 Esas, 2024/2213 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
( Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2024/142 E., 2024/263 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına tescilli 2019/… tescil numaralı “…” ibareli markanın müvekkiline ait “…” esas ibareli 2010/.., 2011/.., 2014/…, 2015/.., 2015/.., 2020/.. tescil numaralı markalar ile aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markanın başvurusu aşamasında da müvekkilince itiraz edildiği halde Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın kısmen reddine karar verildiğini, kısmi ret kararına süresi içinde itiraz edilmediğinden markanın mevcut hizmetler bakımından tescil edildiğini, ancak bu hizmetlerin de müvekkilinin markalarının tescilli kapsamında bulunan hizmetlerle aynı/benzer olduğunu ve tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ayakkabı ve çanta sektöründe “…” ibaresi üzerinde eskiyle dayalı kullanımı ve önceki tarihli tescilleri nedeniyle öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak amacıyla ve kötüniyetli olarak dava konusu markayı tescil ettirdiğini ileri sürerek dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın tescili aşamasında davacı tarafından müvekkili aleyhine yapılan itirazların reddedildiğini, “…” ibaresinin ilk bakışta dahi “…” ibaresi ile karışmasının mümkün olmadığını, davacının şirketinin adının … olmasının davacının … kelimesini Türkiye’de tek başına kullanma hakkı olduğu anlamına gelmeyeceğini, “…” ibaresi ve özellikle karşıdan bakıldığında “…” isminin değil, logosundaki kadın şapkalı “…” resminin çok daha ön planda olduğunu, değerlendirmenin davacının iddia ettiği gibi tek bir kelime yönünden değil tüm unsurlar ile birlikte yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli olan 2010/.., 2011/… sayılı markaların hem 18 ve 25. sınıflardaki “deri ve deriden mamul mallar ile giyim eşyalarını” hem de 35. sınıftaki “çeşitli malların bir araya getirilerek müşterilere sunulması” hizmetlerini ihtiva ettiği, 2015/.., 2015/.. sayılı markaların ise 25. sınıftaki giyim eşyalarını ihtiva ettiği, bu durumda, davacı adına tescilli olan 2010/.., 2011/.., 2015/.., 2015/.. sayılı markaların tescil kapsamında bulunan bahse konu mal ve hizmetlerin davalıya ait 2019/31592 sayılı markanın tescil kapsamında bulunan hizmetlerle aynı ve/veya ilişki kurulabilecek türde benzer mal ve/veya hizmetlerden olduğu, bu nedenle davacının belirtilen markaları yönünden davalı markası ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davacıya ait 2014/… ve 2020/… sayılı markaların ise davalı markasından farklı mal ve hizmetleri ihtiva ettiği, ayrıca 2020/… sayılı markanın başvuru ve koruma tarihinin dava konusu markadan daha sonra olduğunun tespit edildiği, bu markalar yönünden davalı markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava dilekçesinde birden fazla marka yönünden hükümsüzlük talebinde bulunulduğu, yargılama neticesinde davacıya ait 2014/43790 ve 2020/50512 tescil nolu markalar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığının anlaşıldığı, ayrıca kötüniyetli kullanım sebebine dayalı hükümsüzlük sebebine dayanan taleplerin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, iltibas ve önceki kullanıma dayalı hükümsüzlük sebebine dayalı talepler yönünden; davalıya ait 2019/… sayılı markanın davacıya ait 2010/…, 2011/…, 2015/../… sayılı tescilli markaları ile karıştırılacak kadar benzer olduğu ve tescil kapsamındaki hizmetlerin de davacı markalarının tescil kapsamındaki mal ve hizmetleri ile aynı veya benzer türden olması sebebiyle davalıya ait 2019/… sayılı markanın hükümsüzlüğüne, davacıya ait diğer markalara yönelik talep yönünden davanın reddine, kötüniyetli kullanım sebebine dayalı hükümsüzlük sebebine dayanan talepler yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında görsel işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, davacının 2010/…, 2011/…, 2015/… ve 2015/… sayılı markaları ile davalı adına tescilli 2019/… numaralı marka arasında emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1. maddesi uyarınca mahkemece davalı adına tescili 2019/31592 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davacı birden fazla hukuki sebebe dayansa da, ortada tek bir hükümsüzlük davası bulunduğu, davacının dayandığı toplam (6) markadan (2)’sinin hükümsüzlüğe mesnet kabul edilmemesi ya da kötüniyete dayalı hükümsüzlük iddiasının sâbit görülmemesinin davanın kısmen kabul edildiği anlamına gelmediği, hüküm kurulurken “davanın kısmen kabulü” şeklinde değil, “davanın kabulü” şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiği, davacının talebi olan davalıya ait 2019/31592 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği hâlde davanın tam kabulü yerine, davacının dayandığı markalardan (2)’sinin hükümsüzlüğe mesnet kabul edilmemesi nedeniyle (2) numaralı hüküm fıkrasında “davacıya ait diğer markalara yönelik talep yönünden davanın reddine” şeklinde hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve davalı lehine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı gibi davacının SMK’nın 6/9. maddesi uyarınca davalının markasının kötüniyetle tescil olduğu iddiasının hükümsüzlük davası yönünden farklı bir hukuki sebep olması ve kötüniyet iddiaları yönünden Mahkemece hükmün gerekçe kısmında değerlendirme yapılması gerekirken ayrı bir dava olarak değerlendirip (3) numaralı hüküm fıkrasında “kötüniyetli kullanım sebebine dayalı hükümsüzlük sebebine dayanan talepler yönünden davanın reddine” şeklinde ayrı bir hüküm kurulmasında da isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacı tarafından davalı adına tescilli 2019/31592 numaralı markanın hükümsüzlüğü istemli açılan davanın kabulüne ile davalı adına tescilli 2019/31592 numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...