Karar Metni
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/199 Esas, 2024/1666 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/288 E., 2022/265 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2005 yılından bu yana uluslararası piyasada teknoloji cihazlarının ticareti ile uğraşmakta olduğunu, söz konusu ürün gruplarının yer aldığı 9. kategori için “..” markasını 2010 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nde, 2015 yılında Tunus’ta tescil ettirdiğini, müvekkilinin özverili ve başarılı çalışmaları sonucu markanın büyüyüp dünya çapında tanınır hale geldiğini, davalıların 2015 yılına kadar müvekkilinin müşterilerinden olup, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan satış noktasından “…” markalı ürünleri alarak Türkiye’de satışa sunmakta iken, müvekkilinin durumunu ve tanınırlığını bildiği halde ona ait “…” markasını 2015/41507 sayı ile “… …” adı altında teknoloji ürünleri için kendi adlarına tescil ettirdiklerini, müvekkilinin bu durumu 2021 yılı başlarında markasını Türkiye’de tescil ettirmek istediğinde öğrendiğini, müvekkiline ait orijinal markanın logosu ile davalıların kendi adlarına tescil ettirdikleri markanın logosunun birebir aynı olduğunu, davalıların kötü niyetli hareket ettiklerini, davalıların bu marka tescilinin müvekkilinin markasından doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalılar adına 2015/41507 sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, müvekkillerinin davacı ile hiçbir zaman ticari bir ilişki içerisinde bulunmadıklarını, davacıyı tanımadıklarını, davacı markasının tanınmış bir marka olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli olmayan markanın müvekkilleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin kötüniyetli olduklarından söz edilemeyeceğini, müvekkillerinin hem yurt içinde hem yurt dışında geniş çaplı ticari faaliyet yürüttüklerini, müvekkillerinin markasının tescilli olduğunu ve hukuka uygun hareket ettiklerini, başvurunun hiçbir itiraza uğramadığını, davacı markasının internet ortamında araştırıldığında bile sonuçlarda çıkmadığını, müvekkillerinin markasının özgün ve kendi yarattıkları bir marka olduğunu, davacının markası ile benzerlik ilişkisi bulunmadığını, marka logosunun da özgün olarak tescil edildiğini, herkes tarafından kullanılabilecek bir simge olan ve coğrafi işaret niteliği taşıyan logonun müvekkilleri tarafından markalarında mevcut olmasının kötüniyetin varlığı anlamına gelmediğini, davacının Türkiye’deki tescil başvurusunun müvekkillerinin tescilinden sonra olduğunu, davacının kötüniyetli şekilde işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markadaki şekil unsurunun herkes tarafından kullanılabilecek bir simge olup, coğrafi işaret niteliği taşıdığına dair herhangi bir bilgi bulunmadığı, kötüniyet dışında kalan mutlak ve nispi ret nedenlerinin gerek hak düşürücü süre, gerek davacı markalarının tanınmış olmaması gerekse davacının Türkiye’de tescilli markası bulunmaması nedenleriyle kabul edilemeyeceği, davalı taraf markasının 9. sınıfta ayırt ediciliği olmayan ….
ibaresinin eklenmiş olması dışında birebir davacı markası ile aynı olduğu, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, içerdiği şekil unsuru ve tertip tarzı itibarıyla son derece özgün
olan davacı markası ile birebir aynı olan dava konusu markanın seçimi konusunda inandırıcı bir açıklama yapamadığı, bu alandaki davacı marka tescilinden haberdar olmadığını, marka tescilini
tesadüfen gerçekleştirdiğini kabul etmenin olanaklı olmadığı ve böylece davalı tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davalı taraf markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına yurtdışında 9. sınıfta tescilli “..+şekil” markasının davalı tarafça birebir aynı şekil ve yazı tipiyle “… ..+şekil” olarak 9. sınıfta TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirildiği, davalı markasına eklenen … ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı, eklenen söz konusu ibare dışında birebir davacı markası ile aynı olduğu, aynı
alanda faaliyet gösteren davalının, içerdiği şekil unsuru ve tertip tarzı itibarıyla son derece özgün
olan davacı markası ile birebir aynı markanın seçiminin tesadüf olması mümkün olmadığı gibi, davalıların davacının yurt dışında tescilli markasının birebir aynı ibare ve şekliyle tescil ettirmesi nedeniyle, davacıya kendi özgün şekilli markası ile Türkiye’de ticaret yapma imkanı bırakmadığı, bu sebeplerle davalının tescilinin kötüniyetli olduğu, kötüniyetin tescil sırasında mevcut olduğu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesine dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...