Karar Metni
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/452 Esas, 2025/19 Karar
HÜKÜM : Birleşen davanın reddi
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; “…” markasının müvekkili şirketin kuruluşundan önce 1993 yılından itibaren kükürt, gübre, ziraî ilaç sektöründe markasal olarak kullanılmakta olduğunu, “…” esas unsurlu dört adet markanın da müvekkili … adına tescilli olduğunu, müvekkili şirketin kurucularından dava dışı … ile arkadaşı olan davalı … arasında gübre ve zirai ilaç alanında birlikte faaliyet gerçekleştirmek adına mutabık kalındığını ve bu mutabakat çerçevesinde … ile davalılardan …’nın kurucu ortak olduğu diğer davalı şirketin kurulduğunu, ortaklık ilişkisi bozulduktan sonra müvekkillerinin yıllardır nizasız fasılasız kullanarak sektörde tanınmış hâle getirdiği ürün görselinin davalılar tarafından birebir kopyalanarak kullanıldığını, ayrıca internet adreslerinde ve fiili kullanımlarında “…” ibaresini esas unsur şeklinde kullanarak müvekkili markalarına yanaştıklarını, bunun yanında davalı …’nın “…” ibaresini içeren alan adlarını da kendi adına aldığını, davalıların bu eylemlerinin müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, öte yandan davalı …’nın ortaklık ilişkisi sürmekte iken gizlice ve kötüniyetli şekilde “ …” markasını tescil ettirmiş olduğunu, bu markanın müvekkili markaları ile iltibasa neden olduğunu, “…” ibaresindeki öncelik hakkının müvekkillerine ait olduğunu, bu nedenle anılan markanın da hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu ileri sürerek marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, davalı … adına tescilli “ …” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin kötüniyetinin bulunmadığını, “…” ibaresini ilk kullananın müvekkilleri olduğunu, müvekkili …’nın adına tescilli “ …” markasını tescil edildiği şekilde kullandığını, alan adlarından sadece bir tanesinin müvekkili … adına kayıtlı olduğunu, hükümsüzlük davasına konu markadan davacıların haberdar olduğunu, asıl kötüniyetli tarafın davacılar olduğunu, zira davacıların 10.10.2013 tarihli sözleşme ile “ …” markasına muvafakat ettiklerini, aynı tarihte şu an davacı … adına kayıtlı markaların müvekkili şirket tarafından devredildiğini, bu devir karşılığında davacıların da “ …” markasına muvafakat ettiklerini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III.MAHKEME KARARI
Marka hakkına tecavüzün tespiti talepli asıl davanın kısmen kabulüne dair karar onararak kesinleşmiş, birleşen davanın kabulüne dair karara yönelik bozma ilamına direnilmiş olup, Hukuk Genel Kurulu’nun bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; davalı tarafın 2013/26322 sayılı markasının, davacı tarafa ait 2011/51975, 2011/31763, 2011/52017 ve 2011/49903 sayılı tescilli markaları karşısında mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8/1-(b) (iltibas benzerlik), 8/3 (eskiye dayalı kullanım), 8/4 (tanınmışlık), 8/5 (hak sahipliği), 35 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nunda (TMK) belirtilen kötüniyet gerekçelerine dayalı olarak aynı KHK’nın 42/1-(b) hükmü kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de, Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan 10.10.2013 tarihli sözleşmenin 1. maddesinde; …’nın ya da …. . San. Tic. Ltd. Şti.nin 30.06.2014 tarihine kadar ki “ …”, “ …”, “ …” ibareli marka başvurularına … ve davacı … Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin itiraz etmeyeceği, söz konusu marka başvurularında “…”, “ …” ve “…” ibaresi ile “…” ibaresinin aynı boyutlarda olacağı, “…” ibaresinin ön plana çıkartacak şekilde yazı veya amblem kullanılmayacağının belirtildiği, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davalı … tarafından 21.03.2013 tarihinde 2013/…. sayılı “ …” ibareli marka başvurusunda bulunulduğu ve bu başvurunun 28.05.2014 tarihinde tescil edildiği, davalı … tarafından yapılan marka başvurusunun taraflar arasında imzalanan 10.10.2013 tarihinden önce olduğu, anılan marka başvurusunun 10.10.2013 tarihli sözleşmede belirtilen özelliklerde olduğu, sözleşmenin açık düzenlemesinden anlaşıldığı üzere davacıların davalı …’nın “ …” markası için başvuru yapmasına ve bu markayı kullanmasına açıkça muvafakat ettikleri, ancak bu muvafakatin sözleşmede açıklık bulunmadığından 10.10.2013 tarihinden önceki marka başvurularını da kapsayıp kapsamadığı hususunun sözleşmenin yorumuna muhtaç bir durum olduğu, tarafların, aralarındaki ticari ilişkiyi sonlandırma kararı aldıkları, bu kapsamda davalı şirketteki davacıya ait hisselerin davalıya devredildiği ve davalı şirket tarafından adına tescilli dört markanın 10.10.2013 tarihli noterde düzenlenen marka devir sözleşmesi ile davacı şirkete devredildiği, ayrıca 10.10.2013 tarihli sözleşme ile ticari ilişkinin tasfiyesine dair detaylar belirlendiği, anılan sözleşmenin 1. maddesi ile davalıların 30.06.2014 tarihine kadar yapacakları “ …” ibareli marka başvurularına kendilerine devredilen markalar mesnet gösterilerek itiraz edilmeyeceğinin belirtildiği, bu maddede muvafakatin 10.10.2013 tarihinden sonra yapılacak olan marka başvuruları için geçerli olduğuna dair bir belirlemenin yer almadığı, tarafların, aralarındaki ticari ilişkiyi sonlandırma istemleri ile gerçek ve farazi iradeleri gözetildiğinde; sözleşmenin 1. maddesinde verilen muvafakatin sözleşme tarihinden önce yapılan başvuruları da kapsadığının kabulü gerektiği, öte yandan marka başvurusunun taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden önce yapılmış olmasının sonuca etkili olmadığı ve tarafların davalı …’nın “ …” markasını tescil ettirip kullanması hususunda anlaştıkları değerlendirildiğinde davalı …’nın sözleşme öncesinde başvuru yapmış olması nedeniyle kötüniyetli kabul edilemeyeceği, aksine sözleşme ile tesciline muvafakat edilen markanın davacılar tarafından çeşitli sebepler ileri sürülerek hükümsüzlüğünün talep edilmesinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, davalılar tarafından “ …” ibareli markanın fiili kullanımının hükümsüzlüğü gerektirmediği, fiili kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun mahkemece kabul edildiği ve mahkemenin bu husustaki kabulünün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından da uygun bulunduğu, bu itibarla taraflar arasında imzalandığı hususunda çekişme bulunmayan 10.10.2013 tarihli sözleşme ile davacıların davalı …’nın “ …” ibareli markasını tescil ettirip kullanmasına açık muvafakatlerinin bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...