Karar Metni
MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.12.2020 tarih ve 2019/213 E- 2020/937 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 29.04.2021 tarih ve 2021/287 E- 2021/734 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine Ankara 13.İcra Müdürlüğü’nün 2016/17925 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yapıldığını, takibe dayanak kambiyo senetlerinin hile ve aldatma ile müvekkilinden alındığını ileri sürerek; müvekkilinin Ankara 13.İcra Müdürlüğü’nün 2016/17925 sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, takibe konu senedin senet borçlularından biri olan dava dışı … tarafından müvekkiline verildiğini, …’un müvekkiline borcu olduğunu, senedin bu borç için verildiğini ve bakiyesinin de nakit olarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili 25.06.2018 tarihli dilekçesi ve 15.12.2020, 29.12.2020 tarihli celselerde Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/855 esasına kayden görülen davada, senetteki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, istinaf talebinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nin kararı ile red edildiğini ve hükmün Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleştiğini, bu şekilde senetteki imzanın davacıya ait olmadığı sabit olduğundan davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacı tarafından 09.09.2016 tarihinde senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilerek 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/855 sayılı dosyasında takibin iptalinin talep edildiği, bu dosyada yargılama devam ederken 06.10.2016 tarihinde eldeki menfi tespit davasının açıldığı, İİK’in 72. maddesi uyarınca borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceği, icra takibine maruz kalan davacının icra mahkemesinde açtığı imzaya itiraz davasının sonuçlarını beklemeden bizatihi ödeme emri tebliği ve alacak talep edilmesi nedeni ile borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin Ankara 13.İcra Müdürlüğü,’nün 2016/17925 sayılı dosyasıyla aleyhinde yapılan icra takibinde davalı takip alacaklısına karşı borçlu olmadığının tespitini istediği, takibe konu senet nedeni ile borçlu olmadığının tespiti isteminin bulunmadığı, 13. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/855 sayılı dosyasında mahkemece senetteki imza davacıya ait olmadığından davanın kabulü ile 13.İcra Müdürlüğü’nün 2016/17925 sayılı dosyasında takibin iptaline karar verildiği, bu şekilde davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği takibin yargılama sırasında iptal edildiği, HMK’nın 26. maddesi gereği hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, takibin iptali ile menfi tespit davasının konusuz kaldığı, dava yargılama sırasında konusuz kaldığından ve davanın açılmasına davalı sebep olduğundan yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsili geektiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik tavzih talebi 27.01.2021 tarihli ek kararla reddedilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, menfi tespit davasına konu icra takibinin dava tarihinden sonra iptal edilmiş olmasının davacının hukuki yararını ortadan kaldırmadığı, davayı konusuz bıraktığı, bu nedenle, mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin doğru olduğu, ayrıca, konusuz kalan davada haklılık durumuna göre taraflara nisbi vekalet ücreti verilmesi gerektiğinden davacının vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...