MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.01.1970
Karşı OyYok
Dava Konusu: Menfi tespit

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/3363 Esas, 2021/1343 Karar
DAVA TARİHİ : 15.02.2017
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/473 E., 2018/225 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine senede dayalı takip başlattığını, müvekkilinin davalının tek başına ortağı olduğu şirkette 06.02.2006 tarihinden 23.02.2015 tarihine kadar muhasebe elemanı olarak çalıştığını, davalının işlerinin bozulması sebebiyle müvekkili ve diğer çalışanlarına asabi tavırlar sergilediğini, bunun üzerine müvekkilinin işten ayrılmaya karar verdiğini, davalının 23.02.2015 tarihinde sabah şirkete gelerek müvekkiline hakaret edip şiddet uyguladığını, odanın kapısını kilitleyerek şahsi cep telefonuna el koyduğunu, ayrıca masa üzerine bir takım belgeler koyarak zorla imzalamasını, aksi hâlde ölümle tehdit ettiğini, müvekkilinin tehdit ve zorlama altında senedi imzaladığını, konuyla ilgili 10.03.2015 tarihinde suç duyurusunda bulunduklarını, ayrıca davalının müvekkilinden dairesinin tapusunu ve 81.000,00 USD’sini aldığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının müvekkiline ait işyerinde yapmış olduğu dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik eylemlerinin ortaya çıkması sonucu iş akdinin feshedildiğini, ancak uğrattığı zararın miktarının tespiti açısından şirkette 15 gün çalıştığını, daha sonra hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma sonunda davacı ve eşi hakkında Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın halen devam ettiğini, ayrıca davacının suçunu ve müvekkiline uğrattığı maddi zararları kabul ettiğini, bu nedenle müvekkili hakkında açılan soruşturma sonunda takipsizlik kararı verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, zor kullanılarak tehditle alınan bonodan dolayı menfi tespit davası olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 39 uncu maddesi uyarınca irade bozukluğu sebebiyle sözleşmeyi imzalayan tarafın aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını beyan etmediği takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılacağı, davacının bononun 23.02.2015 tarihinde düzenlendiğini iddia ettiği, 10.03.2015 tarihinde şikayette bulunduğu, eldeki davayı ise 15.02.2017’de açtığı, davacının şikayette bulunduğu tarih itibariyle korkunun etkisinin geçmiş sayılması ve bir yıllık hak düşürücü sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiş, ayrıca davalının müvekkilinden aldığı senedin, daire tapusunun ve 81.000,00 USD’nin müvekkilince iadesinin istenmesine rağmen davalının haksız yere bunları iade etmediğini, müvekkilinin suç duyurusuna karşı davalının da müvekkiline karşı suç duyurusunda bulunduğunu ve müvekkili hakkında Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/337 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, bu davanın halen derdest olduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak Mahkemenin bunu beklemediğini, yine müvekkilinin Küçükçekmece 3. Asliye hukuk Mahkemesinin 2015/84 E. sayılı dosyasında tapuyla ilgili olarak dava açtığını, yine 81.000,00 USD yönünden sebepsiz zenginleşme davası açıldığını, senedin zorla imzalattırıldığı hususunun dava dosyası içeriğinden anlaşılmakta olduğunu, menfi tespit davasının tüm şartlarının gerçekleştiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalının beyanlarında da bu hususu ikrar ettiğinin görüleceğini, davaya konu bedelli bir senedi davacının kendi rızasıyla hiçbir zorlama olmadan davalıya vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğun belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ek olarak İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin, müvekkilinin davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğu tarihi üzerindeki baskı ve tehdidin ortadan kalktığı tarih olarak kabul etmesinin hatalı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili üzerindeki baskı ve tehdidin hâlen dahi devam ettiğini, hatta şikayette bulunulmasından ve işbu davanın açılmasından sonra belirgin bir şekilde arttığını, müvekkilinin baskı ve tehdit devam etmesine rağmen son çare olarak kamu otoritesine sığındığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir .

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıya cebir ve tehdit altında keşide ettirildiği iddia edilen bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup temyize getirilen uyuşmazlık, davanın 6098 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin birinci fıkrasıyla düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı, bu tespite esas olmak üzere davacı üzerinde var olduğu iddia edilen cebir ve tehdidin ne zaman ortadan kalktığı ve İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerinin belirtilen husustaki kabulünün isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...