MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2020 / ****
Karar No 2022 / ****
Karar Tarihi **.04.2022
Karşı OyYok
Dava Konusu: Rücu

Karar Metni

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04.12.2018 tarih ve 2017/415 E- 2018/926 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.10.2020 tarih ve 2019/636 E- 2020/952 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, müvekkiline devredilen bölgede daha önce davalı tarafından yürütülen elektrik dağıtım faaliyetlerinin 27/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesiyle müvekkili şirkete geçtiğini, İHDS 7.maddesi gereğince sözleşmenin imza tarihinden önce dağıtım tesisleri ile dağıtım tesislerinin işletilmesinden kaynaklı her türlü hukuki ve cezai sorumluluk TEDAŞ’a ait olduğunu, dağıtım faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen olay nedeniyle Kırıkhan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/368 esas sayılı dosyasında görülen dava sonucu verilen kararın onanarak kesinleştiğini, mahkeme ilamı gereğince müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan 117.428,10 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; talep konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, İHDS uyarınca düzenlenen bilançolarda geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerin kesinleştiğinden davacının alacak talep edemeyeceğini, açılan davaya ilişkin bildirim yükümlüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının rücuya esas davaya ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, elektrik dağıtım faaliyetlerinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde dava dışı Hamza Uzun’un iş kazası neticesi ölümü nedeniyle SGK tarafından bağlanan peşin değerli gelir ve cenaze yardımı ödeneğinin tahsili için davalı … EDAŞ aleyhine dava açtığı, Kırıkhan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/368 esas sayılı dosyasında görülen dava sonucu mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın onanarak kesinleştiği, mahkeme ilamı sonucu davacı tarafından ödenen 103.403,38 TL’nin davalıdan tahsili gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 103.403,38 TL’nin dava tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi’ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu’nun 146.maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı, rücu talebine konu kök davanın Kırıkhan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/368 esas 2010/457 Karar sayılı dosyasının SGK tarafından, Toroslar EDAŞ aleyhine 05/08/2005 tarihinde iş kazasında ölen Hamza Uzun’un mirasçılarına bağlanan peşin değerli gelir ve ödenen cenaze yardımının tahsiline yönelik olarak açıldığı, davacı … EDAŞ ile davalı TEDAŞ arasındaki İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi 24/07/2006 tarihinde imzalandığı, bu durumda davacı tarafından icra takibi nedeniyle yapılan ödemenin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi’nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayandığı, rücuen alacağa dayanak olan Kırıkhan Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS’nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği miktarı davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunduğu, ancak rücuya esas dava dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak açılan bir dava olmadığından davacının davalıya ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı ve davacı tarafından SGK’ya ödenen 117.428,10 TL’ye hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden mahkemece davanın ihbar yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle rücuya esas kararın kesinleşme tarihi itibariyle rücu edilebilecek tutar olan 103.403,38 TL’ye hükmedilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görüldüğü, sözleşme hükümleri gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi’nin öncelikle uygulanacağı, ayrıca rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden, ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın kabulü ile 117.428,10 TL’nin ödeme tarihi olan 24/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...