Karar Metni
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.03.2021 tarih ve 2020/668 E- 2021/186 K. sayılı kararın davalı kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.09.2022 tarih ve 2021/1275 E- 2022/1054 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurum tarafından Anet Bilgisayar…Ltd. Şti aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip sürecinde şirketin davalı kurumca ticaret sicilden resen terkin edildiğinin öğrenildiğini, takibe devam edilebilmesi için şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, anılan şirketin ihyasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin terkin tarihinden itibaren 5 yıl geçmiş ise de terkin işlemi usulune uygun yapılmadığından TTK’nın geçici 7.maddesinin 15. fıkrasında belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı, davacının derdest icra takibi sebebiyle ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu gibi yine bu sebeple ihya şartlarının da oluştuğu, yasal hasım konumunda olan davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Anet Bilgisayar…Ltd. Şti’nin davacı kurumca başlatılan icra takibiyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı kurum tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak mahkemece şirketin tam ihyasına karar verilmesi gerekirken icra takibiyle sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı kurumun istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne, Anet Bilgisayar…Ltd. Şti’nin ihyasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına, ilk derece mahkemesince, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli değil ise de davacının bu hususta istinaf kanun yoluna başvurmamış olması sebebiyle ilk derece mahkemesi kararının belirtilen hususlar yönünden kesinleşmiş olduğu gözetildiğinde anılan yöne ilişkin temyiz isteminin incelenmesi mümkün değildir. Huzurdaki dava, her ne kadar ihyası talep edilen şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinden 5 yıl geçtikten sonra açılmış ise de, davalı … Sicil Müdürlüğünün ihyası talep edilen şirketi 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 10. ve 32. maddelerine göre, oda kaydının silindiğinden bahisle re’sen sicilden terkin etmiş olmasına, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, madde metninde tadadi olarak sayılan halleri tespit edilen şirketlerin ilgili Kanunlardaki özel tasfiye usulü uygulanmaksızın zikredilen yasa hükmüyle öngörülen usulle tasfiye ve terkin edileceğinin belirtilmiş olmasına, başka bir deyişle, tasfiye ve terkinin özel Kanunda öngörülen usule bağlı kalınmadan TTK’nın Geçici 7. maddesine göre yapılabilmesi için tasfiye ve terkine gerekçe gösterilen hususun TTK’nın Geçici 7. maddesinde tadadi olarak sayılan hallerden birisi kapsamına dahil olmasının gerekmesine, nitekim aynı yasa hükmünün 15. fıkrasında da bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edileceğinin açıkça belirtilmiş olmasına, 5174 sayılı Kanunun 10. ve 32. maddelerinde özel bir tasfiye usulü öngörülmüş olduğu ve şirketin oda kaydının silinmesinin TTK’nın Geçici 7. maddesinde tadadi olarak sayılan hallerden olmadığı gözetildiğinde tasfiyenin ancak 5174 sayılı Kanunla öngörülen usul izlenerek yapılabilecek olması sebebiyle TTK’nın Geçici 7.maddesiyle öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma kabiliyeti bulunmamasına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...