MahkemeYargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2021 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.01.2023
Karşı OyYok
Dava Konusu: Şirket

Karar Metni

MAHKEMESİ : … ölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı April ile davalı arasında 06.02.2017 tarihli seyahat sigortaları sözleşmesinin imzalandığını, buna göre davalının hizmet alan, davacı April’in asistans hizmeti sunan, davacı Axeria’nın ise reasürör olduğunu, sözleşme süresi boyunca davacıların üzerine düşen edimleri ifa ettiğini, ancak davalının ödemesi gereken hizmet bedelini ifadan imtina ettiğini, bu nedenle davalıya ekinde cari hesaba ilişkin mutabakat yazışmalarıyla birlikte ihtarnamenin gönderildiğini, ancak ödemenin gerçekleşmediğini, bu nedenle sözleşmeden doğan hizmet bedelinin tahsili amacıyla davalıya yönelik genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili usulüne uygun tebligatların yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bağıtlanan 01.05.2014 tarihli “Seyahat Sigortalarında Reasürans Sözleşmesi” kapsamında davacılar tarafından davalıya reasürans hizmeti sunulduğu, hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine e-mail yoluyla davalıya gönderilen hesap muavin bakiyesinin, davalının kabulünde ve mutabık oldukları konusunda davalı şirket adına … Baltacıoğlu tarafından gönderilen 26.12.2016 tarihli yazışma örneğine göre dava konusu alacağın davalının kabulünde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrasına uygun şekilde davalıya uyarılı tebligat yapılmasına rağmen ticari defterlerini incelemede hazır bulundurmadığından davacının iddiasını kabul etmiş sayılması gerektiği ve buna göre takip tarihi itibariyle davacıların davalıdan verilen hizmet karşılığında toplam 443.460,44 TL tutarında alacaklı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2017/1819 E. sayılı takip dosyasında davalının itirazının 443.460,44 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip talebindeki koşullarla devamına, davalının %20 (88.692,08 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, eksik inceleme yapıldığını, davalı tarafından ödenen hasar bedeli ve poliçe iptallerinden kaynaklanan prim iadelerinin mahsup edilmediğini, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin Mahkemeye sundukları 28.03.2017 tarihli delil beyan listesinde açıkça tek delil olarak münhasıran davalının ticari defterlerine dayandığı, davalıya usulüne uygun ihtarlı davetiye çıkartılmasına rağmen davalı tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davacıların iddiasını ispatladığının kabul edildiği, ayrıca davaya konu edilen alacağın baştan bilinebilir nitelikte bulunduğu gözetilerek icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin, davacıların ödemesi gereken bir kısım hasar bedelleri davacılar tarafından ödenmeyip müvekkili şirket tarafından ödendiği ve yine 2016 yılının Temmuz ayından sonra gerçekleşen poliçe iptallerinden kaynaklanan prim iadelerinin oluştuğu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından ödenen hasar bedelleri ile prim iptal iadelerinin cari hesap kayıtlarına göre prim tutarından mahsup edilmesi gerektiği istinaf talebi yönünden ise, bu hususun yargılama sırasında ileri sürülmediği ve 6100 sayılı Kanun’un 357 nci maddesine göre İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmanın istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı hükmüne göre davalının bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların sözleşmeye dayalı olarak davalıdan isteyebileceği bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 12 ve 13 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Dava, sigorta tazminatının tazmini için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

2.Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin münhasıran davalının ticari defter ve kayıtlarına dayandığı, davalıya yapılan usulüne uygun ihtara rağmen bu defter ve kayıtların sunulmadığı, 6100 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince davacının davasını ispatladığının kabul edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sırasında ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında göz önüne alınamayacağı, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3.Ancak, davalı vekili tarafından tebligatın usulüne uygun tebliğ edilmediği itirazı, hem istinaf hem de temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş olmasına rağmen bu husus göz önüne alınmamıştır.

4.7201 sayılı Kanun’un 12 ve 13 üncü maddeleri ile bu Kanun uyarınca çıkartılan Yönetmeliğin 20 ve 21 inci maddelerinde tüzel kişilere ve ticari işletmelere çıkartılan tebligatların nasıl yapılması gerektiği hususları düzenlenmiştir. İlgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri uyarınca tüzel kişi veya işletmelere çıkartılacak tebligatlar, tüzel kişi veya işletmenin yetkili kişilerine tebliğ edilir. Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişilerin, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir hâlde olmaları durumunda tebligat, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. Bu kişilerin de bulunmaması hâlinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır.

5.Somut olayda, davalı şirkete gönderilen ticari defterlerin ibrazına ilişkin meşruhatlı ihtarın tebligat mazbatasında “aynı adreste muhatabın daimi çalışanına” tebliğ edildiği belirtilmiştir. Ancak tüzel kişilere yapılacak tebligatların şirketin yetkilisine, onun bulunmaması hâlinde tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemine yapılması gerekmekte olup tebliğ alan kişinin şirkette bu sıfatları haiz olup olmadığı bilinmemektedir. Ayrıca, şirket yetkilisinin veya tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemin adreste bulunmaması hâlinde bu durumun tebligat mazbatasına yazılması gerekirken bu hususta bir açıklamaya yer verilmemiştir. Buna göre, davalı şirkete ilgili ihtarın tebliği usulüne uygun olarak yapılmamasına rağmen Mahkemece yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...