Karar Metni
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/704 Esas, 2023/1791 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/310 E., 2022/161 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.12.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 29.04.2021 tarihinde yapılan genel toplantısının usulüne uygun yapılmadığını, genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararının usulsüz olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen genel kurulu toplantıya çağıran 08.04.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığını, toplantıda her ne kadar toplantıya katılmadı notu düşülse de müvekkilinin sözü geçen toplantıdan haberdar olmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu kararından haricen haberdar olması üzerine Konya 7. Noterliği aracılığı ile 29.04.2021 tarihinde usulüne uygun olarak toplantıya çağrılmayan genel kurulun toplanmaması gerektiğinin ihtar edilmesine rağmen genel kurul toplantısının usulsüz olarak gerçekleştirildiğini, gündem maddesinde esas sözleşme değişikliği yer almamasına rağmen gündemin usulüne uygun ilan edilmediğini, ilan prosedürüne uyulmadığını ve genel kurulda şirket merkezinin değiştirilmesine ilişkin karar alındığını, yönetim kurulu faaliyet raporu, finansal tablolar ve bağlantılı konuların müzakeresinin ertelenmesi talep edilmesine rağmen bu talebinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen 2019 yılı takvim yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun müzakereye açılarak oyçokluğu ile kabul edildiğini, genel kurul toplantısının 4, 7, 8 ve 9 numaralı maddeleri sırasıyla; bilanço ve gelir tablosunun görüşülmesi, huzur haklarının belirlenmesi, yönetim kurulunun seçilmesi ve yeni denetim kurulunun seçilmesine ilişkin olduğunu, bu hükümlerin finansal tabloların müzakeresi ile bağlantılı bulunduğunu, erteleme yapılmamasının yokluk sebebi olduğunu, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde bu maddelerin iptalinin gerektiğini ileri sürerek 29.04.2021 tarihli 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan kararların; çağrı usulüne uygun yapılmadığından, gündem gereği gibi ilan edilmediğinden ve müvekkilince erteleme talebinde bulunulmasına rağmen toplantının ertelenmemiş olması sebebiyle yokluk ile malul olduğunun tespitine, Mahkeme aksi kanaatte olursa genel kurul toplantısında alınan kararların ve özellikle finansal tabloların görüşülmesi ile ilgili olan 3, 4, 7, 8 ve 9 numaralı gündem maddelerine ilişkin kararların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; genel kurula çağrıya dair yönetim kurulu kararının usulüne uygun alındığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkili şirket ile diğer grup şirketlerinin yönetim kurulu toplantılarına uzun zamandır katılmadığını, yönetim kurulu başkanı … tarafından davacıya, davalı şirketle birlikte gruba dahil şirketlerin yönetim kurulu toplantılarının her hafta salı günü saat 17.00’de yapılacağını bildirir ve davacının kendisinin de katılmasının gerektiğini belirtir 23.07.2020 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye rağmen davacının yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, davacının İstanbul’da ikamet ettiğini, şirketin işleriyle ilgilenmediğini, yönetim kurulu toplantısı yapılacağından haberdar olmasına rağmen toplantıya katılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 420 nci maddesine uyulmamasının yaptırımının yokluk değil iptal edilebilirlik olduğunu, dava dilekçesinde şirket merkezinin değiştirilmesine 6. maddeyle ilgili bir kısım iddialara yer verilmiş ise de sonuç ve istem kısmında anılan maddenin iptalinin talep edilmediğini, esas sözleşme değişikliklerinde çağrının usulsüzlüğünün tek başına kararın iptaline sebebiyet vermeyeceğini, müvekkili şirketin kamu ihalelerine katılması nedeniyle şirket merkez adresinin Ankara’ ya aktarıldığını, çağrının usulsüz olmasının genel kurul kararlarının iptali için yeterli olmadığını, kararın yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olması gerektiğini, davacının genel kurul kararlarının iptalini isteyebilmesi için olumsuz oy vermesi ve muhalefet şerhini tutanağa geçirtmesi gerektiğini, davacının olumsuz oy kullanmasına rağmen muhalefetini tutanağa geçirtmediğini, davacının oy oranının 6102 sayılı Kanun’un 446/1 maddesinde belirtildiği şekilde iptali talep edilen kararların alınmamasını sağlama etkisinin bulunmadığını, yeni yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin seçimi ile huzur haklarının belirlenmesi hususlarının finansal tablolar ile bağlantılı olmadığını, şirket ortakları arasında itilaf bulunduğunu, davacının payını yüksek bedele satmayı sağlayabilmek için bir çok dava açtığını, davacının genel kurul kararlarının iptalini talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, Türk Ticaret Kanunu’nda yönetim kurulu toplantılarına çağrının ne şekilde olacağı hususunda açık bir düzenleme bulunmasa da yönetim kurulu üyelerinin toplantıya çağrılmasının bir zorunluluk olduğu, davalı tarafça davacının 08.04.2021 tarihli yönetim kuruluna çağrıldığına yönelik herhangi bir belge ibraz etmediği, davalı vekilince şirket yönetim kurulu başkanı tarafından davacıya noter marifeti ile yönetim kurulu toplantılarının her hafta salı günü saat 17.00’de yapılacağının ihtar edildiği ileri sürülmüş ve buna dair 23.07.2020 tarihli ihtarname sunulmuş ise de davaya konu yönetim kurulu toplantısının 08.04.2021 perşembe günü yapılmış olmasından dolayı ortada usulüne uygun bir çağrının bulunmadığının kabulü gerektiği, 6102 sayılı TTK hükümlerine göre, yönetim kurulunun bir konuyu müzakere etmesi ve karar alması için kurul olarak toplanması gerektiği, toplantının fiziki olarak bir araya gelinerek yapılması hususunda hukuki bir zorunluluk bulunmadığı, toplantının elektronik ortamda sanal olarak yapılması mümkün olabileceği gibi bir önerinin elden ele dolaştırılması yoluyla da karar alınmasının mümkün olduğu, yönetim kurulunu toplantıya kural olarak yönetim kurul başkanı, onun bulunmadığı veya geçerli bir mazereti olması halinde başkan vekilinin çağırıacağı, diğer üyelerin yönetim kurulunu doğrudan doğruya toplantıya çağırma yetkisi olmamakla beraber herhangi bir üyenin yazılı taleple ve gündem belirterek başkan veya vekillerinden toplantı çağrısı yapılmasını isteyebileceği, talebe rağmen toplantıya çağrı yapılmazsa 6102 sayılı Kanun’un 392 nici maddesi kapsamında üyenin mahkemeye başvuru hakkının bulunduğu, anılan Kanu’un 390 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının yönetim kurulu üyelerinden hiç birinin toplantı yapılması isteminde bulunmaması durumunda, yönetim kurulu kararlarının, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisinin elden dolaştırılması suretiyle çağrısız yönetim kurulu kararı alınmasına cevaz verdiği, Kanun’un bu hükmü çağrısız yönetim kurulu toplantısı yapılmasına imkan vermekte ise de önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması ve her birinin elinden geçirilmesi zorunluluk ve kararın geçerlilik şartı olduğu, genel kurula çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararlarının gerek yönetim kurulu üyelerine usulüne uygun olarak çağrı yapılmadan toplanılmak suretiyle alınması, gerekse çağrısız toplantı yapılmakla birlikte üyelerin yazılı önerilerinin tüm yönetim kurulu üyelerine elden dolaştırmak suretiyle en az üye tam sayısının çoğunluğunun onayı alınmadan karar alınması durumunda yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olacağı sonucuna ulaşılacağı, yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olmasının, bu karara dayalı olan genel kurul toplantısı ve alınan kararlarında yoklukla malul olması sonucunu doğuracağı, açıklanan nedenlerle genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararının usulüne uygun alınmadığı ve yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğu anlaşıldığından geçersiz yönetim kurulu kararına dayalı olarak yapılan ve 6102 sayılı Kanun’un 416 ncı maddesi gereğince toplanmadığı sabit olan 29.04.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların da yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 29.04.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...