MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / 1435
Karar No 2023 / 2209
Karar Tarihi 13.04.2023
Karşı OyYok
Karar SonucuREDDİNE, DÜZELTİLEREK ONANMASINA

Karar Metni

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 30.10.2018
SAYISI : 2021/836 E., 2022/1694 K.
DAVA TARİHİ : 04.08.2008
KARAR : Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … ili, … ilçesi, …Mahallesi, 2839 ada, 14 parselde kayıtlı taşınmazda tarafların hissedar olduklarını, ancak taraflar arasında rızaen satış veya taksimin mümkün olmadığını beyan ederek; taşınmazın satılarak ortaklığının giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekilleri ile diğer davalılar …, …, …, … ve … davaya karşı bir diyecekleri olmadığını imzalı olarak beyan etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2014 tarihli ve 2008/1428 Esas, 2014/491 Karar sayılı kararıyla;
“…Davanın kabulüne, Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Alaattinbey Mahallesi, 2839 ada, 14 parsel sayılı taşınmazın açık arttırma yoluyla satılarak ortaklığın giderilmesine…” karar verilmiştir.

IV. HÜKMÜN KESİNLEŞMESİ VE EK KARAR ve EK KARARIN TEMYİZİ
İlk derece mahkemesinin 13.03.2014 tarihli ve 2008/1428 Esas, 2014/491 Karar sayılı hükmü, tarafların temyiz etmemesi üzerine 30.06.2014 tarihinde kesinleştirilmiştir.

Kesinleşme sonrasında; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece 21.06.2018 tarihli ek karar ile; “kesinleşmiş mahkeme ilamlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı” gerekçesiyle, “temyiz talebinin reddine” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 31.05.2021 tarihli ve 2018/5006 Esas, 2021/3601 Karar sayılı kararıyla;
“… Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2 nci maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2 nci maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36 ncı maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 nci maddesi ile Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.

Somut olayda;
1. Yargılama sırasında davalı …’a yapılan dava dilekçesi tebligatına dosya arasında rastlanmadığı, davalı …’a yapılan gerekçeli karar tebliğinin ise “…Mahallesi, … Sok., No:16 Bursa” adresine çıkarıldığı ancak dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde davalı …’ın “… Merkez/Muş” adresinde ikamet ettiği davalı …’a yapılan tebligatın usülsuz olduğu anlaşıldığından taraf teşkilinin sağlandığı ve kararın kesinleştiği kabul edilemez. Bu sebeple mahkemece, kesinleşmiş ilamlara karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine ilişkin verilen “21.06.2018 tarihli ek karar kaldırılarak” temyiz incelenmesine geçilmiştir.

2. Davalı …’a yargılama aşamasında yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı ve usulsüz yapıldığı açıktır.

HMK’nın 27 nci maddesine göre davanın taraflarının hukuki dinlenme hakkı bulunmaktadır. Bu hak ile davanın taraflarına, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunması, açıklama ve ispat hakkı tanınmıştır. Davalı …’ın hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek biçimde taraf teşkili sağlanmaksızın davanın esastan karara bağlanması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle; (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … tarafından yerel mahkemenin 21.06.2018 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın kaldırılmasına; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı … tarafından mahkemenin ortaklığın giderilmesine ilişkin asıl kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile 30.06.2014 tarihli kesinleşme şerhinin kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına…” karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“… Dava konusu taşınmazın, kararının kesinleşmesi üzerine satışa çıkarıldığı ve davacıya ihale edildiği, davacı tarafından da 29.04.2015 tarihinde …’a satışının yapıldığı, Yargıtay tarafından ortaklığın giderilmesine ilişkin karar kaldırılarak yeniden yargılama için dosya mahkemeye gönderilmiş ise de taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişi tarafından satın alındığı halen de bu kişi … adına tam hisseyle kayıtlı olduğu, ortaklığın giderilmesi davasının konusunun kalmadığı…” gerekçesiyle; davanın konusu kalmamakla taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın konusuz kalması halinde yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilirken tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun dikkate alınması gerektiğini, buradan hareketle vekalet ücreti, yargılama giderlerinin ve harcın davalılara yükletilmesi gerekirken gerekçeli kararda herhangi bir açıklama ve değerlendirme yapılmaksızın müvekkili şirket aleyhine hüküm tesis edilmiş olmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek; hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yönelik ilamın kesinleşmesi üzerine yapılan açık arttırma suretiyle satış sonrasında dava konusu taşınmazda iyiniyetli üçüncü kişinin kayden malik olması ve davanın konusuz kalması sebebiyle yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilirken davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumunun dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Dava; ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” kenar başlıklı 331/1 inci maddesinde; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” düzenlemesine yer verilmiştir.

3. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının paydaşlığın satış suretiyle giderilmesini istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.

3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İncelenen dosya kapsamına göre yukarıda açıklandığı üzere; ortaklığın giderilmesi istemli davaların niteliği gereği geçerli olan “çift taraflı dava teorisi” gereğince davanın kazananı ve kaybedeni bulunmadığından, mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilse dahi vekalet ücretinin tapu kaydındaki payları nispetinde taraflardan alınmasına dair hüküm kurulması gereklidir. Hal böyle iken, mahkemece hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 8.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a; 8.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren … ve …’e verilmesine” dair hüküm kurulduğu; hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinde ise “Bozma ilamı sonrası davalı … tarafından yapılan 1.470,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine,” dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalı … tarafından yapılan yargılama giderlerinin payları oranında tüm paydaşlardan değil de sadece davacıdan tahsiline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Ne var ki; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Davacı tarafın Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının “3” numaralı bendindeki tüm ibarelerin çıkartılarak yerine “Davalılar …, … ve … kendilerini vekille temsil ettirdiğinden; AAÜT uyarınca 8.900,00 TL vekalet ücretinin 13.03.2014 tarihli ilk hüküm tarihinde kayden malik olan tüm paydaşlardan tapudaki hisseleri oranında alınarak davalı …’a ve yine AAÜT uyarınca 8.900,00 TL vekalet ücretinin 13.03.2014 tarihli ilk hüküm tarihinde kayden malik olan tüm paydaşlardan tapudaki hisseleri oranında alınarak davalılar … ve …’e verilmesine,” cümlesinin yazılmasına,

3. Hüküm fıkrasının “4” numaralı bendindeki tüm ibarelerin çıkartılarak yerine “Bozma ilamı sonrasında davalı … tarafından yapılan 1.470,30 TL yargılama giderinin 13.03.2014 tarihli ilk hüküm tarihinde kayden malik olan tüm paydaşlardan tapudaki hisseleri oranında alınarak davalı …’a verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.