MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2022 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.06.2023
Karşı OyYok

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL DAVA
Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; davacıların eski 5 pafta, 123 parsel sayılı taşınmazının hissedarlarından olan…’e ait 246/3890 hisseyi, üzerinde bina mevcudu ile birlikte harici olarak 11.11.2003 tarihinde hissedar malik… varisi …’ten satın aldığını, binanın bulunduğu hâli hazırdaki tapu kaydı, …. pafta, 264 ada 21 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, imar uygulaması sonucu bina, bu parsel üzerinde kalmış bulunmakta olduğunu, davacı müvekkili tarafından satın alınan binaya ilişkin, belediye imar çalışmaları nedeniyle davalılarca tapu verilememiş olup, ilgili belediye başkanlığı tarafından yapılan imar çalışmaları neticesinde de davacıların kullanım ve tasarrufunda olan …. Mah., 9/11 sok., N: 20 … adresinde bulunan dava konusu binanın bulunduğu arsa, değişik tahsislere konu edilmiş ve sonunda da… isimli şahıs adına 26.04.2007 tarihinde imar uygulaması sonucu tescil edilmiş olduğunu, binanın bulunduğu arsanın maliki olan…. de işbu taşınmazı, davalılardan …’a 16.05.2008 tarihinde 29.000,00 TL bedel karşılığı sattığını, bu hususun tapu bilgileri ile sabit olduğunu, dava konusu olan … … mah., 9/11 Sk., N: 20 adresindeki ve tapunun…. pafta, 264 ada 21 parsel sayılı taşınmazı üzerindeki bina, 1983 yılından beri davacı müvekkilinin kullanımında ve tasarrufunda bulunduğunu, davacı ve oğlu …. aleyhine, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/300 Esas sayılı dava dosyası ile imar uygulaması sonucu doğan tapu kaydına dayanılarak, haksız kullanım nedeniyle men-i müdahale ve ecrimisil davası açılmış olduğundan arsanın üzerindeki binanın mülkiyetinin taraflarına aidiyeti için işbu dava açıldığını, binanın bulunduğu yere ilişkin imar uygulama çalışmaları nedeniyle tapu verilemediği için davacılar adına tescili yapılamamış olup, binanın mülkiyeti ve aidiyeti davacılara ait bulunmakta olduğundan dava konusu 264 ada 21 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın mülkiyetinin davacılara aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BİRLEŞTİRİLEN DAVA
Birleştirilen Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/172 Esas ve 2014/190 Karar sayılı dosyasında davacı vekili vermiş olduğu 02.02.2011 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin Bağcılar Tapu Müdürlüğünün …. Mah., eski 5 pafta, 123 parsel sayılı taşınmazının hissedarlarından olan…’e ait 246/3890 hissesini, üzerinde bina mevcudu ile birlikte harici olarak 11.11.2003 tarihinde satın aldıklarını, dava konusu binanın bulunduğu yerin tapu kaydının…. pafta, 264 ada 21 parsel olduğunu, davacı tarafından satın alınan binaya ilişkin, ilgili belediye tarafından, İmar Kanunu’nun 18 inci maddesi gereği imar çalışmaları nedeniyle, önceki tapu maliki… varisleri tarafından tapu devri yapılamadığını, yapılan imar çalışmaları neticesinde de, davacıların kullanımında ve zilyetliğinde bulunan …. Mh., 9/11. Sk., N:20, Bağcılar adresindeki dava konusu binanın bulunduğu arsanın değişik tahsislere konu edildiğini, birden çok kişi adına tahsis ve devirler gördüğünü, nihai olarak da….. isimli şahıs adına 26.04.2007 tarihinde Bağcılar Belediye Başkanlığının tahsis işlemi neticesinde işbu şahıs adına, imar uygulaması sonucu tescil gördüğünü, Tapu maliki …. adına Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/59 Esas sayılı dosyası ile işbu davamızla aynı içerik ve taleple dava açılmış, gelen tapu kayıtları neticesinde ise, davanın açıldığı tarih itibarıyla tapu maliki olarak …..’in işbu taşınmazı devrettiği … adına dava açıldığını, …’ın da bir başka kişiye devir ettiği ve nihai olarak da, dava konusu taşınmazın hâli hazırdaki tapu malikinin işbu davada davalı olarak görünen …’a devredildiğini, dava konusu binayı 1983 yılından beri davacılarca kullanıldığını, mevcut arsa üzerindeki bina ile tapu kaydı, İmar Uygulaması sonucunda 2918/3290 sayılı Yasa’nın 10/c maddesi gereğince, bina maliklerine, tapu tahsisinin yapılması gerektiği hâlde, binanın varlığı yokmuşçasına, arsanın tahsisinin bir üçüncü şahsa yapılması nedeniyle işbu ihtilafın meydana geldiğini, davacı müvekkili ile oğlu davacı … İşçen aleyhine Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin (eski 2008/300 Esas) yeni 2012/336 Esas sayılı dosyası ile imar uygulaması sonucu doğan tapu kaydına dayanılarak, haksız kullanım nedeniyle men-i müdahale ve ecri misil davası açılmış olduğundan arsanın üzerindeki binanın mülkiyetinin müvekkillerine aidiyeti için işbu davanın açıldığını, dava konusu ile ilglii olarak Bakırköy 7. Asliye Hukuk mahkemesinin 2011/59 Esas sayılı dosyası ile aynı içeriğe ilişkin dava açıldığını, dava konusu tapu kaydının el değiştirmesi nedeniyle de davalı adına işbu dava yeniden ikame edilmek zorunda kalındığını bu nedenle işbu davanın Bakırköy 7. Asliye Hukuk mahkemesinin 2011/59 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın mülkiyetinin davacılar adına aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. CEVAP
1. Asıl dosyada davalı … vekili vermiş olduğu 01.03.2011 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili …’ ın dava konusu İstanbul ili, …. ilçesi, …. Köyü, … pafta, 264 ada 21 parselde bulunan gayrimenkulü, …..’den tapuda satış yoluyla aldığını, davacının iddiasını dayandırdığı “… varisi …’ten haricen satın alınması nedeniyle işbu yeri satın almıştır” ifadesinin mesnetsiz olduğunu, tapu sicil kaydında…’in ve varislerinin ismi dahi geçmediğini, bu iddianın hukuki dayanağını belirtmediğini, satış vadi sözleşmesi dahi sunulmadığını, satış vaadi sözleşmesi olsa dahi davacının kendi beyanında da 11.11/2003’te aldığını ikrar ettiğini, yedi yıldan fazla bir süre geçtiğini, beş yıllık süre içinde zamanında tapu sicil kaydına kayıt edilmedikçe hükümsüz olduğunu, hiçbir hukuki anlamda bir hak kazanımını sağlamayacağını, tapu sicil kayıtlarındaki alenilik ilkesi ve iyi niyet unsurundan dolayı davacının sunduğu iddiaların tamamen kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, oysaki müvekkilin satın aldığı …’in (…. Kızı) ismi sicil kaydında mevcut olduğunu, … ‘e vekâleten …’in müvekkili …’a sattığı tapu kayıtları gelince anlaşılacağını, Bağcılar Belediyesinin imar uygulaması öncesinde de sonrasında da… arsanın sahibi ve binanın sahibi olarak müvekkiline sattığını, …’ın da tapu sicili kaydına güvenerek satın aldığını, resmî tapu sicil kayıt ve evraklarına karşı ancak, aynı kuvvet ve mahiyette delil ileri sürülmedikçe kabul edilemeyeceğini, bu nedenle davacının iddialarını kabul etmediklerini, binanın davacılara ait olduğu iddiasının zaman aşımı ve hak düşürücü süre dolması nedeni ile davanın reddinin talep edildiğini, yargılama giderleri ve masraflarıyla birlikte avukatlık ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/172 Esas ve 2014/190 Karar sayılı dosyasında davalı … vekili vermiş olduğu 02.07.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalının hiçbir şekilde davaya konu gayrimenkul üzerinde tapu kayıtlarına göre hiçbir dönem hak ve söz sahibi olmadığını, davalının sürekli haksız, mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun çeşitli davalar açmakta ve bu davaları kaybetmekte olduğunu, davalının yıllara dayanan fuzuli işgal ve gayrimenkulde müdahalede bulunarak hukuk dışı yollarla hak elde etmeye çalışmakta olduğunu, silsile yoluyla usulüne uygun olarak tapu malikleri gayrimenkulleri devraldığını, ancak davalının diğer malikleri yıldırarak hiçbir hak elde etmemelerine sebep olduğunu, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2008/300 Esas sayılı dosya ile daha önceki kat maliklerinin açmış olduğu davanın neticelendiğini ve ilgililer hakkında ecrimisile, davalı hakkında da tahliyeye karar verildiğini, kararın davalı tarafından temyiz edildiğini, Yargıtayın gayrimenkul sahibinin değişmesi nedeniyle sicil kaydındaki malikin huzurunda davanın görülmesi gerektiğinden kararı bozduğunu, müvekkilin kararlı olması nedeniyle ecrimisil ve tahliye davasını Yargıtay kararı doğrultusunda hak sahibi olması nedeniyle devam ettirdiğini ve ecrimisil yönünden bilirkişinin müvekkilinin 42.667,00 TL alacağı olduğunu tespit ettirdiğini, davalı taraf bu iddialarına dayanak olarak açtığı tüm davaları kaybettiğini, İstanbul 8. İdare Mahkemesi sayın mahkemeniz dosyasında da bulunan dosya içeriğine göre yürütmenin durudurulması istemi reddedildiğini, dosyada bulunan tüm bilgi, belgeler ve tüm dosya içeriği kapsamında muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, tapu kaydı esas alınarak silsile yoluyla müvekkile hukuka uygun olarak intikal eden tapu maliki olan müvekkilin haksız işgal nedeniyle uğradığı zararın telafisi için tasarruf hakkını da kullanamaması nedeniyle huzurdaki davanın reddini istemiştir.

IV. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

V. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İmar uygulaması nedeniyle müvekkilinin mağdur edildiğini, 11.11.2003 tarihinde haricen yapılan taşınmaz satış sözleşmesinin… varisi … ile müvekkili … arasında imzalandığını, müvekkilinin sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini ancak, binanın bulunduğu hâli hazırdaki binaya ilişkin belediye imar çalışmaları nedeniyle müvekkillerine tapu devri yapılamadığını, tapu kütüğündeki kayda göre eski 120, 121 ve 123 sayılı parsellerin 13.12.1990 tarih ve 10663 yevmiye ile tapudan terkin edildiğinin sabit olduğunu, bu durumda müvekkilinin söz konusu taşınmaz üzerindeki haklarının elinden alınıp mağdur edildiğini, müvekkillerinin taşınmaza ilişkin her türlü vergi ve giderleri hâlen karşılamaya devam ettiğini, imar uygulaması nedeniyle binanın oturduğu zemin ile binanın ihtilaflı hâle geldiğini, binanın varlığı yokmuşçasına arsanın tahsisinin bir üçüncü kişiye yapılması nedeniyle işbu davanın açıldığını, İstanbul 8. İdare Mahkemesinin yürütmenin durdurulması istemini süre yönünden reddettiğini, dava konusu bölgede yapılan imar uygulamalarına ilişkin gerekli ilân ve duyurular yapılmış olması ve dava açma süresinin geçtiği gerekçesi ile süre yönünden reddedilerek esasa ilişkin inceleme yapılmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan imar uygulama çalışmaları nedeniyle, 2981 sayılı Kanun’un 10/c maddesi gereği binanın mevcut hâli ile mevcudiyetinin korunması gerektiğini, yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak asıl dava ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesini tekrarla; binanın yapımının 88-89 yıllarına dayandığını, tapu kaydında yer alan sonraki maliklerin binada haklarının bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilâmın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.).

4. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...