MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2022 / ****
Karar No 2023 / ****
Karar Tarihi **.06.2023
Karşı OyYok

Karar Metni

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/535 E., 2021/2024 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/212 E., 2019/134 K.

Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karann davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu Edirne ili, …. ilçesi, .. Köyünde kain 1540 parsel sayılı taşınmazın kendisi, davalılar ve davalı murisleri adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan 94,08 m2 büyüklüğündeki yapının muris …’a ait olduğunu, 123,36 m2 büyüklüğündeki diğer yapının ise kendisi tarafından 35 yıl önce yaptırıldığını ve binanın tamamen kendisine ait olduğunu, taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi için Edirne 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/618 Esas sayılı dosyası ile açılan davada tarafına dava açmak üzere süre verildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan 123,36 m2 büyüklüğündeki yapının tüm malzemeleri kendisi tarafından alınıp ustalık giderlerinin tamamının da kendisi tarafından karşılanarak 35 yıl kadar önce yaptırıldığını ve kullanılmaya başladığını belirterek, 1540 parsel üzerindeki 123,36 m2 miktarındaki binanın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar, tapu kaydında beyanlar hanesinde dava konusu taşınmazın davalı … ve …’a ait olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmazın tamamının davacı tarafından meydana getirilmediğinin açık olduğunu, davacının bu taşınmazı kendi başına meydana getirecek maddi gücü bulunmadığını, taşınmazı davalı … ile birlikte yaptıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 26/04/1987 tarihinde yapılıp, davacı tarafça kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı olarak dava konusu taşınmaz üzerindeki B harfi ile gösterilen dava konusu muhdesatın sadece kendisine ait olduğunun tespitine yönelik eldeki davayı 12/06/2018 tarihinde açtığı, bu bağlamda dava tarihi itibariyle 3402 sayılı Yasa’nın 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacının davasının hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu tek katlı metruk evin, zaman içinde, davacının imkanı oldukça çeşitli harcamalar ve eklentiler yapmak suretiyle şu anki haline davacı tarafından getirildiğini, tapu kütüğünün beyanlar hanesindeki şerhin aleniyet sağlamak ötesinde anlamı olmadığını, mülkiyetin tespiti niteliğindeki davalarda yasa tarafından herhangi bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresi düzenlenmediğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekil temyiz dilekçesinde, dava konusu ev ile keşif sırasında görülen evin aynı olmayıp farklı yapılar olduklarını, hak düşürücü sürenin uygulanma yeri olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, beyanlar hanesinde tescil edilen muhdesatın aidiyeti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...