Karar Metni
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/36 E., 2022/371 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; 6831 … Kanun’un 2-B maddesi uygulamaları sonucu 454 ve 495 parsel … taşınmazların müvekkillerine satış suretiyle temlik edildiğini, taşınmazların dışında yer alan ve Kilis Devlet yolu çalışmaları kapsamında kamulaştırma sahası içerisinde kalan tespit harici alandaki ağaçların müvekkilleri tarafından meydana getirildiğini ileri sürerek muhdesatın aidiyetin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: “…iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne…” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…454 parsel … taşınmazın davacı …, 495 parsel … taşınmazın da davacı Feyzi adına, 6292 … kanun gereği (2B uygulaması sonucu) satış suretiyle tescil edildiği, taşınmazların kuzeyinde yer alan tespit harici bırakılan ve Hassa – Kilis Devlet Yolu kamulaştırma plan sınırı içerisinde yer alan kısımlara davacılar tarafından muhtelif sayıda ağacın meydana getirilmiş olduğu, Dairenin 12.03.2018 tarihli geri çevirme kararı üzerine Karayolları Genel Müdürlüğünün 22.06.2018 tarihli ve 24.07.2018 tarihli cevaplarında yol güzergahında kalan ve çekişmeli taşınmazların da içerisinde bulunduğu alanın öncesinde 174 parsel … taşınmaza isabet ettiğinin anlaşıldığı, 174 parsel … taşınmazın ise orman olduğu gerekçesiyle 29.12.1971 tarihinde tapu kütüğünden terkin edildiği, davacılara 2B uygulaması sonucu satış suretiyle tescil edilen 454 ve 495 parsel … taşınmazlar ile bu taşınmazların kuzeyinde yer alan ve davacılar tarafından meydana getirildiği ileri sürülen ağaçların tapu kütüğü kapatılan ve orman niteliğinde olan 174 parsel … taşınmazda yer aldığı ve orman sayılan taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara hukuken değer verilemeyeceği, davacılar tarafından orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılan taşınmaz bölümleri üzerinde dikilen muhdesatlarla ilgili açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabule karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Davacılar vekilinin karar düzeltme isteği üzerine bu kez Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davacılar vekilinin 10.12.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda B ve C ile gösterilen kısımlarda bulunduğu iddia edilen muhdesata yönelik sair karar düzeltme istemlerinin reddine; 10.12.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda A ve D ile gösterilen kısımlarda bulunan muhdesata yönelik karar düzeltme itirazlarına gelince; Mahkemece, (10.12.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda A ve D ile gösterilen kısımlarda bulunan) ağaçların yaşları ve cinslerinin tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde tespit edilerek, öncesi orman niteliğindeki taşınmazda yer alan muhdesatta, özellikle mülkiyet hakkının ihlali bakımından da inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak, davalı mülkiyet sahibi Hazine’nin, davacının bu haksız kullanımına karşı suskunluk ve eylemsizliği var ise bunun davacılara meşru bir beklenti içerisine sokup sokmadığı konusunda Mahkeme görüşünün ortaya konulması, ondan sonra toplanan ve/veya toplanacak tüm delillerin sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken farklı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesinin doğru olmadığı…” gerekçesiyle davacılar vekilinin bunlara yönelik karar düzeltme talebinin kabulüne, davacılar vekilinin (10.12.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda A ve D ile gösterilen kısımlarda bulunan muhdesata yönelik) karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairenin 08.10.2019 tarihli ve 2019/5106 Esas, 2019/8699 Karar … bozma ilamının gerekçesinin ortadan kaldırılmasına, Mahkeme hükmünün gösterilen değişik gerekçeyle bozulmasına, davacılar vekilinin (10.12.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda B ve C ile gösterilen kısımlarda bulunduğu iddia edilen muhdesata yönelik) sair karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05.10.2022 tarihli ve 2021/36 Esas, 2022/371 Karar … kararı ile; “…her ne kadar mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan yerlerde bulunan muhdesata hukuken kıymet verilmemesi gerekmekte ise de aksine bir kabulün Anayasanın 35 inci maddesinde belirtilen mülkiyet hakkına aykırı olacağından davacılarca dikerek ve yetiştirerek taşınmazı kullanması nedeniyle ağaçların davacı yararına ekonomik bir değerinin bulunduğu açık olan 10/12/2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda A ve D harfiyle gösterilen alanda dikilen ağaçlara yönelik idarece tahliye yoluna gidilmediğinin, ecrimisil ödemesinin gerçekleşmediğinin gelen yazı cevabından anlaşıldığı, idarenin bu edilgen tutumu ile davacıları meşru bir beklenti içerisine soktuğu gerekçesiyle, bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen taşınmaz üzerinde 27/05/2021 tarihli zirai bilirkişi raporunda tespit edilen 17 adet 50 yaş ve üzeri , 1 adet 43-48 yaşlarındaki zeytin ağacının … tarafından meydana getirildiğinin tespitine ve D harfiyle gösterilen taşınmaz üzerinde 27/05/2021 tarihli zirai bilirkişi raporunda tespit edilen 30 adet, 9-10 yaşlarındaki zeytin ağacının davacı … tarafından meydana getirildiğinin tespitine, 10/12/2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide ‘B’ ve ‘C’ harfiyle gösterilen kısımlarda bulunduğu iddia edilen muhdesata yönelik fazlaya ilişkin davasının hukuki yarar yokluğundan reddine…” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan inceleme ve araştırmanın eksik olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların, dava açmakta hukuki yararı olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez.
Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...