MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.06.2024
Karşı OyYok

Karar Metni

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1227 E., 2023/1522 K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN
DAVA TARİHİ : 15.04.2019- 07.01.2020
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/444 E., 2023/38 K.

Taraflar arasındaki asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen davada muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın davalı … yönünden kabulüne, davalılar … ve … yönünden reddine; birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; asıl davada müvekkili …’ın diğer müvekkili olan …’ın annesi olup her iki müvekkilinin dava dilekçesinde tanımlanan adreslerinde uzun yıllardan bu yana ikamet ettiklerini, 407 ada 5 numaralı parselde bulunan tarla vasıflı taşınmazda müvekkilerinin ve davalıların mirasçı sıfatı ile malik olduklarını, dava konusu taşınmazın tapuda tarla vasfında olmasına rağmen üzerinde tapuda kayıtlı olmayan bir adet villa bulunduğunu, davalıların uzun yıllardan bu yana müvekkilerinin de hissedar olduğu taşınmazı üzerindeki villa niteliğindeki bina ile birlike kullandığını ve müvekkilerinin bu yerden faydalanmalarına engel olduklarını, müvekkillerinin davalılara gönderdikleri … 3. Noterliğinin 25/06/2012 tarihli ve 2509 yevmiye numaralı, yine … 3. Noterliğinin 14/05/2013 tarih ve 09699 yevmiye numaralı ihtarnameler ile dava konusu yerin kullanılmasına müsade edilmesini bu mümkün olmaz ise ecrimisil bedelinin ödenmesini talep etmelerine rağmen davalıların bu güne kadar kullanımına izin ve ecrimisilini ödemediklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geriye dönük beş yıllık 40.000,00 TL tutarındaki ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini, birleştirilen davada ise taşınmaz üzerinde bulunan binanın müvekkillerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili özetle; dava konusu taşınmaz üzerindeki meskenin tahminen 1974 yılında müvekkillerin murisi tarafından yapıldığını, bu hususta taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık olmadığını, davacıların dilekçesinde de belirtildiği gibi dava konusu taşınmazın tarla niteliğinde olduğu, müvekkillerinin mülkiyeti tamamen kendilerine ait olan meskende oturduklarını, sadece parselin tarla olan kısmını kullandıklarını, tarafların kardeş çocukları olması, taşınmazlarda her iki tarafın da yarı yarıya hisseleri olması nedeniyle davacıların ecrimisil talep etmelerinin ve özellikle men’i müdahale talep edebilmelerinin yasal olmadığını belirterek asıl ve birleştirilen davaların reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın güncel tapu kaydına göre davacı …’nin 1/8, davacı …’in 3/8 ve davalı …’ın ise 1/3 ile 1/6 hisseler ile malik bulundukları, diğer davalıların mülkiyetinin olmadığı, davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan yapının … mirasçıları (davalılar) tarafından kullanıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamakta olup, dinlenen gerek davacı ve gerekse davalı taraf tanıklarının beyanlarına göre taşınmaz üzerindeki yapının davalılar murisi … tarafından yapıldığının belirtildiği, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/1650 Esas sayılı dosyasında derdest ortaklığın giderilmesi davası olduğundan davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu ancak mülkiyet tespitine yönelik istem yönünden davacı iddialarının ispatlanamadığı; taşınmazda davacıların ve davalı …’in hissedar oldukları, üzerinde bulunan yapının müdahalesinin tüm taşınmaza yönelik olduğu, buna göre asıl davaya ilişkin olarak davacıların sadece tapu hissedarı … yönünden müdahalenin men’i isteminin yerinde olduğu, diğer davalıların hisselerinin kalmadığı, ecrimisil tutarının ise davacıların taşınmazdaki 2/5 hisselerine isabet eden toplam 17.328,00 TL olarak hesap edildiği gerekçeleri ile asıl davanın davalı … yönünden kabulüne, davalılar … ve … yönünden reddine; birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisilin hesaplanarak davacı müvekkillere ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, Mahkeme kararında bu hususun değerlendirmediğini, davalılardan … ve …’in taşınmazlardaki hisselerini diğer davalı …’a devrettiklerini, ecrimisil hesabında dava devam ederken davalı … tarafından devralınan hisselerin dikkate alınmadığı ve davalı … tarafından ödenecek ecrimisil tutarının eksik hesaplandığını, hisselerini devreden davalıların ödemesi gereken ecrimisil tutarının hisseleri devralan davalı …’e nakledilmiş sayılması gerektiğini, dava konusu arsa üzerinde bulunan taşınmazda davacı müvekkillerinde hissesi bulunduğundan dolayı ecrimisil tutarı arsa ve bina değeri dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini; birleştirilen dava yönünden mülkiyetin tespitine yönelik delillerin hatalı, eksik değerlendirildiğini ya da hiç değerlendirilmediğini, bina ve arsa değerinin hatalı hesaplandığını, binanın kaçak yapı niteliğinde olduğundan dolayı enkaz değerinin hesaplanması gerektiğini, Mahkemenin itirazları doğrultusunda bilirkişilerden rapor almadan, dava konusu binanın enkaz değerini hesaplamadan karar verildiğini, davada dava konusu binanın enkaz değeri belirlenerek harç ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Asıl davada davalılardan … vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleştirilen dava bakımından verilen davanın reddi kararının doğru olduğunu, müdahalelerinin men’ine, 17.328,00 TL ödenmesine dair kararın ise usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın icrasının mümkün olmadığını, taşınmaz hisseli olduğundan her bir hissedarın taşınmazın her bir yerinde birlikte hisseleri olduğunu, mahkemenin davalı müvekkilin davacılara 17.328,00 TL ecrimisil ödemesine karar vermesine rağmen davacılar için 20.382,21 TL vekalet ücreti takdir etmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili ile asıl davada davalılardan … vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalar davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen davanın kabulüne karar verilemesi gerektiğini belirterek aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki iddialarını tekrarla belirterek birleştirilen davaya yönelik kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, birleştirilen davada ise muhdesatın aidiyetinin tespiti istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m).Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, birarazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...