Karar Metni
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/553 E., 2023/1635 K.
DAVA TARİHİ : 28.03.2016
KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/560 E., 2018/745 K.
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Devlet Su İşleri 26. Bölge Müdürlüğü tarafından … Barajı projesi sebebiyle kamulaştırma işlemlerinin yapıldığından bahisle;
1. … ilçesi, Merkez Mahallesi, … Caddesi, 158 ada 10 parselde bulunan tek katlı kulübe ve müştemilatların,
2. … ilçesi, Merkez Mahallesi, …Caddesi, 118 ada, 1 parselde bulunan havuz, kamelya ve müştemilatların,
3. Belediyeye ait, … ilçesi, … Mahallesi, 299 ada 13 parsel üzerindeki cami yapısının,
4. … ilçesi, Merkez Mahallesi, 378 ada 28 parseldeki cami ve şadırvanın,
5. … ilçesi, Vecanget Mahallesi, 256 ada 1 parselde bulunan yüzme havuzu ve tesisi, tenis kortu ve müştemilatının,
6. … ilçesi, Merkez Mahallesi, … Karayolu, 152 ada 8 parselde bulunan kamelyanın, kadastro tespiti haricinde parsel numarası mevcut olmayıp keşifte gösterecekleri muhdesatların,
7. Sanayi alanında bulunan kamelya ve parkın,
8. … ilçesi, Arıklı Mahallesi camisinin batı tarafındaki parkın,
9. Pazaryolu Mevkisinde bulunan Pazaryolu parkı ve müştemilatların,
10. Kazım Karabekir Mahallesinde bulunan park ve müştemilatların, davalı Hazineye izafeten …’nün rızası ile davacıya ait olmak üzere yapıldıklarını, bu sebeple muhdesatların değerlerinin belirlenerek ilgili tapu kaydının beyanlar hanesine tescilini, mümkün olmaz ise bu muhdesatların … Belediye Başkanlığınca yapıldığının tespiti ve kamulaştırma bedellerinin Belediye Başkanlığı’na ödenmesi konusunda Devlet Su İşleri 26. Bölge Müdürlüğü’ne bildirilmesi talep ve dava edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı … davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılarak davanın reddine talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Mülkiyet veya aidiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşullarının varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhtesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilebilir, ancak bunun için muhdesatı meydana getirenin iyi niyetli olması, üzerinde muhdesat meydana getirdiği arz parçasının kendisine ait olmadığını bilmemesi, bilmesinin de kendisinden beklenmesinin mümkün olmaması gerektiği, yapılan keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları kendilerine gösterilen dava konusu edilen taşınır ve taşınmaz yapıların davacı …’nca meydana getirildiğini beyan etmiş iseler de, meydana getirilen değerin muhdesat olarak addedilebilmesi için sürekli ve kalıcı olarak yapılması amaçlanmış, öz niteliği bozulmadan ve zarar vermeden bulunduğu yerden taşınması mümkün olmayacak niteliğe haiz olması gerektiği, keşif esnasında gözlemlenildiği ve inşaat bilirkişisinin raporunda da belirttiği üzere, tespit edilen muhdesatların, Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) öngördüğü şekilde üzerinde bulundukları taşınmazların bütünleyici parçaları değil, ancak taşınır eşya ve taşınır yapı niteliğinde olduklarının anlaşıldığı, diğer yandan gerek dava konusu edilen taşınır eşya ve taşınır yapılar ile taşınmaz şekilde imal edilmiş yapıların üzerinde bulundukları arz parçasının mülkiyetinin Maliye Hazinesi’ne ait olduğu, bu hususu davacı kamu tüzel kişiliğinin bilmediğini iddia etmesinin mümkün olmadığı, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Maliye Bakanlığı’nın Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmelik ile öngörüldüğü şekilde davacı … lehine yapılan bir tahsis ya da devir işlemi de bulunmadığı, bu yönüyle de davacı tarafın kanunun aradığı anlamıyla iyi niyetli olarak bu muhdesatları meydana getirdiği iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin hatalı karar verdiğini, keşifle belirlenen muhdesatların davacıya ait olduğunun davalı tarafından kabul edildiğini, davacı tarafça söz konusu muhdesatların bulunduğu yerlerin tahsisinin talep edilmediğini ancak davalının muhdesatların yapılmasına ses çıkarmayarak zımni kabulde bulunduğunu, yapıların kalıcı olduğunu, iyi niyetli olma durumunun muhdesat aidiyeti davalarında aranmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İlk Derece Mahkemesince dava konusu edilen taşınmazlar üzerinde yapıldığı iddia edilen yapıların mahallinde yapılan keşif, mahkeme gözlemi, mahalli bilirkişiler, davacı tanıklarının beyanları ve alınan bilirkişi raporuyla 4721 sayılı Kanun’un öngördüğü şekilde üzerinde bulundukları taşınmazların bütünleyici parçaları değil, taşınır eşya ve taşınır yapı niteliğinde oldukları, 4721 sayılı Kanun’un 728 inci maddesinde “kulübe”, “büfe”, “çardak”, “baraka” ve “benzeri hafif yapılar”ın “taşınır yapı” niteliğinde bulunduğunun belirtildiği, davaya konu edilen yapıların kalıcı (sabit yapı) değil taşınır yapı niteliğinde olduklarının anlaşıldığı, bu nedenle davacı … Başkanlığınca açılan davanın İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. … barajı kamulaştırma işlemlerinden dolayı davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu,
2. Muhdesatlar taşınır olsa bile, bunların sökülme ve taşınma masraflarının hesaplanması gerektiği ayrıca raporda belirtildiği gibi, beton barbekü, çeşme, betonarme mescit ve şadırvan gibi taşınmaz yapılar bulunduğunu,
3. Dosya kapsamından muhdesatların davacı tarafça yapıldığının sabit olduğunu, belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı Kanun’un 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (4721 sayılı Kanun’un 718. m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (4721 sayılı Kanun’un 722, 724, 729 maddeleri), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
3. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)
4. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
5. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19 uncu maddesi son fıkrasında; Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgari levazım bedeli, ağaçların ise 11 inci madde çerçevesinde taktir olunan bedeli zilyedine ödenir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Somut olayda; dava konusu taşınmazların kamulaştırılmasının kararlaştırıldığı dosya kapsamı ile sabit olup, davacının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19 uncu maddesi son fıkrası gereğince dava açmasında hukuki yararı bulunduğu sabittir. Diğer taraftan anılan kanun maddesinde zilyedin iyi niyetli olması noktasında bir ifade bulunmamaktadır. O halde anılan kanun gereğince; zilyedin yapmış olduğu binaların, kendisi tarafından meydana getirildiğini isteyebileceği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece çekişme konusu taşınmazlarda davacı tarafından yapıldığı iddia edilen muhdesatların nitelikleri kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiştir. Bina niteliğinde sayılan sabit yapıların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespit edilmesi halinde muhdesat aidiyeti kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin
Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...