MahkemeYargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No 2023 / ****
Karar No 2024 / ****
Karar Tarihi **.12.2024
Karşı OyYok
Dava Konusu: Temliken Tescil

Karar Metni

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2439 E., 2023/2609 K.
DAVA TARİHİ : 04.07.2022
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/298 E., 2023/338 K.

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti, ikinci kademede temliken tescil, olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava konusu 128 ada parsel sayılı taşınmazda paydaş olmadığını ancak taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazda muhdesatlar oluşturduğunu ileri sürerek, öncelikle muhdesat aidiyetinin tespiti, ikinci kademede TMK’nın 724. maddesine dayalı olarak temliken tescil, olmazsa TMK’nın 723. maddesi uyarınca yapı bedelinin tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … Şeker cevap dilekçesinde; davacının taşınmazda paydaş olmadığından taleplerinin haksız olduğunu, dava konusu taşınmaza paydaşların rızası olmadan ev yaptırdığını, diğer muhdesatların ise davacıya ait olmadığını, davacının iyi niyetinden söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin yerinde olmadığını, ağaçların davacı tarafından dikilmediğini, davacının paydaşların rızası olmadan taşınmaz üzerine ev inşa ettiğini beyanla, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu kaydı ve dava dilekçesine göre davacının dava konusu taşınmaza malik olmaması nedeniyle muhdesat aidiyetinin tespitine yönelik talebinin yerinde görülmediği, ikinci kademede dava konusu taşınmaza yaptığını iddia ettiği iki adet konut nitelikli yapı, bir adet samanlık/serender ve 250 adet fındık ocağı, 60 adet çeşitli mevye ağacının değerinin, bulunduğu alan değerinden fazla olduğu gerekçesiyle temliken tescilinin talep edildiği, dosya kapsamında toplanan deliller ile davacının, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davalıya ait olduğunu bilerek yeni tek katlı evi yaptırdığı, davacı tarafça yapıldığı iddia edilen evin taşınmazın arazi değerini geçmediği, diğer yapıların muhtesatların davacı tarafından oluşturulduğunun ispatlanamadığı, ağaçların TMK’nın 724. maddesi kapsamında temliken tescilinin istenemeyeceği, davacının taşınmazın davalıya ait olduğunu bilmesi nedeniyle iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından TMK’nın 724. maddesi gereğince tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince muhdesat içeriğinin yanlış belirlendiğini, Mahkemece tek katlı evin davacı tarafından yaptırıldığı kabul edilmesine rağmen davacının iyiniyetinin bulunmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, davacının yapıyı yaparken taşınmaz malikleri tarafından uyarılmaması nedeniyle iyiniyetli olduğunun kabulünün gerektiğini, iyiniyet yokluğunun başlı başına ret kararının gerekçesi olmayacağını, Mahkemece taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığının araştırılmadığını, muhdesat değeri ve arz değerlerine yönelik bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarının değerlendirilmediğini, tazminat talepleri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekalet ücretinin maktu olarak hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti, ikinci kademede temliken tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilince aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir    arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde    dikilen ağaçları anlamak gerekir.

3. 4721 sayılı Yasa’nın “Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi” kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; “Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.”

Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet … sahibinden isteyebilir.

4721 sayılı Yasa’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.

Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. 4721 sayılı Yasa’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin aynı Yasa’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.

Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)

İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)

c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.

d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 722 nci maddesi şöyledir;
“…Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.”

5. 721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 723üncü maddesi şöyledir;
“…Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyi niyetli değilse hâkim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.”

6. Bilindiği üzere HMK’nın 297 nci maddesi gereğince hakim, taleplerden her biri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmak zorundadır.

7. Hükmün hangi hususları kapsayacağı 6100 sayılı HMK’nın 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Buna göre; davacı tarafın dava dilekçesinde öncelikle muhdesat aidiyetinin tespiti, ikinci kademede TMK’nın 724. maddesine dayalı olarak temliken tescil, olmadığı takdirde ise TMK’nın 723. maddesi uyarınca yapı bedelinin tazmini istemi olduğu halde Mahkemece TMK’nın 723. maddesine dayalı tazminat talebi hakkında, olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Kararın Sonucuna ve Tam Künye Bilgilerine Erişin

Kararın sonucunu görmek, tam künye bilgileriyle kopyalamak ve PDF olarak indirmek için abone olun veya bir reklam filmi izleyin...