İçindekiler
- GİRİŞ
- I.TANIM VE AMAÇ :
- II.GEÇİT HAKKI TESİSİ İLKELERİ :
- III. DAVA SÜRECİ VE HUSUMET :
- IV. GEÇİŞ BEDELİ VE TESPİTİ :
- V. TAPUYA TESCİL :
- VI. ÖZEL DURUMLAR :
- VII. YARGITAY BOZMA NEDENLERİ :
- 1-Hukuki Dinlenilme Hakki İhlali :
- 2-Eksik Taraf Teşkili :
- 3-Kesintisizlik İlkesi İhlali :
- 4-Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi İhlalleri:
- 5-Parsel Bütünlüğünün Bozulması:
- 6-Hükme Esas Alınan Raporun Yetersizliği :
- 7-Güncel Değer Tespiti Yapılmaması :
- 8- İnfaza Elverişsiz Hüküm :
- 9-Davanın Konusuz Kalması Durumu :
- SONUÇ :
- Uygulamacılara Yönelik Nihai Tavsiyeler:
GİRİŞ
Geçit Hakkı Davaları
Temel Mantık ve Amaç:
- Geçit hakkı davaları, Türk hukuk sisteminde arazilerin yol ihtiyacının tam olarak karşılanamaması zorunluluğundan doğar.
- Temel amacı, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu yetersiz olan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısını sağlamaktır.
- Bu ihtiyaç, taşınmazın genel yola hiçbir bağlantısının olmaması (mutlak geçit ihtiyacı) veya mevcut bağlantının kullanım için yeterli olmaması (nispi geçit ihtiyacı) şeklinde ikiye ayrılır.
- Geçit hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 747. maddesi uyarınca tesis edilen, komşuluk hukukundan kaynaklanan bir irtifak hakkıdır.
Yargıtay’ın En Çok Üzerinde Durduğu İlkeler: - Fedakarlığın Denkleştirilmesi Prensibi: Taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bu ilke, geçit isteğinin öncelikle en uygun komşuya, bu mümkün değilse en az zarar görecek olana yöneltilmesini gerektirir. Oluşan zarar ve değer kaybı geçit bedeline eklenmelidir.
- Kesintisizlik İlkesi: Geçit hakkı kurulurken, ihtiyaç sahibi taşınmazın genel yola aralıksız bir bağlantısı sağlanmalıdır. Dere yatakları gibi kamu malları üzerinden geçişlerde kesintisizlik ilkesi ihlal edilebilir; ancak köprü gibi bağlantılarla külfet geçit isteyene yüklenerek tesis edilebilir.
- Ekonomik Bütünlüğün Korunması (Parsel Bütünlüğü): Aleyhine geçit kurulan taşınmazın bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasına özen gösterilmelidir. Zorunluluk olmadıkça parselin ikiye bölünmesi veya ekonomik kullanımını zorlaştırması “fedakarlığın denkleştirilmesi” ilkesine aykırıdır.
- En Uygun Güzergah ve Objektif Esaslar: Yol güzergahı belirlenirken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmeli; geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ve nasıl karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmelidir.
Uygulamada En Sık Yapılan ve Davayı Riske Atan Kritik Hatalar (Yargıtay Bozma Nedenleri): - Eksik Taraf Teşkili (Husumet Eksikliği): Geçit hakkı hem lehine hem de aleyhine kurulacak bir irtifak olduğundan, geçit talep edilen ve geçit kurulacak taşınmazların tüm maliklerinin davada yer alması zorunludur. Davalılardan birinin ölümü halinde mirasçıların davaya dahil edilmemesi, taşınmazın devri halinde yeni maliklerin sürece katılması veya alternatif güzergah maliklerinin davaya dahil edilmemesi sıkça yapılan hatalardandır.
- Güncel Değer Tespiti Yapılmaması ve Bedelin Depo Edilmemesi: Geçit bedelinin, keşif tarihi üzerinden uzun süre geçmesi durumunda güncel ekonomik koşullar (enflasyon vb.) dikkate alınarak hüküm tarihine yakın bir tarihte uzman bilirkişilerce belirlenmesi ve hükümden önce mahkeme veznesine depo edilmesi esastır. Bu yapılmadığında, mülkiyet hakkı kısıtlanan malik mağdur olabilir.
- Eksik İnceleme ve Yetersiz Bilirkişi Raporu: Mahkemenin, tüm alternatif güzergahları (eğimli arazilerde iş makineleriyle geçilebilir olup olmadığı dahil) yeterince araştırmaması, taşınmaz bütünlüğünün bozulması durumunda bunun zorunluluğunu bilimsel verilerle açıklamaması ve değer kaybını hesaplamaması, kamu malı niteliğindeki yerler (orman, dere yatağı, mera, karayolu) üzerinden geçişin yasal imkanlarını (idari izin, köprü gibi) değerlendirmemesi, hukuki nitelendirme hatası yapması veya bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edilmemesi gibi durumlar davanın reddine veya bozulmasına yol açar.
Bu çalışmada bu hususlar ayrıntılı olarak incelenecektir.
I.TANIM VE AMAÇ :
Geçit Hakkı Davalarının Tanımı ve Amacı:
Geçit hakkı davaları, Türk hukuk sisteminde arazilerin sağlıklı bir düzenlemeye kavuşturulamaması ve her taşınmazın yol ihtiyacının tam olarak karşılanamaması gibi zorunluluklardan doğan davalardır. Bu davaların temel amacı, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı yeterince karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısını sağlamaktır.
Uygulamada ve doktrinde, bu ihtiyaç iki ana kategoriye ayrılır:
Mutlak Geçit İhtiyacı (Geçit Yoksunluğu): Taşınmazın genel yola hiçbir bağlantısının bulunmaması durumudur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2024 tarihli ve 2024/1127 K. , 2024/359 E. sayılı kararında, davacıya ait taşınmazın herhangi bir kadastro yoluna cephesi ve çıkışı olmadığı için mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğunun belirlendiği görülmektedir.
Nispi Geçit İhtiyacı (Geçit Yetersizliği): Taşınmazın genel yola bir bağlantısı olsa da bu bağlantının kullanım için yeterli olmaması durumudur. Örneğin, mevcut geçidin aşırı eğim nedeniyle kullanılamaz durumda olması nispi geçit ihtiyacına bir örnek teşkil edebilir.
Geçit hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 747. maddesi uyarınca tesis edilen, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkıdır. Bu hakkın özü komşuluk hukukundan kaynaklanır. Bu nedenle, yol güzergahı belirlenirken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
II.GEÇİT HAKKI TESİSİ İLKELERİ :
Geçit hakkı davalarında mahkemelerin ve bilirkişilerin uyması gereken temel ilkeler şunlardır:
1.En Uygun Komşu ve En Az Zarar Prensibi ile Objektif Esaslar:
Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, öncelikle önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya yöneltilmelidir. Bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması hâlinde, geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ve bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmelidir.
Taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Örneğin,
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2024 tarihli, 2024/4559 K. sayılı kararında, geçit irtifakının 143 ada 8 parselin ekonomik bütünlüğünü bozduğu ve bu nedenle oluşan değer kaybının ve samanlığın kullanılamamasından kaynaklı zararın geçit bedeline eklenmesi gerektiği belirtilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi’nin 23.11.2023 tarihli, 2023/5693 K. sayılı kararında, geçit hakkı kurulan güzergahın en az zarar görecek taşınmazlardan geçirilmiş olması ve daha önce geçit hakkı kurulmuş yerlerden tesis edilerek fedakârlığın denkleştirilmesi prensibinin dikkate alındığı vurgulanmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24.05.2023 tarihli, 2023/5968 K. sayılı kararında, en uygun güzergah belirlenirken yüzölçümü büyük olan parsellerin ve ortak sınırdan geçit kurma seçeneğinin değerlendirilmesi gerektiği, aksi halde ekonomik bütünlüğün bozulmasının “fedakarlığın denkleştirilmesi” ilkesine aykırı olacağı belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 07.04.2016 tarihli ve 2014/17174 Esas, 2016/4203 Karar sayılı ilamında, 143 ada 8 numaralı parselin eğim nedeniyle bölünerek ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulduğu bir durumda, başka alternatiflerin araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme, bu bozmaya uyarak yaptığı yargılamada, taşınmazların eğim durumlarını (örneğin %40 ve üzeri eğim) değerlendirmiş ve en uygun güzergahın 143 ada 6 ve 8 numaralı parseller üzerinden olacağına karar vermiştir.
Bir başka kararda, 7. Hukuk Dairesi 2024/1663 E., 2024/2569 K. sayılı kararında, eğim nedeniyle uygun olmadığı belirtilen güzergahın iş makineleriyle makul süre ve masrafla geçilebilir olup olmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
2.Fedakârlığın Denkleştirilmesi Prensibi:
Fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilkedir ve geçit hakkı davalarında büyük önem taşır. Bu prensip, geçit ihtiyacının davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmesini ve yol saptanırken komşuluk hukuku ilkelerinin gözetilmesini gerektirir. Esasen, bu prensip, geçit hakkı tesisinde hem lehine geçit tesis edilecek taşınmaz malikinin hem de aleyhine geçit tesis edilecek taşınmaz malikinin menfaatlerinin dengelenmesini ve ortaya çıkacak zararların adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamayı hedefler.
Tespit edilen geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel, taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığıyla objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmeli ve bu bedel hükümden önce depo ettirilmelidir. Ayrıca, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli bir değişim (enflasyon vb.) meydana gelmişse, mülkiyet hakkı kısıtlanan malikin mağduriyetini önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2024 tarihli, 2024/3562 Esas, 2024/4559 Karar sayılı kararı: Geçit irtifakının 143 ada 8 parselin ekonomik bütünlüğünü bozduğu gözetilmeden geçit irtifakı bedelinin hesaplandığı anlaşılmıştır. Mahkemece, taşınmazın bütünlüğünün bozulması nedeniyle oluşacak değer kaybının hesaplanarak geçit bedeline eklenmesi ve paranın satın alma gücündeki azalma gözetilerek karar tarihine yakın tarihteki bedelin belirlenip depo edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 16.10.2024 tarihli, 2024/2737 Esas, 2024/4601 Karar sayılı kararı: Başka parsel lehine kurulan geçit hakkı ile taşınmaz malikinin yükü artacağından, fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince geçit bedelinin tamamının aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmaz malikine verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 23.01.2024 tarihli, 2023/4943 Esas, 2024/404 Karar sayılı kararı: On yıl önce yapılan keşif sonucu belirlenen geçit bedelinin hatalı olduğu, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar geçen sürede taşınmaz değerinde önemli değişimler olabileceği belirtilerek, karar tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılması gerektiği hükmedilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2021 tarihli, 2021/776 Esas, 2021/3234 Karar sayılı kararı: Saptanan geçit bedelinin hükümden önce depo ettirilmemesi ve keşif tarihi üzerinden uzun süre geçtiği için güncel değer tespiti yapılmaması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kesintisizlik İlkesi:
Geçit hakkı kurulurken, ihtiyaç içinde olan taşınmazın genel yola kesintisiz bağlantısı sağlanmalıdır.
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi’nin 17.01.2019 tarihli, 2019/497 K. sayılı kararında, davacılara ait parsellerle bağlantı sağlanmadığı ve kesintisizlik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2023 tarihli, 2023/121 K. sayılı kararında, 108 ada 36 parsel aleyhine geçit hakkı tesis edilmemesi nedeniyle kesintisizlik ilkesinin ihlal edildiği belirtilmiştir. Dere yatakları üzerinden geçişlerde kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir, bu nedenle başka alternatifler araştırılmalıdır.
Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla kesintisiz bağlantısının sağlanmasıdır. Dere yatakları gibi kamu malları kural olarak kişinin özel yararlanmasına terk edilemez. Ancak, dere üzerinden köprü gibi bir bağlantı olanağı varsa, bunun külfeti geçit isteyene yüklenmek suretiyle geçit hakkı tesis edilebilir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.09.2023 tarihli, 2022/5110 Esas, 2023/5696 Karar sayılı kararı: Davacı taşınmazının genel yola bağlantısı olmadığı ve dere yataklarının kamu malı olduğu belirtilmiştir. Ancak, dere üzerinden köprü ile bağlantı olanağının bulunması halinde bunun maliyetinin geçit isteyene yüklenerek geçit hakkı tesis edilebileceği ve yolun kesintisiz olması gerektiği vurgulanarak eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2024 tarihli, 2024/220 Esas, 2024/1950 Karar sayılı kararı: Mahkeme kararında, davacılara ait tüm parsellerle (1780 ve 1784) bağlantı sağlanmadığı ve kesintisizlik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu karar, geçit hakkının talep edilen tüm taşınmazlar için genel yola kesintisiz bağlantı sağlaması gerektiğini ortaya koymaktadır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 22.12.2024 tarihli, 2025/154 Esas, 2025/437 Karar sayılı kararı: Bozma kararında, karayollarına çıkışın mümkün olmaması halinde diğer alternatiflerin araştırılması ve bağlantı sürekliliğinin sağlanması gerektiği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2023 tarihli, 2023/4634 Esas, 2023/5538 Karar sayılı kararı: Hükme esas alınan bilirkişi raporunun ekindeki krokide, bazı parsellerin güneyinde bağlantının sağlanmadığı ve bunun kesintisizlik ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.
4.Taşınmazın Bütünlüğünün Korunması:
Aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasına özen gösterilmelidir.
Eğer başka türlü geçit tesisi mümkün değilse, bunun gerekçesi kararda açıkça belirtilmelidir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi’nin 07.04.2016 tarihli, 2016/4203 K. sayılı ilamı, 143 ada 8 No.lu parselin ikiye bölünerek ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulduğu durumlarda gerekçenin yeterince açıklanmamasının bozma sebebi olduğunu belirtmiştir.
5.Geçit Genişliği:
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı dikkate alınarak, özellikle tarım alanlarında, bir tarım aracının geçebileceği genişlikte (genellikle 2,5-3 m) geçit hakkı tesisine karar verilmelidir.
Bu genişliği aşan bir yol verilmesi zorunlu ise, kararda dayanaklarıyla birlikte gerekçesi gösterilmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2025 tarihli, 2025/437 K. sayılı kararında, gerekçesi açıklanmadan 4 metre eninde geçit hakkı irtifakı kurulmasının doğru olmadığı ifade edilmiştir.
6.Uygun Güzergahın Tespiti ve Alternatiflerin Araştırılması:
Mahkemece, keşifler yapılarak ve bilirkişiler aracılığıyla alternatif yollar belirlenmeli, taşınmazın eğimi, maliyet, işlevsellik gibi faktörler değerlendirilmelidir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi’nin 07.04.2016 tarihli, 2016/4203 K. sayılı ilamı, lehine geçit istenen 5 No.lu parselin batısındaki veya doğusundaki genel yola ulaşımın mümkün olup olmadığının araştırılmadığı, eğimli güzergahların işlevsel olmayacağı gibi hususlara dikkat çekmiştir.
Kamuya ait dere yatakları, mera veya orman gibi tescil harici yerler kural olarak geçit hakkı tesisi için uygun değildir, çünkü bunlar kamu malı niteliğindedir ve özel mülkiyete konu edilemezler. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarihli, 2024/4507 K. sayılı kararında, orman niteliğindeki yerden kişi yararına geçit tesisinin mümkün olmadığı ve devlet ormanından zorunlu geçit hakkı tesisinin gerekli idari izin alınmadığı sürece mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Ancak, dere üzerinden köprü ile bağlantı olanağı bulunması halinde, bunun külfeti geçit isteyene yüklenmek suretiyle geçit hakkı tesisinin mümkün olabileceği değerlendirilmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 23.11.2023 tarihli, 2023/5696 K. sayılı kararında, dere yataklarının kamu malı olduğu ancak köprü ile bağlantı sağlanabiliyorsa külfetin geçit isteyene yüklenerek geçit tesisinin mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Karayollarına ait yollar üzerindeki geçit hakkı taleplerinde, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün görüşünün alınması, trafik güvenliği ve sakıncaların giderilme imkanının araştırılması gereklidir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2018 tarihli, 2018/1284 K. sayılı ilamı, karayoluna çıkışın tehlike oluşturup oluşturmadığı veya giderilip giderilemeyeceğinin sorulmasını vurgulamıştır.
III. DAVA SÜRECİ VE HUSUMET :
1.Husumet (Dava Ehliyeti ve Taraflar) :
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalar, taşınmaz lehine ve aleyhine kurulacak bir irtifak hakkı olduğundan, bu davalarda lehine ve aleyhine geçit istenen tüm taşınmaz maliklerinin davada taraf olarak yer alması zorunludur.
Zorunlu Taraf Teşkili: Dava açılırken, geçit hakkı kurulacak taşınmazların maliklerinin tamamının davaya dahil edilmesi esastır.
Örneğin, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3562 E., 2024/4559 K. sayılı kararında, başlangıçta davalı olarak gösterilenlerin yanı sıra, sonradan keşif veya inceleme ile geçit hakkı tesis edilmesi gereken başka parsellerin (6 ve 7 numaralı taşınmazlar) maliklerinin davaya dahil edildiği belirtilmiştir.
Paylı Mülkiyette Durum: Yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Ancak, aleyhine geçit kurulacak taşınmaz paylı mülkiyete konu ise, o taşınmazın tüm maliklerinin davada yer alması şarttır.
Mirasçılar:Husumet (Taraf Sıfatı) ve Dava Süreci İlişkisi
“Husumet”, bir davanın tarafları arasında bulunması gereken hukuki bağlantı ve sıfatı ifade eder. Geçit hakkı davalarında husumet, davanın kabul edilebilirliği ve esasının incelenmesi için temel bir dava şartıdır.
Aktif Husumet (Davacı Yönünden): Davacının geçit hakkı talebinde bulunabilmesi için, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu yetersiz olan bir taşınmazın maliki olması gerekir (mutlak veya nispi geçit ihtiyacı).
Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/4634 E., 2023/5538 K. ve 20.11.2023 tarihli kararında, kamulaştırma işlemi sonucunda davacının geçit ihtiyacının giderildiği ve bu durumda davanın konusuz kaldığı belirtilmiştir. Ancak, dava tarihi itibarıyla davacının hukuki yararının bulunduğu gözetilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği ifade edilmiştir.
Pasif Husumet (Davalı Yönünden): Geçit hakkı istenen taşınmazların tüm maliklerinin davalı olarak gösterilmesi zorunludur. Eğer aleyhine geçit hakkı kurulmayan parsel malikleri varsa, bu kişilere karşı açılan dava husumet yokluğundan reddedilir.
Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/4834 E., 2023/5693 K. ve 23.11.2023 tarihli kararında, ölü kişiye karşı dava açılamayacağı ve mirasçıları davaya dahil edilerek de davaya devam edilemeyeceği, ayrıca bazı davalıların gösterilmediği gerekçesiyle husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Paylı Mülkiyette Tek Paydaşın Dava Açma Yetkisi, Dava Süreci ve Husumet:
Gayrimenkul hukukunda, özellikle geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda, taşınmaz lehine veya aleyhine geçit hakkı kurulacak tüm maliklerin davada yer alması genel bir zorunluluktur. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır:
Yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Bu, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesi gereğince açılan geçit hakkı davalarına ilişkin genel bir prensiptir.
İlgili Yargıtay Kararı Örnekleri:
- 7. Hukuk Dairesi 2023/3991 E., 2024/4507 K.: Bu kararda davacılar vekilinin şirketleri lehine geçit hakkı tesisi talep ettiği görülmektedir. Şirket bir tüzel kişi olup, paylı mülkiyet özelinde değerlendirilebilecek bir durum olmasa da, davacıların lehine geçit talep edilen taşınmazın kendi mülkiyetinde olduğu ve bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Kararda, genel yolun orman veya dere yatağı gibi kamu mallarından geçemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi 2024/4314 E., 2024/5687 K.: Bu kararda, davacı şirket yetkilisinin 380 parsel sayılı taşınmazın 1/7 hissesinin davacı şirkete ait olduğunu belirterek geçit hakkı kurulmasını talep ettiği ifade edilmiştir. Davalılardan biri, davacı şirket yetkilisinin tek başına dava açma yetkisinin olmadığını savunmuştur. Ancak kararın devamında, bu husumet itirazının yanı sıra davanın esasına yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Bu durum, paylı mülkiyette tek paydaşın dava açma yetkisine ilişkin kuralı desteklemektedir.
- 7. Hukuk Dairesi 2023/2939 E., 2023/3660 K.: Davacı vekilinin 24 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar lehine geçit hakkı tesisi talep ettiği bir davadır. Bu davada da paydaşlardan birinin dava açma yetkisine ilişkin temel prensip geçerlidir.
Mülkiyetin Devri: Dava açıldıktan sonra dava konusu taşınmazın davacı tarafından devredilmesi halinde (satış gibi), HMK’nın 125/2. maddesi gereğince devralan kişi davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder. Bu durumda mahkemece kayıt malikine ihbar yapılarak davayı takip edip etmediği sorulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/6019 E., 2023/5968 K. ve 05.12.2023 tarihli kararında, dava konusu taşınmazların mahkeme kararından sonra dava dışı kişilere devredilmesi üzerine, HMK’nın 125/2. maddesine göre işlem yapılması, davanın yeni maliklere ihbarı ve davayı takip edip etmediklerinin sorulması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/2737 E., 2024/4601 K. ve 16.10.2024 tarihli kararında, geçit hakkının verildiği taşınmazın yargılama aşamasında satılması sebebiyle, eski malik davalı aleyhine hüküm kurulmasının doğru olmadığına karar verilmiştir.
Ölü Kişiye Karşı Dava ve Mirasçılar: Davanın, dava tarihinden önce vefat etmiş bir kişiye karşı açılması halinde, mirasçıları davaya dahil edilerek davaya devam edilemez. Husumet, hayatta olan kişilere veya onların mirasçılarına doğru yöneltilmelidir. Mirasçıların usulüne uygun şekilde davaya katılımının sağlanması, hukuki dinlenilme hakkının (HMK m. 27) bir gereğidir. Bu, kamu düzenine ilişkin bir husus olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmelidir. Örneğin,
Eğer davalılardan biri yargılama sırasında vefat etmişse, mirasçılık belgesi temin edilerek tüm yasal mirasçıların davaya usulüne uygun şekilde dahil edilmesi (taraf teşkili sağlanması) gerekir. Aksi takdirde, eksik taraf teşkili nedeniyle karar bozulabilir.
Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/3979 E., 2023/5258 K. ve 01.11.2023 tarihli kararında, aleyhine geçit hakkı kurulan davalılardan birinin yargılama devam ederken vefat ettiği ve mirasçılık belgesi temin edilmeksizin taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/220 E., 2024/1950 K. ve 03.04.2024 tarihli kararında, davacının paydaşı olduğu parselin diğer hissedarlarına husumet yöneltilmeden karar verildiği için eksik taraf teşkili nedeniyle hüküm bozulmuştur.
Taşınmaz Malikinin Değişmesi (HMK m. 125): Dava devam ederken taşınmazın maliki değişirse (örneğin satış veya devir yoluyla), HMK’nın 125. maddesi uyarınca güncel tapu kayıtları temin edilerek yeni malikin davaya dahil edilmesi (taraf teşkilinin sağlanması) ve savunma hakkının dikkate alınması gerekir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/6019 E., 2023/5968 K. sayılı kararı, dava konusu 247 ve 246 parsel sayılı taşınmazların karar verildikten sonra dava dışı kişilere devredilmesi sebebiyle HMK’nın 125/2. maddesi uyarınca işlem yapılması ve yeni malikin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/3132 E., 2021/1726 K. sayılı kararı, dava konusu taşınmazın karar ve temyiz tarihinden sonra devredilmesi sebebiyle HMK’nın 125. maddesi uyarınca taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4943 E., 2024/404 K. sayılı kararı, aleyhine geçit hakkı kurulan taşınmaz maliklerinden birinin yargılama devam ederken vefat etmesi ve mirasçılık belgesi temin edilmeksizin karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
- Yine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4834 E., 2023/5693 K. sayılı kararı, ölü kişiye karşı dava açılamayacağı ve mirasçıların davaya dahil edilmesi gerektiği husumet eksikliği nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine işaret etmiştir.
2-Taraf Değişikliği (HMK 124) :
Geçit tesisi davalarında, davacı başlangıçta talep ettiği yer dışındaki güzergahlar üzerinden de geçit kurulması gerekebileceğini öngöremeyebilir. Bu durum, kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından, HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu tür taraf değişikliği talepleri kabul edilmelidir. Bu sayede, davacının bu kişileri harçsız olarak davaya dahil etmesine imkan verilmelidir.
Uygulama Örnekleri:
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3562 E., 2024/4559 K. sayılı davada, davacı vekili ilk dilekçesinde hatalı kadastro tespiti ve yol tespiti talepleriyle birlikte geçit hakkı istemiş, dava sürecinde 6 ve 7 numaralı taşınmazların malikleri de davaya dahil edilmiştir.
Aynı kararda, davacı vekilinin 12.11.2014 tarihli dilekçesi ile ek parsellerin (150, 195, 208, 209, 210, 211, 212 ve 213) maliklerinin davaya dahil edilmesini talep etmesi de bir taraf değişikliği örneğidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/359 E., 2024/1127 K. sayılı kararda ise mahkemenin, en uygun güzergahı belirlerken, başlangıçta dava dilekçesinde adı geçmeyen ancak belirlenen güzergah üzerinde bulunan taşınmaz maliklerinin davaya dahil edilmesini sağlaması gerektiği vurgulanmıştır.
Fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği, daha büyük parsellerden geçit tesisinin uygun düşeceği durumlarda, o parselin malikinin davaya dahil edilmesi gerekir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/7158 E., 2024/811 K. sayılı kararda, 38 parselin daha büyük olması ve daha az masrafla geçit tesisi mümkün olduğundan, bu parselin üzerinden geçit hakkı tesisinin yerinde olduğu belirtilmiştir.
3-Yargılama Giderleri (Davacı Üzerinde Bırakılır):
Geçit hakkı tesisi davalarında, davaların niteliği gereği yargılama giderleri genellikle davacı üzerinde bırakılmaktadır. Bu durum, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 747. maddesi uyarınca bir taşınmazın genel yola bağlantısı olmaması veya mevcut yolun yetersiz olması halinde, malikin tam bir bedel karşılığında komşularından geçit hakkı isteme yetkisinden kaynaklanır. Bu hak, mülkiyet hakkını sınırlayan bir irtifak hakkı olmasına rağmen, özünü komşuluk hukukundan alır ve “fedakarlığın denkleştirilmesi” ilkesine dayanır. Bu ilke uyarınca, davacı yol ihtiyacını karşılamak için komşusunun taşınmazından geçit talep ettiğinde, bu durum komşuluk hukukundan kaynaklanan özel bir yükümlülük yaratır. Davalı, yola çıkışı olmayan komşusunun mağduriyetini gidermek adına bir fedakârlıkta bulunmak durumunda kalır. Bu fedakârlığın bir denkleştirmesi olarak, davanın doğası gereği yargılama giderlerinin, yani davayı açan kişinin (davacı) üzerinde bırakılması esastır.
Bu durum, vekalet ücreti takdirinde de kendini gösterir. Normalde davayı kazanan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilirken, geçit hakkı davalarında davacı davasını kabul ettirse dahi, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakıldığından, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmez. Hatta bazı durumlarda, davanın reddi halinde davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, yargılama sırasında dava konusuz kaldığında veya davadan feragat edildiğinde dahi, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi durumu “usul ve yasaya aykırı” bulunabilir ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiği kararları da mevcuttur. Bu durum, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin belirlenmesi ilkesiyle açıklanabilir (HMK 331/1).
İlgili Yargıtay Kararları:
- 7. Hukuk Dairesi 2024/3562 E. , 2024/4559 K. (15.10.2024 tarihli karar): “Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Ancak, mahkemece davalılara ait 143 ada 6 ve 8 parsel malikleri aleyhine açılan dava kabul edilerek bu taşınmazlar üzerinden geçit kurulduğuna göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326 ncı maddesine aykırılık oluşturacak şekilde 143 ada 8 parsel maliklerinden davalı … lehine ayrıca vekalet ücreti takdir edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”.
- 7. Hukuk Dairesi 2024/359 E. , 2024/1127 K. (26.02.2024 tarihli karar): Davacı vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu itirazı üzerine, Hazine’nin harçtan muaf olduğu ve davanın onanmasıyla birlikte davacı aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi 2023/3752 E. , 2023/4072 K. (25.09.2023 tarihli karar): Dava konusuz kaldığında yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir edileceği belirtilmiş ve bu somut olayda davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığı, hükmün düzeltilerek onanması gerektiği belirtilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi 2024/1488 E. , 2024/2561 K. (19.01.2023 tarihli karar): Toplulaştırma işlemi sonucunda davacının geçit ihtiyacının giderildiği bir davada, dava tarihinde davacının geçit ihtiyacının bulunduğu ve davayı açmakta hukuki yararının olduğu tartışmasız olduğundan, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi 2023/3373 E. , 2023/4215 K. (25.09.2023 tarihli karar): “Fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bu ilke uyarınca, davanın niteliği gereği harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve dolayısıyla davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir”.
- 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/3562 Esas, 2024/4559 Karar sayılı kararında, davalı vekilinin, geçit hakkı davalarında vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek mahkemenin davalı lehine vekalet ücreti takdir etmesinin hatalı olduğunu ileri sürmesi üzerine, Daire, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini vurgulamış ve davalı lehine ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 326. maddesine aykırı olduğunu belirtmiştir.
4-Vekalet Ücreti (Kabulde Lehe Hükmedilmez) :
Geçit hakkı davalarının kendine özgü niteliği nedeniyle, yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda özel prensipler uygulanır. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davaların niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalı; davanın kabulünde veya reddinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemelidir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/3562 E. , 2024/4559 K. (15.10.2024): Mahkemece, geçit hakkı tesisine karar verilen bir davada davalılardan biri lehine vekalet ücreti takdir edilmesi doğru bulunmamıştır.
- ◦Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/2014 E. , 2024/3481 K. (13.06.2024): Dahili davalı olarak eklenen kişiler lehine vekalet ücreti takdirinin isabetli olmadığı belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/1488 E. , 2024/2561 K. (13.05.2024): Mera komisyon kararlarının iptali davasında yargılama giderlerinden sorumlu tutulmanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davanın Konusuz Kalması Durumunda: Dava konusuz kaldığında, dava açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri takdir edilir. Eğer davacı dava açmakta haklı ise, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Ancak, davacının dava açmakta haklı olmadığı durumlarda davalı lehine maktu vekalet ücreti takdiri gerekebilir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/3752 E. , 2023/4072 K. (25.09.2023): Konusuz kalan davada, davacının dava açmakta haklı olduğu şeklinde bir sonuca varılamadığında davalı lehine maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir ve bu hata düzeltilerek onanır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/3373 E. , 2023/4215 K. (25.09.2023): Geçit hakkı talebi kabul edilse bile, fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi uyarınca davanın niteliği gereği harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
IV. GEÇİŞ BEDELİ VE TESPİTİ :
1-Tam Bir bedel Karşılığında İstenebilmesi:
TMK’nın 747. maddesi, genel yola bağlantısı bulunmayan taşınmaz malikinin, tam bir bedel karşılığında komşularından geçit hakkı isteyebileceğini hükme bağlamıştır. Bu “tam bedel” ifadesi, geçit hakkının rızai olarak kurulamadığı durumlarda mahkeme kararıyla tesis edilirken, yüklü taşınmaz malikinin mülkiyet hakkındaki kısıtlamaya karşılık olarak alması gereken adil ve eksiksiz tazminatı ifade eder. Amaç, geçit ihtiyacı olan taşınmaza yol sağlanırken, yüklü taşınmaz malikinin mağduriyetini önlemektir.
2-Uzman Bilirkişilerce Belirlenmeli:
Geçit hakkı davalarında “Uzman Bilirkişilerce Belirlenmeli” ilkesi, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 747. maddesi uyarınca belirlenecek tam bedelin adil ve eksiksiz tespit edilmesi için merkezi bir öneme sahiptir. Bu bedelin ve güzergahın tespiti, davanın doğası gereği uzmanlık gerektiren teknik bir konudur ve mahkemeler bu hususta bilirkişi incelemesine başvurmak zorundadır.
Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olup, özünü komşuluk hukukundan alır. Bu nedenle, yol güzergahı belirlenirken ve bedel tespit edilirken “fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi” dikkatten kaçırılmamalıdır. Uzman bilirkişiler, bu prensip doğrultusunda objektif esaslara göre değerlendirme yaparlar.
3-Bedelin Objektif Kıstaslara Göre Tespiti ve Bilirkişinin Rolü:
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü kılınan taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel, taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığıyla objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel, hüküm verilmeden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
Ekonomik Bütünlüğün Korunması ve Bilirkişi Değerlendirmesi
Geçit hakkı tesis edilirken aleyhine geçit kurulan taşınmazın bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmaması önemle üzerinde durulması gereken bir husustur. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse, bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Bilirkişiler, taşınmazın bölünmesi halinde oluşacak zararı da hesaplamalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/3562 E. , 2024/4559 K. sayılı kararında (DAVA TARİHİ : 25.06.2008), mahkemece hükme esas alınan bilirkişiden ek rapor alınarak veya yeniden keşif yapılarak 143 ada 8 parselde kurulacak geçit hakkı tesisi nedeniyle taşınmazın diğer bölümde kalan samanlığın elverişli şekilde kullanılamamasından kaynaklı zararın ve taşınmazın bütünlüğünün bozulması nedeniyle oluşacak değer kaybının hesaplanarak geçit bedeline eklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2025/154 E. , 2025/437 K. sayılı kararında (KARAR TARİHİ : 03.02.2025), geçit hakkı irtifakı kurulan 104 ada 9 parselde taşınmazın ikiye bölünmüş olması nedeniyle değer kaybı hesaplanmamasının ve dahili davalının taşınmazı üzerindeki ağaç ve lavanta bitkisinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişiden ek rapor veya yeniden keşif yapılarak geçit irtifakının eninin 2.5 metre olarak tespit edilmesi, hüküm tarihine yakın ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği bedelin belirlenmesi ve değer kaybının da bedele eklenerek depo edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Objektif Kıstaslar Esas Alınmalı : Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olup, özünü komşuluk hukukundan alır. Bu nedenle, yol güzergahı belirlenirken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Sübjektif Arzulardan Kaçınma: Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ve bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmelidir. (7. Hukuk Dairesi 2024/3562 E. , 2024/4559 K.)
Fedakârlığın Denkleştirilmesi Prensibi: Taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bu, geçit tesisinden en az zarar görecek olan komşunun seçilmesini gerektirir.
Güncel Değer Tespiti (Enflasyon, Değer Değişimi) : Yargıtay, geçit bedelinin belirlenmesinde “güncellik” ilkesine büyük önem vermektedir. Bunun temel nedeni, yargılama sürecinin uzun sürebilmesi ve bu süre zarfında ekonomik koşulların, özellikle de enflasyonun, taşınmaz değerlerini önemli ölçüde etkileyebilmesidir.
Bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir.
Bu gibi durumlarda, “mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.”
Yargıtay kararları, bu prensibi defalarca vurgulamıştır:
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/3562 E., 2024/4559 K. sayılı ve 15.10.2024 tarihli kararında net bir şekilde “geçit bedelinin yargılamada geçen süre nedeniyle paranın satın alma gücündeki azalma gözetilerek karar tarihine yakın tarihteki bedelin belirlenip depo edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir” denilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/828 E., 2021/2757 K. sayılı ve 08.11.2021 tarihli kararında, keşif sonucu belirlenen geçit bedelinin depo edilmediği ve bedelin karar tarihine yakın bir tarihte belirlenmesi gerektiği, bu nedenle yeniden keşif yapılarak güncel bedelin tespiti ve depo edilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/776 E., 2021/3234 K. sayılı ve 25.11.2021 tarihli kararında, keşif tarihinden itibaren uzun bir süre geçmesi ve bu durumun para değerinde değişime yol açması halinde mülkiyet hakkı kısıtlanan malikin mağduriyetini önlemek amacıyla hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, geçit bedelinin hükümden önce depo edilmemesinin doğru olmadığı da belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/1374 E., 2021/3572 K. sayılı ve 08.12.2021 tarihli kararında, 2011 yılı itibarıyla belirlenen geçit bedelinin, temyiz incelemesi tarihine kadar geçen sürede enflasyonda meydana gelen artış nedeniyle güncel bedelin yeniden belirlenmesi amacıyla ek rapor alınması ve belirlenen bedelin depo edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/6176 E., 2022/8045 K. sayılı ve 26.12.2022 tarihli kararında, geçit bedelinin 2013 yılındaki keşif tarihi itibarıyla belirlenmesi ve temyiz tarihine kadar geçen süredeki enflasyon artışı nedeniyle güncel bedelin ek raporla tespit edilip depo edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/6995 E., 2023/1234 K. sayılı ve 02.03.2023 tarihli kararında, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği, geçit bedelinin hüküm tarihine en yakın tarihteki değer üzerinden belirlenip depo edilmesi gerektiği, dava tarihindeki değer üzerinden belirlenmesinin yerinde olmadığı belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/828 E., 2021/2757 K. sayılı ve 08.11.2021 tarihli kararında, yine karar tarihine yakın bir tarihte geçit bedelinin belirlenmesi ve davacıya depo ettirilmesi gerektiği hususunun önemi vurgulanmıştır.
Geçit Bedeli Hükümden Önce Depo Edilmeli : Geçit hakkı, bir taşınmaz mülkiyetine getirilen bir sınırlama olduğundan, bu sınırlamaya katlanmak zorunda kalan yükümlü taşınmaz malikinin mağdur edilmemesi esastır. (7. Hukuk Dairesi 2024/3562 E. , 2024/4559 K.) İşte bu noktada “hükümden önce depo edilmeli” ilkesi devreye girer. Bu ilke, mahkemece belirlenen geçit bedelinin, hükmün verilmesinden önce mahkeme veznesine yatırılmasını zorunlu kılar. (7. Hukuk Dairesi 2024/2267 E. , 2024/3337 K.)
V. TAPUYA TESCİL :
1-Geçit Hakkı ve TMK 748/3 ile Tapuya Tescil İlişkisi:
Geçit hakkı da taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkıdır ve özünü komşuluk hukukundan alır. Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesi, genel yola yeterli geçidi bulunmayan taşınmaz malikine, tam bir bedel karşılığında komşularından geçit hakkı talep etme imkanı tanır.
Kararlarda defalarca vurgulandığı üzere, kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 ve 1012. maddeleri ile Tapu Sicil Tüzüğü’nün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince tapu kütüğünün sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Bu hükmün temel amacı, geçit hakkının bir “ayni hak” olarak üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilmesini sağlamak ve tapu sicilinin aleniyet (açıklık/şeffaflık) ilkesini yerine getirmektir. Yani, bir mahkeme kararıyla kurulan geçit hakkının tapu kaydında görünür olması, bu hakkın güvenilirliğini ve uygulanabilirliğini garanti altına alır.
2-Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 1012’nin Tapu Sicili ile İlişkisi:
Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012. maddesi, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılacağını ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceğini ifade eder. Bu madde, tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilebilecek her beyanın, Kanun’da veya özel kanunlarda bir hükme yer verilmiş olması ya da Tapu Sicili Tüzüğü’nde bir düzenleme yapılmış olması halinde mümkün olduğunu belirtir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilemez. Bu bağlamda, geçit hakkı (TMK 748 m.) gibi belirli hakların tapunun beyanlar sütununa yazılabileceği yasal düzenlemeler arasında sayılmaktadır.
3-Tapu Sicili Tüzüğü m. 30 ve Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 1012 İlişkisi:
TST m. 30, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 748/3 ve 1012. maddeleriyle doğrudan bağlantılıdır. TMK m. 1012, “Beyanlar” başlığı altında, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının tapu kütüğünün beyanlar sütununa yazılacağını ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceğini ifade eder. Bu hüküm, tapu kütüğünün beyanlar sütununda her beyanın gösterilmesinin mümkün olmadığını, bunun ancak Türk Medeni Kanunu’nda, özel kanunlarda veya Tapu Sicili Tüzüğü’nde bu konuda bir hükme yer verilmiş olması halinde mümkün olduğunu belirtir. TST m. 30 da bu bağlamda, irtifak haklarının tescili için yasal dayanaklardan biridir. (7. Hukuk Dairesi 2023/5697 E. , 2024/4614 K.)
Yargıtay, bu tescil şartına uyulmamasının hükmün infaz edilebilirliğini doğrudan etkileyeceğini belirtmektedir. Örneğin, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2024 tarihli, 2023/1004 Esas, 2024/1039 Karar sayılı kararında, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek geçit hakkı kurulsa ve tapuya tesciline hükmedilse bile, bunun “kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline” hükmedilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu husus, kararın bozulmasını gerektirse de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerektiği belirtilmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 14.02.2024 tarihli, 2022/7158 Esas, 2024/811 Karar sayılı kararında da temyiz dilekçesinde TST m. 30’a göre tescil hükmü kurulmadığı ve hükmün infaza elverişli olmadığı itirazı ileri sürülmüştür.
Geçit Hakkının Tescili ve TST m. 30’un Rolü:
Geçit hakkı, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesinde düzenlenen ve genel yola çıkışı olmayan taşınmaz maliklerine tanınan bir irtifak hakkıdır. Bu tür davalar, ülkemizdeki arazi düzenlemesinin henüz tam olarak sağlıklı bir yapıya kavuşmaması ve her taşınmazın yol ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır.
Mahkeme kararı ile kurulan geçit hakkının, TMK’nın 748/3 ve 1012. maddeleri ile Tapu Sicili Tüzüğü’nün 30. maddesi gereğince tapu kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tescil edilmesi zorunludur. Bu tescil, kurulan hakkın ayni nitelik kazanması ve herkese karşı ileri sürülebilir bir hak olması (aleniyet) açısından hayati öneme sahiptir.
4- Özel Sütuna Şerh :
“Özel sütuna şerh” kavramı, tapu kütüğünün belirli bir bölümüne, özellikle irtifak hakları ve taşınmaz yükleri gibi hususların kaydedilmesini ifade eder. Bu, tapu kütüğündeki “beyanlar sütunu” içerisinde irtifak haklarına ayrılmış özel bir alanı işaret eder.
Yasal Dayanağı ve Uygulaması: Kurulan geçit hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 748/3 ve 1012. maddeleri ile yeni Tapu Sicil Tüzüğü’nün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince tapu kütüğünün sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Bu, mahkeme kararlarının infaz edilebilirliği ve hukuki kesinlik açısından büyük önem taşır.
Örnek Yargıtay Kararları:
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/1004 Esas, 2024/1039 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda geçit hakkının sadece “tapuya tesciline” hükmedilmiş olmasının doğru görülmediği, “kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline” hükmedilmesi gerektiği belirtilerek hüküm düzeltilmiştir. Bu karar, tescil işleminin salt “tapuya tescil” şeklinde genel bir ifadeyle değil, tapu kütüğündeki “özel sütununa” tescil şeklinde açıkça belirtilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
- Yine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/220 Esas, 2024/1950 Karar sayılı kararında, Türk Medeni Kanunu’nun 748. maddesi düzenlemesine atıfta bulunularak, doğrudan kanundan kaynaklanan geçit haklarının tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğduğu, ancak sürekli nitelikte olanların beyanlar sütununda gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, “özel sütun” ifadesinin, Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60. maddesinde düzenlenen “beyanlar sütunu” içindeki irtifak haklarına özgü bir bölümü veya bu tür hakların kaydedildiği özel bir alanı ifade ettiğini pekiştirmektedir.
- Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2022/654 Esas, 2023/1784 Karar sayılı kararına göre, mahkeme kararıyla tesis edilen geçit hakkının tapu kaydına işlenmemiş olması bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2023/1004 Esas, 2024/1039 Karar sayılı ilamı ayrıca, kurulan geçit hakkının kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tescil edilmesi gerektiğini ve kararın düzeltilerek onanması gerektiğini belirtir.
VI. ÖZEL DURUMLAR :
1-Karayolları Bağlantısı ve Trafik Güvenliği Bağlamında Geçit Hakkı Tesisindeki Özel Durumlar:
Karayolları Bağlantısı ve Trafik Güvenliği: Geçit hakkı tesisinde, seçilen güzergahın bir karayoluna sınır olması durumunda, bu bağlantının ilgili mevzuat ve can güvenliği açısından tehlike oluşturup oluşturmadığı detaylıca incelenmelidir. Bu konuda Karayolları Genel Müdürlüğü’nden görüş alınması zorunludur.
Risk Değerlendirmesi ve Çözüm Yolları: Karayolları Genel Müdürlüğü’ne başvurularak, belirlenen çıkış noktasının trafik güvenliği açısından uygun olup olmadığı sorulmalıdır. Eğer bir sakınca tespit edilirse, bunun davacının katlanabileceği makul bir harcama ile giderilip giderilemeyeceği ve bunun için ne yapılması gerektiği de araştırılmalıdır.
Alternatif Güzergahlar: Eğer karayoluna çıkış engeli kesin olarak saptanır ve bu engelin giderilmesi mümkün değilse, diğer alternatif güzergahlar üzerinde durulmalıdır. Hiçbir alternatifin mümkün olmaması durumunda davanın reddine karar verilmesi gerekebilir.
Yargıtay Kararları:
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2018 tarihli, 2015/8540 Esas, 2018/1284 Karar sayılı ilamı, geçit hakkı tesisinde karayoluna çıkışın trafik ve can güvenliği açısından tehlike oluşturup oluşturmadığının Karayolları Genel Müdürlüğü’nden sorulması gerektiğini belirtmiştir. Eğer sakınca varsa, bunun davacının katlanabileceği harcama ile giderilip giderilemeyeceği araştırılmalı, mümkün değilse başka alternatifler değerlendirilmelidir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 16.10.2024 tarihli, 2024/2737 Esas, 2024/4601 Karar sayılı ilamında, bilirkişi raporunda belirtilen tüm alternatif güzergahlardan karayoluna bağlantı yapılmasının trafik güvenliği açısından Karayolları 15. Bölge Müdürlüğünce uygun görülmediği ifade edilmiş; mahkemece başka alternatifler bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nden belirlenen alternatiflere ilişkin mevzuat ve can güvenliği görüşü istenerek karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.05.2023 tarihli, 2022/654 Esas, 2023/1784 Karar sayılı ilamında, davacı taşınmazlarının Edirne-İstanbul otoyoluna çıkışının Karayolları Genel Müdürlüğü’nden sorulması gerektiği, çıkışın mümkün olmaması halinde geçit alternatiflerinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2025 tarihli, 2025/154 Esas, 2025/437 Karar sayılı ilamında, Göynük-Nallıhan karayoluna çıkışın mümkün olup olmadığının, inşaat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla karayollarının cevabi yazılarında belirtilen şartların sağlanıp sağlanamayacağının ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği davacı tarafından yaptırılacak inşai faaliyetler ile çıkışın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Taşınmazın mevcut hali ve karayolları mevzuatı gereği ana yola çıkışın mümkün görülmemesi halinde diğer alternatiflerin araştırılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
2-İmar Yolu / Uygulamaları Bağlamında Geçit Hakkı ve Özel Durumlar:
Geçit hakkı tesisinde temel amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla kesintisiz bağlantısını sağlamaktır. Bu durum “kesintisizlik ilkesi” olarak adlandırılır. Yol belirlenirken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ve bu ihtiyacın nasıl karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmelidir. Taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan “fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi” göz ardı edilmemelidir.
İmar Yolu Durumu ve Kamulaştırma: Kararlar, imar uygulamalarının geçit hakkı davaları üzerindeki etkisine özel bir vurgu yapmaktadır. Eğer dava konusu taşınmazlarda imar uygulaması yapılmış ve imar yolu belirlenmişse ancak bu yol fiilen açılmamışsa, geçit hakkı talebi değerlendirilir. İmar yolunun açılıp açılmadığı belirlenmeli, eğer açılıp davacının zorunlu geçit ihtiyacı ortadan kalkmışsa dava reddedilmelidir. Eğer imar yolu açılamamışsa, alternatif güzergahlar belirlenmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 24.12.2018 tarih ve 2016/5590 Esas, 2018/9381 Karar sayılı ilamında, dava konusu taşınmazlarda imar uygulaması yapıldığı ancak imar yolunun fiilen açılmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Bu durumda Belediyeden imar durumu sorulmalı, imar yolu açılıp açılmadığı belirlenmeli, eğer yol açılıp geçit ihtiyacı son bulmuşsa dava reddedilmeli, açılmamışsa alternatif güzergahlar belirlenmelidir.
Bir başka örnekte, Yargıtay, “toplulaştırma” işlemi sonucunda davacıya ait taşınmazın yola sınırının oluştuğu ve geçit hakkı ihtiyacının giderildiği durumlarda, davanın konusuz kaldığına karar verilmesini yerinde bulmuştur. Ancak, dava tarihinde geçit ihtiyacı olduğu için yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2023 tarihli, 2023/458 E., 2023/240 K. sayılı kararı).
Kamu Malları Üzerinden Geçit Hakkı Tesisi: Kamu malları, genellikle geçit hakkı tesisine elverişli değildir. Dere yatakları, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir ve kamu malıdır. Kamu malı niteliğindeki bir yerin kişinin özel yararlanmasına terk edilmesi mümkün değildir.
- Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2024 tarihli, 2023/3991 E., 2024/4507 K. sayılı kararında, mermer ocağı işletmesinin ana yola bağlantısı için talep edilen geçit hakkının orman ve ziraat arazilerinden, orman yolundan veya dere yatağından geçmesinin mümkün olmadığı, bu güzergahların devamlılığının olmadığı ve devlet ormanından zorunlu geçit tesisi için gerekli idari izin alınmadıkça mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddi kararı onanmıştır. Aynı kararda, orman niteliğindeki yerden kişi yararına geçit tesisinin mümkün olmadığı ve kamu yararı ile kişi yararının çatışması durumunda kamu yararına üstünlük tanınması gerektiği vurgulanmıştır.
- Ancak, dere üzerinden köprü ile bağlantı olanağının bulunması halinde, bunun külfeti geçit isteyene yüklenmek suretiyle buralardan da geçit hakkı tesisi mümkündür. Bu durumda mahkemece, ilgili kurumdan (DSİ gibi) görüş alınarak köprü yapımında veya mevcut köprülerden geçitte sakınca olup olmadığı öğrenilmelidir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 08.06.2022 tarihli, 2022/3824 E., 2022/3421 K. sayılı kararı).
- Mera arazilerinden geçit hakkı tesisi de özel durum arz eder. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2023 tarihli, 2022/6019 E., 2023/5968 K. sayılı kararında, talep edilen yerin mera olması nedeniyle davanın reddini savunulmuştu. Mera komisyonu kararlarının iptali davalarında, Mera Kanunu’nun 11 ve 12. maddelerindeki kıstaslara göre ihtiyaç tespiti yapılıp yapılmadığı ve hata olup olmadığı incelenmelidir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2024 tarihli, 2024/1488 E., 2024/2561 K. sayılı kararı). Ayrıca, Hazine adına kayıtlı “tarla” vasfındaki taşınmazların kamu malı niteliğinde sayılmadığı ve geçit irtifakı ile yükümlendirilebileceği belirtilmiştir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2024 tarihli, 2024/359 E., 2024/1127 K. sayılı kararı).
Karayolları Üzerinden Geçit: Karayolları mevzuatı gereği, erişme kontrolü uygulanan karayollarına bitişik taşınmaz sahiplerinin bu yollara doğrudan giriş ve çıkış hakları yoktur.
Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 17.03.2021 tarih ve 2017/5470 E., 2021/1855 K. sayılı ilâmında, karayoluna sınır olan taşınmaz için geçit hakkı talep edildiğinde, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden, geçidin trafik güvenliği açısından tehlike oluşturup oluşturmadığı veya davacının katlanabileceği masraflarla sakıncalarının giderilip giderilemeyeceği sorulmalıdır. Eğer çıkış mümkün değilse veya sakıncaları giderilemiyorsa başka alternatifler değerlendirilmelidir. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 29.03.2021 tarihli, 2020/3937 E., 2021/2028 K. sayılı kararında da Karayolları Genel Müdürlüğü’nden görüş alınmadan eksik incelemeyle karar verildiği belirtilmiştir.
Topografik Koşullar (Eğim, Dere Yatağı) ve Alternatif Güzergahlar: Geçit hakkı tesisinde güzergah belirlenirken, arazinin eğimi, dere yatakları gibi topografik özellikler ve bunların yol yapım maliyetine etkisi önemli rol oynar.
Örnek Karar: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2024 tarihli, 2024/3562 E., 2024/4559 K. sayılı kararında, taşınmazların aşırı eğimli olması nedeniyle bazı yol seçeneklerinin işlevsel olmayacağı, aşırı eğimli olmayan tek seçeneğin ise belli parseller üzerinden olduğu bilirkişi raporlarıyla anlaşılmıştır. Bu tür durumlarda, makul süre ve masraf yapılmak suretiyle eğimli güzergahlardan da yola ulaşım sağlanması mümkünse bu seçenekler de değerlendirilmelidir.
Dere yatakları gibi yerlerden geçiş, kesintisizlik ilkesini zedeler ve kamu malı niteliğinde oldukları için genellikle mümkün değildir. Ancak, köprü gibi yapılarla bağlantı sağlanabiliyorsa, maliyet davacıya yüklenmek suretiyle geçit tesis edilebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 28.09.2023 tarihli, 2023/3979 E., 2023/5258 K. sayılı kararında, tescil harici bırakılmış yoldan geçit tesisi mümkün olmadığı belirtilmiştir.
3-Mecra Hakkı :
Mecra hakları (su, gaz, elektrik) genellikle “geçit hakkı” davaları ile benzer hukuki ilkelere tabi olup, komşuluk hukukundan kaynaklanan bir sınırlamadır.
Hukuki Nitelendirme: Davacı talebi, görünüşte “geçit hakkı tesisi” olsa bile, mahkemece esas dayanak vakıalara göre hukuki nitelendirme yapılması ve talebin “mecra irtifakı tesisi” olarak değerlendirilmesi gerekebilir. Örneğin, bir davada, davacının “geçit irtifakı” talebinde bulunmasına rağmen, asıl amacın TEDAŞ’a ait elektrik hattından elektrik almak için komşu taşınmaz üzerinde elektrik mecra irtifakı tesisi olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bu durumda hukuki nitelendirmede hata yapıldığı ve mecra irtifakı tesisine ilişkin delillerin toplanarak karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (7. Hukuk Dairesi 2024/220 E., 2024/1950 K., 03.04.2024 tarihli kararı).
Mecra İhtiyacının Tespiti: Mecra irtifakı kurulması taleplerinde, öncelikle mecra ihtiyacının varlığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde, mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulması önemlidir.
4-Kuyu Çeşme Değerlendirmesi :
“Kaynak” kavramı, yeraltı suyu kökenli, doğal ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan, özel mülkiyete konu olabilecek nitelikteki suları ifade eder. Yapay yollarla veya ara sıra yeryüzüne çıkan sular kaynak niteliği kazanmaz. Burada kuyu ve çeşmelerin değerlendirilmesi, suyun hukuki niteliği ve kullanım amacına göre farklılık göstermektedir:
Suyun Hukuki Niteliği: Genel Su mu Özel Su mu? Bir taşınmaz üzerinde kaynak hakkı kurulabilmesi için suyun “özel su” niteliğinde olması gerekirken, yeraltı suları gibi “genel sular” bu kapsam dışında değerlendirilir ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamında kabul edilemez.
Özel Su: Tapulu bir taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazi maliki, bu özel su üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir, başkasına irtifak hakkı tanıyabilir veya elatma durumunda dava açabilir.
Genel Su: Kaynaktan çıkan suyun debisi arazinin sınırlarını aşacak kadar bol ise veya malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası kalıyorsa bu su genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Ayrıca, tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman gibi kamu mallarından) çıkan su, debisine bakılmaksızın genel sudur ve kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Yeraltı Suları (Kuyu Suları): Yeraltı suları (sondaj gibi yapay yollarla çıkartılanlar dahil) kamu yararına ait sulardandır. Araziye malik olmak, o arazinin altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Yeraltı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsü, 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu gibi özel kanun hükümlerine tabidir.
5-Orman Alanlari Üzerinden Geçit :
Geçit hakkı tesisinde, güzergahın kamu mülkiyetinde olan yerlerden, özellikle orman alanları gibi özel statülü arazilerden geçip geçmediği önemli bir “özel durum” teşkil eder.
Devlet Ormanları Üzerinden Geçit Hakkı Tesis Edilemez (İdari İzin Olmadıkça):
Kararlar, kural olarak devlet ormanı niteliğindeki yerden kişi yararına geçit tesisi mümkün olmadığını açıkça belirtmektedir. Bir Yargıtay kararında (7. Hukuk Dairesi 2023/3991 E. , 2024/4507 K.), davacı mermer ocağı işletmesinin ana yola bağlantısı için talep ettiği geçit hakkında, “dava konusu parselden çıkıp genel yola kadar olan kısmın orman ve ziraat arazilerinden oluştuğu… devlet ormanından zorunlu geçit hakkı tesisinin ise gerekli idari izin alınmadığı sürece mümkün olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bu durum, kamu yararı ile kişi yararının çatışması halinde kamu yararına üstünlük tanınması gerektiği ilkesiyle de uyumludur. Dolayısıyla, orman vasfındaki araziler üzerinden zorunlu geçit hakkı tesis edilmesi, ilgili idari izinler alınmadığı sürece hukuken olanaklı değildir.
Başka bir davada ise (7. Hukuk Dairesi 2023/3752 E. , 2023/4072 K.), taşınmazın çevresinin ormanla çevrili olduğu anlaşıldığından, mahkemece davacının geçit ihtiyacı içinde olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, orman çevresindeki taşınmazlar için dahi detaylı inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini vurgular.
Orman Sınırları Dışına Çıkarılan (2/B) Alanlar:
Eğer bir taşınmaz, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarılmış ve tapu kaydında “tarla” vasfı ile Hazine adına kayıtlı ise, bu alan artık kamu malı niteliğinde sayılmayıp özel mülkiyete konu olduğundan geçit irtifakı ile yükümlendirilebileceği hususunda bir şüphe bulunmamaktadır. Bu durum, 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/359 E. , 2024/1127 K. sayılı kararında açıkça belirtilmiştir. Bu, arazinin güncel hukuki vasfının belirleyici olduğunu gösterir.
Diğer Kamu Malları (Dere Yatakları, Mera, Karayolları, Tescil Harici Alanlar):
Dere Yatakları: Dere yatakları da kural olarak TMK’nın 715. maddesi kapsamında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, kamu malıdır. Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin özel yararlanmasına terki olanaklı değildir. Ancak geçit ihtiyacı olan taşınmazın genel yola ulaşımını sağlayacak taşınmazlar arasında dere olması, yol ihtiyacının karşılanmasına engel teşkil etmez. Dere üzerinden köprü ile bağlantı olanağının bulunması halinde bunun külfeti, geçit isteyene yüklenmek suretiyle buralardan da geçit hakkı tesisi mümkündür. Bu durum, 7. Hukuk Dairesi’nin 2021/5110 E. , 2023/5696 K. sayılı kararında detaylıca ele alınmıştır. Benzer şekilde, tescil harici bırakılmış kısımlardan geçit tesisi de mümkün değildir (7. Hukuk Dairesi 2024/2267 E. , 2024/3337 K.).
Mera Alanları: Mera Kanunu’nun 11 ve 12. maddeleri uyarınca, mera, yaylak ve kışlakların tespitinde sulama ve geçit yerleri de belirlenir ve halkın ortak yararlanması amacıyla ilgili köy veya belediye tüzel kişiliğine tahsis edilir. Ancak bir taşınmazın mera olması, geçit hakkı tesisi talebinin reddi için bir argüman olarak da ileri sürülebilmektedir. Mera komisyonu kararlarının denetiminde, mera Kanunu’nda belirtilen kıstaslara göre hata olup olmadığı uzman bilirkişilerce araştırılmalıdır.
Karayolları: Erişim kontrolü uygulanan karayollarına bitişik taşınmaz sahiplerinin doğrudan giriş ve çıkış hakları yoktur. Bu tür yollardan geçit hakkı tesisi taleplerinde, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden trafik ve can güvenliği açısından uygunluk görüşü alınmalı, varsa sakıncalarının giderilip giderilemeyeceği araştırılmalıdır (7. Hukuk Dairesi 2025/154 E. , 2025/437 K. ve 7. Hukuk Dairesi 2022/3821 E. , 2023/2704 K.). Eğer çıkış engeli varsa ve giderilemiyorsa başka alternatifler değerlendirilmelidir.
6-Toplulaştırma Çalışmaları :
Geçit hakkı davalarında, taşınmazın genel yola bağlantısının sonradan değişmesi, özellikle toplulaştırma çalışmaları gibi idari işlemler sonucunda ortaya çıkan önemli bir özel durumu teşkil eder.
7. Hukuk Dairesi 2023/3979 E., 2023/5258 K. sayılı Yargıtay kararında bu durum detaylıca ele alınmıştır. Davacı, Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, … Köyü, 113 ada 230 parsel (eski 894 parsel) sayılı taşınmazı lehine geçit hakkı talep etmiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek geçit hakkı tesisine karar vermiştir. Ancak, Yargıtay’ın bozma kararından sonra yapılan yargılamada, toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya ait taşınmazın yola doğrudan sınırının oluştuğu ve bu durumun geçit hakkı ihtiyacını ortadan kaldırdığı tespit edilmiştir. Bu sebeple mahkeme, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.
VII. YARGITAY BOZMA NEDENLERİ :
1-Hukuki Dinlenilme Hakki İhlali :
Hukuki Dinlenilme Hakkı, adil yargılanma hakkının temel bir güvencesidir ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hak, davanın taraflarına, müdahillerine ve yargılamanın diğer ilgililerine kendi haklarıyla bağlantılı olarak bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı, mahkemenin yapılan açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapması ve kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmesi haklarını tanır.
Bu hakkın tamamlayıcısı olarak “silahların eşitliği ilkesi” ve “çelişmeli yargılama ilkesi” de büyük önem taşır. Silahların eşitliği ilkesi, tarafların usule ilişkin haklar bakımından eşit koşullara tabi tutulmasını, yani iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olmalarını ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanmasını gerektirir. Çelişmeli yargılama ilkesi ise, taraflara sunulan kanıtlar ve görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkanı tanır. Bu çerçevede, bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edilmemesi ve bunlara itiraz etme fırsatı verilmemesi, çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali olarak kabul edilmektedir.
2-Eksik Taraf Teşkili :
Aşağıda, “eksik taraf teşkili” ve benzeri usulü eksiklikler nedeniyle verilmiş önemli Yargıtay bozma kararları yer almaktadır:
- Ölü Kişiye Karşı Dava ve Mirasçıların Dahil Edilmesi: Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 16.04.2018 Tarih, 2015/11308 Esas, 2018/3065 Karar: Mahkeme, ölü kişiye karşı dava açılamayacağı gibi, mirasçıları davaya dahil edilmeden de davaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle, davalı olarak gösterilen malikin dava tarihinden önce ölmüş olması nedeniyle asıl davayı husumet yokluğundan reddetmiş, birleşen davada da maliklerin davalı olarak gösterilmemesi nedeniyle husumetin doğru yöneltilmediği sonucuna varılmıştır. Bu durum, taraf teşkili eksikliği nedeniyle bozma sebebidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 01.11.2023 Tarih, 2023/3979 Esas, 2023/5258 Karar: Aleyhine geçit hakkı kurulan yükümlü taşınmaz maliklerinden birinin yargılama devam ederken vefat etmesi ve mirasçılık belgesi temin edilmeksizin, mirasçıları davaya dahil edilmeden karar verilmesi, hukuki dinlenilme hakkına aykırı olup eksik taraf teşkili nedeniyle hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Yapılması gereken, mirasçılık belgesi temin edilerek mirasçıların davaya dahil edilmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasıdır.
- Yargılama Sırasında Malik Değişikliği ve Yeni Maliklerin Dahil Edilmesi: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 05.12.2023 Tarih, 2022/6019 Esas, 2023/5968 Karar: Dava konusu taşınmazların, mahkeme kararının verilmesinden sonra dava dışı üçüncü kişilere satış yoluyla devredildiği tespit edilmiştir. Bu durumda, HMK’nın 125/2. maddesi gereğince işlem yapılması, yeni kayıt malikinin davaya dahil edilerek davayı takip edip etmediğinin sorulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hüküm bozulmuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 16.10.2024 Tarih, 2024/2737 Esas, 2024/4601 Karar: Geçit hakkı verilen taşınmazın yargılama aşamasında davalılardan biri tarafından satın alınması üzerine, diğer davalının taşınmazla ilgisinin kalmadığı anlaşılmasına rağmen adı geçen kişi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunarak hüküm bozulmuştur.
- Yeni Güzergah Tespitinde İlgili Maliklerin Dahil Edilmesi: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 03.04.2024 Tarih, 2024/220 Esas, 2024/1950 Karar: Dava konusu taşınmazlardan birinde (1786 parsel) davacılar dışında hissedarlar bulunduğu, ancak bu hissedarlara husumet yöneltilmeden ve savunmaları alınmadan karar verilmesi, HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil ettiğinden, eksik taraf teşkili nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
- Hukuki Nitelendirme Hatası: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/114 E. – 2024/5367 K. sayılı kararında, davacının talebinin “mecra irtifakı tesisi” olmasına rağmen mahkemece “geçit irtifakı” talebi olarak değerlendirilerek hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır. HMK 33. maddesi uyarınca hukuki niteleme yapmak hakime ait olduğundan, mecra irtifakına ilişkin deliller toplanarak karar verilmesi gerektiğinden hüküm bozulmuştur.
- Kesintisizlik İlkesine Aykırılık ve İlgili Tarafların Davaya Dahil Edilmemesi: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 18.12.2023 Tarih, 2023/4322 Esas, 2023/6342 Karar: Davacının kendi parselleri arasında (74 ada 63 ve 64 parseller) akdi irtifak ile bağlantı sağlanmadan hüküm kurulmuş olması, kesintisizlik ilkesine aykırıdır. Mahkemece güncel tapu kayıtları getirtilerek ve davacı tarafa bu parseller arasında akdi irtifak kurulması için süre verilerek kesintisizlik ilkesine uygun bir karar verilmesi gerektiğinden hüküm bozulmuştur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 02.03.2023 Tarih, 2023/172 Esas, 2023/1183 Karar: Geçit irtifakı kurulan güzergahın her iki taşınmazı da ikiye bölerek ekonomik bütünlüğünü bozması, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırıdır. Taşınmazların ekonomik bütünlüğünü bozmadan, genel yola kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde en uygun alternatiften geçit hakkı tesis edilmelidir.
3-Kesintisizlik İlkesi İhlali :
Yargıtay kararları incelendiğinde, kesintisizlik ilkesinin ihlali çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. İşte bu ihlallere ilişkin örnekler ve Yargıtay bozma kararları:
- Kamu Malı Niteliğindeki Yerlerden Geçit Tesisi ve Dere Yatakları Üzerinden Bağlantı Kurulması: Dere yatakları gibi kamu malı niteliğindeki yerler, kural olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, kişilerin özel istifadesine terk edilemez. Bu tür yerlerden geçit hakkı tesisi, kesintisizlik ilkesinin ihlali anlamına gelir çünkü bu yerler tapuya tescil edilemez ve hukuken özel mülkiyete konu edilemez. Ancak, dere üzerinden köprü gibi yapılarla bağlantı olanağının bulunması halinde, bunun külfeti geçit isteyene yüklenmek suretiyle bu yerlerden de geçit hakkı tesisi mümkün olabilir. Bu durumda, ilgili kurumdan (örneğin DSİ Bölge Müdürlüğü) görüş alınarak bağlantı sürekliliğinin sağlanıp sağlanamayacağı araştırılmalıdır. Mera niteliğindeki parsellerden geçit istenmesi, davanın reddini gerektirebilir. Mera Kanunu’na göre tahsis edilen alanların geçit yeri olarak tespiti ve tahsisi için komisyonun ihtiyaç tespitinde hata yapıp yapmadığı uzman bilirkişilerce belirlenmelidir. Hazine’ye ait “tarla” vasfındaki özel mülkiyete konu taşınmazlar ise geçit irtifakı ile yükümlendirilebilir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 18.04.2019 Tarih, 2018/3958 Esas, 2019/3601 Karar: Su arkı üzerinde geçit tesisi, kesintisizlik ilkesine aykırı bulunmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 17.03.2021 Tarih, 2017/5470 Esas, 2021/1855 Karar: Mahkemece, davacıya ait taşınmazın yola sınırdaş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yol konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla karayollarının şartlarının sağlanıp sağlanamayacağı ve inşaat faaliyetleri ile çıkışın mümkün olup olmadığının tespiti, mümkün değilse diğer alternatiflerin araştırılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Ayrıca, tescil harici çalılıktan geçit irtifakı tesis edilemeyeceği de gözetilmelidir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 19.12.2018 Tarih, 2016/3770 Esas, 2018/9214 Karar: Davacılar adına kayıtlı 288 parsel sayılı taşınmazın batı ve güney sınırında yola ulaşımı engelleyen su kanalı bulunduğu ancak fen bilirkişi raporunda yola bağlantı sağlayacak seçenekler belirtilirken bu hususun değerlendirilmediği, kanal üzerinden geçit kurulup kurulamayacağının ilgili kurumdan sorulmadığı görülerek hüküm bozulmuştur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 14.10.2024 Tarih, 2023/3991 Esas, 2024/4507 Karar: Davalıya ait taşınmazdan çıkıp genel yola kadar olan kısmın orman ve ziraat arazilerinden oluşması, tüm alternatif yol güzergahlarının orman arazisine, orman yoluna veya dere yatağına çıkması ve devamlılığın kesintiye uğraması nedeniyle davanın reddi uygun bulunmuştur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 05.12.2023 Tarih, 2022/6019 Esas, 2023/5968 Karar: Mera niteliğindeki parselden geçit hakkı tesisine karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
- Yararlanan Taşınmazın Kendi İçindeki Bağlantısının Sağlanmaması: Geçit hakkı talep eden taşınmazın, genel yola bağlanmadan önce, aynı malikin diğer taşınmazları arasında akdi irtifak kurulması gerekiyorsa, bu bağlantının sağlanması önemlidir. Aksi takdirde, genel yola kadar uzanan kesintisiz bir yol oluşmaz. Davacıya ait parseller ayrı ayrı bağımsız olarak değerlendirilmeli ve her bir parsel yararına kesintisiz bağlantı sağlanmalıdır.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 17.01.2019 Tarih, 2016/10903 Esas, 2019/497 Karar: Davacılara ait 1777 parsele kadar geçit tesis edildiği, ancak 1780 ve 1784 parsellerle bağlantı sağlanmadığı, kesintisizlik ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, davacılara ait parseller arasında akdi irtifak tesisi için süre verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 18.12.2023 Tarih, 2023/4322 Esas, 2023/6342 Karar: Davacıya ait parseller arasında (örneğin 74 ada 63 ve 64 parseller) akdi irtifak ile bağlantı sağlanmadan hüküm kurulmuş olması kesintisizlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
- Güzergahın Genel Yola Kesintisiz Bağlantıyı Sağlamaması veya Eksik İnceleme Yapılması: Geçit hakkı, ihtiyaç içindeki taşınmazı genel yola kesintisiz olarak bağlamalıdır. Yol saptanırken, tüm alternatifler objektif esaslara göre değerlendirilmeli, fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gözetilmeli ve en az zarar veren, en az maliyetli ve en kısa güzergah tercih edilmelidir. Özellikle, mevcut bir yola bağlantı kurulamıyorsa veya tehlike oluşturuyorsa (örneğin karayolu bağlantısı), diğer alternatiflerin araştırılması zorunludur. Taşınmazın bölünmemesi ve ekonomik bütünlüğünün bozulmaması önemlidir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.10.2024 Tarih, 2024/3562 Esas, 2024/4559 Karar: Mahkemece fen bilirkişisi raporuna ekli krokide gösterilen yerden geçit kurulurken gerekçesi yeterince açıklanmadan 143 ada 8 No.lu parsel ikiye bölünerek ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulması, lehine geçit istenen 5 No.lu parselin batısında kalan ve doğusundaki alternatif yolların araştırılmaması bozma nedeni sayılmıştır. Ayrıca geçit irtifakının 143 ada 8 parselin ekonomik bütünlüğünü bozduğu gözetilmeden geçit irtifakı bedelinin hesaplanması da hatalı bulunmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 25.09.2019 Tarih, 2016/13889 Esas, 2019/5832 Karar: Davacılara ait parseller lehine, güneydeki araba yoluna bağlantı sağlanabilecek şekilde, parselleri bölmeyecek alternatif geçit hakkı kurulup kurulamayacağının araştırılmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 02.03.2023 Tarih, 2022/6157 Esas, 2023/1224 Karar: Geçit irtifakı kurulan güzergahın her iki taşınmazı da ikiye bölerek ekonomik bütünlüğünü bozması, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırıdır. Ekonomik bütünlüğü bozmayacak alternatifler araştırılmalıdır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 27.09.2023 Tarih, 2023/3373 Esas, 2023/4215 Karar: Güncel tapu kayıtları getirilmeden ve pasif tapu kayıtları üzerinden hüküm kurulması infaza elverişli değildir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 23.03.2021 Tarih, 2019/2466 Esas, 2021/2028 Karar: Karayolları Genel Müdürlüğü’nden davacının taşınmazlarından otoyola çıkışının mümkün olup olmadığının sorulması, mümkün olmaması halinde geçit alternatiflerinin değerlendirilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi bozma nedenidir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 15.10.2020 Tarih, 2016/17881 Esas, 2020/6288 Karar: Geçit irtifakı olarak tesis edilen güzergah üzerinde davalı tarafından yapılan demir kapı nedeniyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerektiği, davacının taşınmazında bulunan duvarın yükseltilmesi ve üzerine çit yapılması iddiasının hoşgörü sınırları içinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
- Güzergahtaki Engellerin Değerlendirilmemesi ve Alternatiflerin Araştırılmaması: Geçit tesis edilecek güzergahta eğim, su kanalı, duvar, ağaç gibi engellerin bulunması durumunda, bu engellerin makul süre ve masraf ile giderilip giderilemeyeceği, başka alternatiflerin olup olmadığı bilimsel ve objektif kriterlere göre araştırılmalıdır. Özellikle karayolu bağlantısının trafik güvenliği açısından uygun olup olmadığı Karayolları Genel Müdürlüğü’nden sorulmalıdır.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 07.04.2016 Tarih, 2014/17174 Esas, 2016/4203 Karar: Mahkemece, kot farkı olduğu belirtilen güzergahtan iş makineleriyle makul süre çalışma ve masraf yapılmak suretiyle yola çıkma olanağının ayrıntılı şekilde açıklanmaması ve diğer alternatiflerin araştırılmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 03.10.2024 Tarih, 2023/4834 Esas, 2023/5693 Karar: Geçit hakkı kurulan güzergahın, daha önce geçit hakkı kurulmuş yerlerden tesis edilerek fedakarlığın denkleştirilmesi prensibinin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 05.06.2024 Tarih, 2024/2322 Esas, 2024/3220 Karar: Mahkemece, daha büyük yüzölçümlü parseller üzerinden geçit kurulması tercih edilmesi gerektiği belirtilmiş, derede taşma olması durumunda mahsullerin zarar göreceği endişesi ve daha uygun güzergahların araştırılması talebi değerlendirilmelidir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 26.11.2020 Tarih, 2017/30 Esas, 2020/7824 Karar: Güzergah üzerinde bulunan yaşları 80 ila 100 arasında değişen 12 adet yetişmiş ve verimli zeytin ağacının kesilmesi gerekliliği durumunda, menfaat dengesi gözetilerek eğimli alternatiflerin makul süre ve masraf ile iş makineleriyle yol açılmasının uygun olup olmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 02.05.2019 Tarih, 2016/11717 Esas, 2019/3930 Karar: Eğim nedeniyle uygun olmadığı belirtilen güzergahın eğim miktarının, kot farkının ve iş makineleriyle çalışma yapılıp yapılamayacağının araştırılmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 25.03.2024 Tarih, 2024/638 Esas, 2024/1740 Karar: Geçit için patika yolunun motorlu araç ve traktör geçişine uygun olup olmadığının, ayrıca güzergah üzerindeki çam ve meyve ağaçları dikkate alınmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Fedakarlığın Denkleştirilmesi İlkesi İhlalleri:
- Taşınmazın Ekonomik Bütünlüğünün Bozulması:
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/3562 E. , 2024/4559 K. (15.10.2024 tarihli karar): Mahkemece 143 ada 8 parselin ikiye bölünerek ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulması ve samanlığın kullanılamamasından kaynaklı zararın hesaplanmaması bozma nedeni sayılmıştır. Yargıtay, zorunluluk bulunmadıkça aleyhine geçit kurulacak taşınmazın bölünmemesi gerektiğini vurgulamıştır.
- 7. Hukuk Dairesi, 2022/6157 E. , 2023/1224 K. (02.03.2023 tarihli karar): 102 ada 54 ve 55 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit tesis edildiği ancak kurulan güzergahın her iki taşınmazı da ikiye bölerek ekonomik bütünlüğünü bozması, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırı bulunmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 2017/4839 E. , 2020/2260 K. (26.02.2020 tarihli karar): Yüzölçümü oldukça küçük olan 33 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasının, bu parselin ekonomik kullanımını zorlaştıracağı gerekçesiyle diğer alternatiflerin araştırılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
- Geçit Bedelinin Güncel Değerine Göre Belirlenmemesi:
- 7. Hukuk Dairesi, 2023/4943 E. , 2024/404 K. (23.01.2024 tarihli karar): On yıl önce yapılan keşif sonucu belirlenen geçit bedelinin hatalı olduğu, karar tarihine en yakın tarihteki bedelin hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/2267 E. , 2024/3337 K. (10.06.2024 tarihli karar): Geçit bedelinin dava tarihi (2014) itibarıyla belirlenmesinin fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırı olduğu, hükmün temyizen incelendiği tarihe kadar geçen süre zarfındaki enflasyon artışı gözetilerek güncel bedelin yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 2019/186 E. , 2019/6774 K. (17.10.2019 tarihli karar): Keşif tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar paranın satın alma gücündeki azalma nedeniyle fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği, karar tarihine en yakın rayiç değerin belirlenmesi ve depo ettirilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
- Alternatif Güzergahların Yeterince Araştırılmaması ve En Az Zarar İlkesi İhlali:
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/4314 E. , 2024/5687 K. (12.12.2024 tarihli karar): Geçit güzergahı üzerinde verimli zeytin ağaçları bulunması ve kesilmesi durumunda menfaat dengesinin bozulacağı, eğimli alternatiflerde dahi iş makineleriyle makul süre ve masrafla yol açmanın uygun olup olmadığının araştırılması gerektiği, TMK 748’deki geçici girme hakkı gibi diğer imkanların da değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 2015/16867 E. , 2018/4482 K. (08.06.2018 tarihli karar): Kot farkı olduğu belirtilen güzergahta iş makineleriyle makul süre çalışma ve masraf yapılmak suretiyle yola çıkış olanağının bulunup bulunmadığının ayrıntılı açıklanmaması ve taşınmazın ekonomik değerini düşürecek şekilde geçit tesisinden kaçınılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
5-Parsel Bütünlüğünün Bozulması:
Ekonomik Kullanım Bütünlüğünün Bozulması ve Zarar Hesaplanmaması:
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 07.04.2016 tarihli ve 2014/17174 Esas, 2016/4203 Karar: Mahkemece 143 ada 8 No.lu parselin ikiye bölünerek ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulması ve samanlığın kullanılamamasından kaynaklı zararın hesaplanmaması, ayrıca başka yerden geçit hakkı tesis edilemeyeceğinin kesin olarak tespit edilmesi halinde bunun nedeninin kararın gerekçesinde açıklanmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- 7. Hukuk Dairesi, 02.03.2023 tarihli ve 2022/6157 Esas, 2023/1224 Karar: Kurulan geçit güzergahının 102 ada 54 ve 55 parsel sayılı taşınmazları ikiye bölerek ekonomik bütünlüğünü bozması, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırı bulunmuştur. Mahkemece, taşınmazların ekonomik bütünlüğünü bozmadan geçit seçeneklerinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
- 7. Hukuk Dairesi, 03.02.2025 tarihli ve 2024/638 Esas, 2024/1740 Karar: Geçit hakkı irtifakı kurulan 104 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ikiye bölünmesi nedeniyle taşınmazda oluşacak değer kaybının ayrıca hesaplanarak geçit irtifakı bedeline eklenmesi ve depo edilmesi gerekirken, bu durumun göz ardı edilmesi bozma nedeni sayılmıştır. Ayrıca, geçit irtifakının genişliğinin (4 metre) gerekçesiz belirlenmesi de doğru görülmemiştir.
- Alternatif Güzergahların Yetersiz Araştırılması ve Küçük Parsellere Aşırı Yükleme:
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 26.02.2020 tarihli ve 2017/4839 Esas, 2020/2260 Karar: Yüzölçümü oldukça küçük olan 33 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasının, bu parselin ekonomik kullanımını oldukça zorlaştıracağı gerekçesiyle diğer alternatiflerin (daha büyük parsellerden geçit) araştırılması gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 25.09.2019 tarihli ve 2016/13889 Esas, 2019/5832 Karar: Davacı parselleri lehine, güneydeki araba yoluna bağlantı sağlanabilecek şekilde, güneydeki parseller üzerinden, parselleri bölmeyecek şekilde geçit hakkı kurulup kurulamadığı araştırılmadan karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
6-Hükme Esas Alınan Raporun Yetersizliği :
- *Alternatif Güzergahların Yetersiz Araştırılması ve Gerekçesiz Reddi: Bilirkişiler, geçit ihtiyacını karşılayacak en uygun güzergahı belirlerken, diğer alternatifleri de detaylı bir şekilde incelemeli ve neden uygun olmadıklarını bilimsel ve objektif gerekçelerle açıklamalıdır. Eğimli arazilerde yol yapma imkanı, maliyeti gibi teknik hususlar raporda ayrıntılı olarak yer almalıdır.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 08.06.2018 tarihli ve 2015/16867 Esas, 2018/4482 Karar (Bugünkü 7. Hukuk Dairesi kararları arasında referans gösteriliyor): Kot farkı olduğu belirtilen güzergahta iş makineleriyle makul süre çalışma ve masraf yapılarak yola çıkış olanağının bulunup bulunmadığının ayrıntılı şekilde açıklanmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 25.09.2019 tarihli ve 2016/13889 Esas, 2019/5832 Karar: Davacı parselleri lehine, güneydeki araba yoluna bağlantı sağlanabilecek şekilde, güneydeki parseller üzerinden, parselleri bölmeyecek şekilde geçit hakkı kurulup kurulamayacağı araştırılmadan karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Yeniden keşif yapılması gerekirken dosya üzerinden alınan ek rapora göre hüküm kurulması hatalı bulunmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 23.03.2021 tarihli ve 2019/2466 Esas, 2021/2028 Karar: Karayolları Genel Müdürlüğü’nden davacının otoyola çıkışının mümkün olup olmadığının sorulmaması, mümkün değilse alternatiflerin değerlendirilmemesi bozma nedeni olmuştur.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 19.12.2018 tarihli ve 2016/3770 Esas, 2018/9214 Karar: Hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli ve elverişli olmaması; yola ulaşımı engelleyen su kanalı bulunduğu halde bu hususun değerlendirilmemesi, kanal üzerinden geçit kurulup kurulamayacağının ilgili kurumdan sorulmaması, kuzeydeki kadastral yol seçeneklerinin araştırılmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- Parsel Bütünlüğünün Bozulması ve Değer Kaybının Hesaplanmaması: Aleyhine geçit kurulan taşınmazın bölünerek ekonomik bütünlüğünün bozulmaması ve oluşan zararın tazmini önemlidir.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 07.04.2016 tarihli ve 2014/17174 Esas, 2016/4203 Karar: 143 ada 8 No.lu parselin ikiye bölünerek ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulması ve samanlığın kullanılamamasından kaynaklı zararın hesaplanmaması, başka yerden geçit hakkı tesis edilemeyeceğinin kesin olarak tespit edilmesi halinde nedeninin gerekçede açıklanmaması bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 02.03.2023 tarihli ve 2022/6157 Esas, 2023/1224 Karar: Kurulan geçit güzergahının 102 ada 54 ve 55 parsel sayılı taşınmazları ikiye bölerek ekonomik bütünlüğünü bozması, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine aykırı bulunarak bozulmuştur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 03.02.2025 tarihli ve 2024/638 Esas, 2024/1740 Karar: Geçit hakkı irtifakı kurulan 104 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ikiye bölünmesi nedeniyle oluşacak değer kaybının ayrıca hesaplanarak geçit bedeline eklenmesi ve depo edilmesi gerekirken, bu durumun göz ardı edilmesi bozma nedeni olmuştur. Ayrıca geçit irtifakının genişliğinin (4 metre) gerekçesiz belirlenmesi de doğru görülmemiştir.
7-Güncel Değer Tespiti Yapılmaması :
Aşağıda, “güncel değer tespiti yapılmaması” ilkesinin ihlali nedeniyle Yargıtay’ın verdiği bazı bozma kararları ve bu kararların dayandığı prensipler yer almaktadır:
- 7. Hukuk Dairesi 2024/3562 E. , 2024/4559 K., Mahkemece, geçit irtifakının tesis edilmesiyle 143 ada 8 parselin ekonomik bütünlüğünün bozulduğu ve taşınmazın diğer bölümünde kalan samanlığın elverişli kullanılamamasından kaynaklı davalıların zararının ve taşınmazın bütünlüğünün bozulması nedeniyle oluşacak değer kaybının hesaplanarak geçit bedeline eklenmediği. Ayrıca, yargılamada geçen süre nedeniyle paranın satın alma gücündeki azalma dikkate alınarak karar tarihine yakın tarihteki bedelin belirlenip depo edilmesi gerekirken eski bir değer üzerinden karar verilmesi doğru görülmemiştir. Genel yaklaşım, Fedakarlığın denkleştirilmesi, karar tarihine yakın yeni bir değer tespiti, taşınmazın bütünlüğünün korunması ve muhdesat (samanlık gibi) değer kaybının hesaba katılmasıdır.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 17.10.2019 tarih 2019/186 E., 2019/6774 K., 4.7.2014 tarihinde yapılan keşif ile belirlenen geçit hakkı bedelinin, keşif tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar geçen sürede paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma (enflasyon) nedeniyle güncel rayiç değerinin yeniden belirlenip depo ettirilmemesi. Genel yaklaşım, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, hüküm tarihine en yakın tarihteki güncel değerin tespiti ve bedelin depo edilmesidir.
- 7. Hukuk Dairesi 2024/2267 E. , 2024/3337 K., Davalı, tespit edilen geçit bedelinin düşük kaldığını ve rayiç bedelin çok altında olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay, bu itiraz üzerine, geçit bedelinin dava tarihi olan 2014 yılı itibarıyla belirlenmesi ve temyiz inceleme tarihine kadar geçen süredeki enflasyon artışı sebebiyle güncel bedelin yeniden belirlenmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor alınması veya yeniden keşif yapılması gerektiğini belirtmiştir. Genel yaklaşım, fedakarlığın denkleştirilmesi, hüküm tarihine yakın güncel bedel tespiti ve enflasyon etkisinin dikkate alınması.
- 7. Hukuk Dairesi 2023/4943 E. , 2024/404 K., Davalı vekili, on yıl önce yapılan keşif sonucu düzenlenen rapora göre geçit bedelinin belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay, kararında doğrudan bozma nedeni olarak belirtmese de, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi kapsamında bedelin güncel olması gerektiği vurgulanmıştır. Özellikle “bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda … hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır” prensibi hatırlatılmıştır.
- 7. Hukuk Dairesi 2025/154 E. , 2025/437 K., Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi’nin önceki bozma ilamında belirtilen “hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır” gereklerine uyulmaması. Ayrıca, geçit hakkı nedeniyle taşınmazın ikiye bölünmesi durumunda oluşacak değer kaybının hesaplanarak geçit bedeline eklenmemesi. Genel yaklaşım, hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti, fedakarlığın denkleştirilmesi, taşınmazın bölünmesinden kaynaklanan değer kaybının hesaba katılmasıdır.
8- İnfaza Elverişsiz Hüküm :
- Güncel Olmayan Tapu Bilgileri / Pasif Kayıtlar Üzerinden Hüküm Kurulması: Taşınmazların imar uygulamaları veya kadastro yenilemeleri (3402 sayılı Kanun’un 22-a maddesi) nedeniyle ada ve parsel numaralarının değişerek tapu kayıtlarının pasif hale gelmesi durumunda, güncel tapu kayıtları temin edilerek yeni duruma göre hüküm kurulmalıdır. Aksi takdirde, hüküm infaza elverişli olmaz.
- Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi, 08.09.2020 tarih, 2021/1605 E., 4668 K.: Hükme esas alınan tapu kayıtları ve krokisinin yenileme nedeniyle pasif hale gelmesi üzerine, kurulan hükmün infaza elverişli olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 20.06.2023 tarih, 2023/176 E., 2023/3455 K. sayılı kararı: Güncel tapu bilgileri üzerinden infaza uygun hüküm kurulması gerekirken taşınmazların mahalle değişiklikleri dikkate alınmadan güncel olmayan tapu bilgileri üzerinden hüküm tesis edilmesi hatalı bulunmuştur.
- 7. Hukuk Dairesi 27.09.2023 tarih, 2023/3752 E., 2023/4072 K.: Davacı ve davalı taşınmazlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22-a maddesi gereğince yenileme görerek pasif hale geldiği ve ada/parsel numaralarının değiştiği tespit edilmiştir. Güncel tapu kayıtları getirtilmeden pasif kayıtlar üzerinden infaza uygun olmayacak şekilde hüküm kurulması bozma sebebi sayılmıştır.
- Belirsiz veya Şartlı Hüküm Kurulması / Kısa ve Gerekçeli Karar Çelişkisi: HMK’nın 297/2 maddesi gereği, hükmün açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde olması gerekir. Bu ilkeye aykırı, şartlı veya belirsiz hükümler infaza elverişsizdir. Ayrıca, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki bulunması da kararın infazında tereddüt oluşturur.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.10.2024 tarih, 2024/3562 E., 2024/4559 K.: Depo edilen geçit bedelinin ödenmesi hususunda uyuşmazlığa neden olacak şekilde şartlı hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 20.11.2023 tarih, 2023/4634 E., 2023/5538 K.: Mahkemece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiği anlaşıldığından, kararın infazında tereddüt oluşturacağı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
9-Davanın Konusuz Kalması Durumu :
Bir davanın konusuz kalması, davanın açıldığı tarihte var olan talep nedeninin, yargılama sürecinde ortadan kalkması anlamına gelir. Geçit hakkı davalarında bu durum çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir:
- Toplulaştırma İşlemleri Sonucu Geçit İhtiyacının Karşılanması: Kararlarda belirtildiği üzere, toplulaştırma işlemleri sonucunda davacının geçit ihtiyacının karşılandığı anlaşıldığında, dava konusuz kalır ve davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir. Ancak bu durumda, dava tarihinde davacının hukuki yararının bulunduğu kabul edildiğinden, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunur ve bu durum bozma nedenidir. (7. Hukuk Dairesi 2022/6666 E. , 2023/349 K. , 7. Hukuk Dairesi 2022/6666 E. , 2023/349 K.)
- Fiili Durumun Değişmesi: Bir başka örnekte, tapuda yol olarak terk edilen bir parselin daha sonra kamulaştırılarak “yol” olarak terkin edilmesi durumunda, mahkemece değişen fiili durumun göz önünde bulundurulması ve geçit ihtiyacının yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu durum da davanın konusunu etkileyebilir. (7. Hukuk Dairesi 2021/8449 E. , 2022/366 K.)
- Yargılama Sürecinde Geçit İmkânının Ortaya Çıkması: Toplulaştırma çalışmaları neticesinde zeminde mevcut yol sayesinde dava konusu taşınmazın geçit imkânına sahip olduğunun tespit edilmesi halinde, karar verilmesine yer olmadığına karar verilebilir. (7. Hukuk Dairesi 2024/2630 E. , 2024/3865 K.)
Davanın konusuz kalması durumunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 331. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri takdir ve hükmedilir.
SONUÇ :
Geçit hakkı davaları, Türk hukuk sisteminde, arazilerin yol ihtiyacının sağlıklı bir düzenlemeye kavuşturulamamasından kaynaklanan zorunlu bir müessese olarak önemli bir yer tutmaktadır. Bu davaların temel amacı, genel yola bağlantısı olmayan (mutlak geçit ihtiyacı) veya mevcut yolu yetersiz olan (nispi geçit ihtiyacı) taşınmazların genel yolla kesintisiz bir bağlantısını sağlamaktır. Bu hak, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 747. maddesi uyarınca tesis edilen ve komşuluk hukukundan kaynaklanan, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkıdır.
Geçit Hakkı Davalarındaki Genel Eğilim: Geçit hakkı davalarında genel eğilim, yol ihtiyacının sübjektif arzulardan ziyade, objektif esaslara uygun olarak, en uygun komşu ve en az zarar prensibiyle karşılanmasıdır. “Fedakârlığın denkleştirilmesi” prensibi, bu davaların temelini oluşturur ve hem lehine geçit tesis edilecek malikin ihtiyacını karşılarken hem de aleyhine geçit tesis edilecek malikin mülkiyet hakkındaki kısıtlamadan kaynaklanan mağduriyetinin adil ve eksiksiz tazmin edilmesini hedefler. Uygulamada, keşifler ve bilirkişi incelemeleriyle alternatif güzergahlar titizlikle araştırılmalı; eğim, maliyet, işlevsellik, kamu malı niteliği gibi faktörler detaylıca değerlendirilmelidir. Yargıtay’ın çok sayıda bozma kararı, bu davaların teknik ve hukuki açıdan ne denli karmaşık ve hassas olduğunu açıkça göstermektedir.
Yargıtay’ın Son Yıllardaki Yaklaşımının Evrimi: Yargıtay, geçit hakkı davalarında son yıllarda daha detaycı ve mülkiyet hakkını daha titizlikle koruyan bir yaklaşım sergilemektedir:
- Fedakârlığın Denkleştirilmesi ve Güncel Değer Odaklılık: Yargıtay, yüklü taşınmaz malikinin uğrayacağı zararın, taşınmazın ekonomik bütünlüğünün bozulması, samanlık gibi muhdesatın kullanılamaması ve hatta enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücündeki azalma gibi tüm unsurları kapsayacak şekilde, hüküm tarihine en yakın tarihteki güncel değerler üzerinden hesaplanmasını ve depo edilmesini şart koşmaktadır.
- Kesintisizlik İlkesine Vurgu ve Kamu Malları Hassasiyeti: Geçit hakkının genel yola aralıksız bir bağlantı sağlaması esastır. Dere yatakları, orman, mera gibi kamu malları üzerinden geçit tesisi, kural olarak mümkün değildir; ancak köprü gibi bağlantı olanağı varsa külfetin geçit isteyene yüklenmesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü’nden gerekli izin ve görüşlerin alınması gibi özel durumlar mevcuttur.
- Eksiksiz Taraf Teşkili ve Hukuki Dinlenilme Hakkı: Yargıtay, dava açıldığı tarihteki tüm maliklerin, yargılama sırasındaki mülkiyet devirlerinin ve mirasçıların davaya usulüne uygun dahil edilmesini “hukuki dinlenilme hakkı”nın bir gereği olarak görmektedir. Eksik taraf teşkili, en sık rastlanan bozma nedenlerinden biridir.
- Bilirkişi Raporlarının Kapsam ve Nitelikleri: Mahkemelerin hüküm kurarken dayanacağı bilirkişi raporlarının tüm alternatif güzergahları araştırması, topografik zorlukların (eğim, kot farkı) iş makineleriyle makul maliyetle giderilip giderilemeyeceğini teknik olarak açıklaması ve taşınmaz bütünlüğünün bozulması durumunda bunun zorunluluğunu bilimsel verilerle gerekçelendirmesi beklenmektedir. Bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edilerek itiraz hakkı tanınması da silahların eşitliği ilkesi gereğidir.
- Tapuya Tescilin Önemi: Kurulan geçit hakkının, TMK’nın 748/3 ve 1012. maddeleri ile Tapu Sicili Tüzüğü’nün 30. maddesi gereğince tapu kütüğünün sayfasında ayrılan “özel sütununa” tescil edilmesi, hakkın ayni nitelik kazanması ve infaz edilebilirliği açısından kritik öneme sahiptir.
Uygulamacılara Yönelik Nihai Tavsiyeler:
- Kapsamlı Ön İnceleme Yapın: Dava açmadan önce veya yargılama sırasında, talep konusu taşınmazın ve çevresindeki parsellerin güncel tapu kayıtlarını, imar durumlarını, toplulaştırma bilgilerini ve tüm alternatif güzergahları detaylıca araştırın. Özellikle kamu malı niteliğindeki yerler (orman, dere, mera, karayolu) üzerinden geçişlerde idari izin gerekliliğini göz önünde bulundurun.
- Taraf Teşkilini Titizlikle Sağlayın ve Denetleyin: Davada geçit hakkı tesis edilecek tüm taşınmaz maliklerinin (paydaşlar, mirasçılar, yeni malikler dahil) doğru ve eksiksiz bir şekilde davaya dahil edildiğinden emin olun. Yargılama boyunca taraf değişikliklerini takip ederek yeni malikleri davaya dahil edin (HMK m. 125/2). Eksik taraf teşkili, davanın en temel bozma nedenidir.
- Ayrıntılı ve İnfaza Elverişli Bilirkişi Raporları Hazırlatın: Bilirkişi raporlarının, sadece bir güzergahı belirlemekle kalmayıp, tüm alternatifleri, bunların fiziksel (eğim, kot farkı) ve ekonomik etkilerini, yüklü taşınmazın bütünlüğüne etkisini ve oluşacak tüm zararları (değer kaybı, muhdesat) güncel değerlerle bilimsel ve gerekçeli olarak açıklamasını sağlayın. Raporda, geçit hakkının genişliği, güzergahın krokisi ve bedel hesabı açıkça belirtilmelidir.
- Geçit Bedelinin Güncelliğini ve Depo Edilmesini Sağlayın: Geçit bedelinin, hüküm tarihine en yakın güncel rayiçlere göre belirlendiğinden ve karar verilmeden önce mahkeme veznesine tam olarak depo edildiğinden emin olun. Enflasyon ve değer değişimleri nedeniyle eski tarihli keşif raporlarına itiraz etmekten çekinmeyin.
- Kararın Hukuki Nitelendirmesine ve İnfaza Elverişliliğine Dikkat Edin: Mahkemenin talebi doğru hukuki nitelendirdiğinden emin olun (örn. geçit hakkı mı mecra irtifakı mı). Hüküm fıkrasında, geçit hakkının tapu kütüğünün “özel sütununa tescil edileceği”nin açıkça belirtildiğinden emin olun. Şartlı hükümlerden kaçının ve gerekçeli kararın kısa kararla çelişmemesini sağlayın.
- Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti Konusunda Bilinçli Olun: Geçit hakkı davalarında yargılama giderlerinin davacı üzerinde kalmasının ve davanın kabulü halinde dahi davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmeyebileceğinin özel bir durum olduğunu unutmayın. Davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre belirlendiğini göz önünde bulundurun.
Bu tavsiyeler, geçit hakkı davalarının karmaşık yapısında daha sağlam adımlar atmanıza ve yargılama sürecini etkin bir şekilde yönetmenize yardımcı olacaktır.
Geçit Hakkı Davaları için Yargıtay’ın güncel kararlarıyla hazırlanmış hukuk rehberine ulaşmak için tıklayın.
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?